Kelimeler arşivinde; içinde "peçe" olan, toplam 29 tane kelime bulunuyor. İçerisinde peçe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu peçe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında peçe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SAKALPEÇETESİ
PEÇELİTAVUK, YENİPEÇENEK, SAÇPEÇETESİ
PEÇELENMEK, TEPEÇEKİCİ, PEÇELLEMEK
PEÇELMASI, PEÇELEMEK, PEÇETESİZ, PEÇELENME, ÇEPEÇEVRE, PEÇENEKÇE
PEÇETELİ, PEÇELEME
PEÇESİZ, PEÇEREZ, PEÇERİZ, SİPEÇEN, PEÇENEK
PEÇELİ, PEÇEÇE, PEÇETE, PEÇENE, PEÇEYH
PEÇEL, PEÇET, PEÇEK
PEÇE
Kadınların sokakta yüzlerine örttükleri ince siyah örtü, nikap. Maske, sır, giz.
PEÇELİTAVUK
İspenç tavuğu.
YENİPEÇENEK
Ankara ilinde, Sincan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
PEÇETELİ
Peçetesi olan.
PEÇELENMEK
Peçeleme işi yapılmak.
PEÇETESİZ
Peçetesi olmayan.
ÇEPEÇEVRE
Bütün yanlarını kuşatan. Bütün yanlarını kuşatacak biçimde, fırdolayı.
SAÇPEÇETESİ
Berberlerin tıraş sırasında kullandıkları omuzları da örten beyaz önlük. (Bursa).
PEÇELLEMEK
Bir işi beceremeyip bozmak.
PEÇELEME
Peçelemek işi.
PEÇENEKÇE
Peçenek Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan.
SAKALPEÇETESİ
Sakal tıraşı yapılırken kullanılan beyaz önlük. (Bursa).
PEÇELMASI
Yazın yetişen kırmızı renkli bir çeşit elma.
PEÇELENME
Peçelenmek işi.
PEÇELEMEK
Bir şeyi örtmek. Gizlemek. Uzaktan seçilmesin diye bir şeyin üzerine ağaç dalı, çalı vb. şeyler örtmek, alalamak, kamufle etmek.
TEPEÇEKİCİ
Çivinin tepesini düzeltmeye yarayan ufak çekiç.
Bu bölümde tanımı içerisinde PEÇE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GİZLEMEK
Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak. Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir şeyi bulunduğu çevreye uydurmak, alalamak, peçelemek, kamufle etmek. Bilerek ve isteyerek bir olguyu haber vermemek.
MAKARA
Üzerine iplik, tel, şerit vb. sarılan, kenarları çıkıntılı, ekseni boyunca delik silindir, bobin. Sürme kapak rayları üzerinde hareket edecek biçimde metal veya plastikten yapılmış değişik tiplerdeki sürme kapak aleti. Bir yükün yukarıya kaldırılmasını sağlayan araç. Ağır yüklerin kaldırılma ve indirilmesinde kullanılan, birbirine paralel iki veya daha çok tabla arasında dönen, kenarı çepeçevre oluklu tekerlek veya tekerleklerden oluşmuş mekanik alet.
SIKMAK
Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak. Yalan söylemek. Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek. Sıkıntı vermek. Baskı altına almak, üzmek, bunaltmak, zorlamak. Dar gelmek. Silahla ateş etmek. Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak.
SARMAK
Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek. Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek. Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak. Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak. Hoşuna gitmek, zevkini okşamak. Kucaklamak. Yumak yapmak. Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek. Sarılıp tırmanmak. Sözle saldırmak, tedirgin etmek. Saldırmak, hücum etmek. Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek. Örtmek. Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak. Dolayında yer almak. Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak.
PEÇELİ
Yüzünü örtmek için peçe takmış olan.
PEÇESİZ
Yüzünü örtmek için peçe takmamış olan.
BÜRGÜ
Baş örtüsü. Çarşaf. Atkı. İnce perde. Havanın bunaltıcı sıcak zamanı. Çarşaf, çar. Yeldirme. Örtü, peçe. Arabanın üzerine gerilen tente. Kadınların örtündüğü örtü. Kadın örtüsü, ferace. Üzerine görüntü düşürmeye yarayan kumaş, cam ya da ışılışıldar düzlem gereç. Bir aygıtı ya da bir yeri mıknatıssal ve elektriksel alanlardan yalıtmak için kullanılan demir engel. Çarşaf, atkı.
BÜRİKLİ
Peçeli.
SERVİS
Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti. Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı. Burada görevli kimselerin tümü. Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü. Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer. Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu. Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer.
KAP
İçi gaz, sıvı veya katı herhangi bir maddeyi alabilen oyuk nesne. Türlü şeylerin taşınması veya saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. Kadınların giydiği kolsuz üstlük. Kapak, cilt. Kap kacak. Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılmış olan bir tür üst giysisi.
BİLEZİKLEME
Tazının bileğinde çepeçevre açılan yara.
AKKAYA
Su geçirmiyen, gri renkli,killi toprak, kaolen. "Ak" ve "kaya" sözlerinden oluşan bir isim". Adana şehri, Feke ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Adana kenti, Kozan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Ankara şehri, Ayaş belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Ankara ilinde, Peçenek nahiyesine bağlı bir bölge. Çorum şehri, İskilip belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Çorum ili, Kargı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Düzce ili, Akçakoca ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Eskişehir ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Giresun ilinde, Dereli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Giresun şehri, Espiye ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Hakkâri şehrinde, Çığlı nahiyesine bağlı bir bölge. Kastamonu şehrinde, İhsangazi ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Kütahya şehri, Gediz ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Muğla ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Ordu kenti, Çatalpınar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Rize ili, Ardeşen belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Sakarya şehri, Geyve ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Sivas kenti, Hafik ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Sivas kenti, İmranlı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Sivas şehrinde, Ulaş belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Trabzon ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Zonguldak şehrinde, Ereğli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KUCAKLAMAK
Kollarla sarıp göğüs üzerine bastırmak. İçine almak veya çepeçevre sarmak, kuşatmak. Kucağına almak, kucağında taşımak.
KAPLAMAK
Her yanını örtmek, istila etmek. Doldurmak. Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek. Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak. Doldurmak. Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak. Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak. Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak. Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek. Çepeçevre sarmak, kuşatmak.
PEŞKİR
Genellikle pamuk ipliğinden dokunmuş ince havlu. Yemek yerken kullanılan, el kurulanan, büyük mendil biçiminde pamuk veya keten bez, peçete.
NİKAP
Yüz örtüsü, peçe.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
FIRDOLAYI
Çepeçevre.
SÜNNET
Hz. Muhammed'in Müslümanlarca uyulması gerekli sayılan davranışları ve herhangi bir konuda söylemiş olduğu söz. Sünnet düğünü. Erkek çocukta, erkeklik organının ucundaki derinin çepeçevre kesilmesi.
İSKELE
Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.