Kelimeler arşivi içinde; başında "peri" olan, toplam 151 adet kelime bulunmaktadır. peri ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu peri ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde peri olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PERİKARDİYOSENTEZ
PERİKARDİYEKTOMİ, PERİKOLESİSTİTİS, PERİPANKREATİTİS
PERİENSEFALİTİS, PERİFOLİKÜLİTİS, PERİKARDİYOTOMİ, PERİPROSTATİTİS, PERİTONSİLLİTİS
PERİBRONŞİOLİT, PERİKOLANJİTİS, PERİLARİNGİTİS, PERİMENİNGİTİS, PERİÖZOFAGİTİS, PERİURETERİTİS, PERİVASKULİTİS
PERİARTERİTİS, PERİBRANŞİYAL, PERİENTERİTİS, PERİGASTRİTİS, PERİHEPATİTİS, PERİKOLONİTİS, PERİKONDRİYUM, PERİMİYELİTİS, PERİODONTİTİS, PERİOOFORİTİS, PERİPROKTİTİS, PERİSİNUSİTİS, PERİSPLENİTİS, PERİSSODAKTİL, PERİTONEOPATİ, PERİYEYUNİTİS
PERİARTRİTİS, PERİDENTİTİS, PERİFARİNJAL, PERİFRENİTİS, PERİKARDİTİS, PERİKARDİYAK, PERİKARDİYUM, PERİMETRİTİS, PERİMETRİYUM, PERİNEFRİTİS, PERİODONTİUM, PERİOSTRAKUM, PERİOVARİTİS, PERİPATETİST, PERİPATETİZM, PERİPLÖRİTİS, PERİREKTİTİS, PERİSİSTİTİS, PERİSTALTİZM, PERİTRİCHİDA, PERİVASKÜLER, PERİYHDİRMEK, PERİYOSTEMİN
PERİBRONŞİT, PERİDİDİMUS, PERİFERİYAL, PERİHDİRMEK, PERİHEPATİK, PERİKOLİTİS, PERİKTİRMEK, PERİKTURMEK, PERİODONTAL, PERİODONTUM, PERİORŞİTİS, PERİOSTİTİS, PERİPNÖMONİ, PERİSTALTİK, PERİSTİLYUM, PERİTEKTOİD, PERİTONİTİS, PERİTRİCHİA, PERİVİSERAL
PERİBACASI, PERİKARDİT, PERİKARYON, PERİKLEMEK, PERİLİKARİ, PERİMİSYUM, PERİMİZYUM, PERİNEFRİK, PERİNÖRYUM, PERİOSTEUM, PERİŞANLIK, PERİTEKTİK, PERİTRİKÖZ, PERİYAKTOY
PERİBLAST, PERİCELİK, PERİÇEHRE, PERİDOTİT, PERİFERAL, PERİFERİK, PERİFİTON, PERİHEMAL, PERİKARYA, PERİLİMFA, PERİNATAL, PERİNİŞAN, PERİNÖRAL, PERİPATUS, PERİPLAST, PERİTONİT, PERİYHMEH, PERİYHMEK, PERİYODİK
PERİDERM, PERİDYUM, PERİFERİ, PERİHMEK, PERİKARD, PERİKARP, PERİKART, PERİKMEK, PERİNEUM, PERİPETİ, PERİSARK, PERİSİKL, PERİSKOP, PERİSTOM, PERİŞANİ, PERİTMEK, PERİTOMİ, PERİTREM, PERİTRİK
PERİANT, PERİCAN, PERİCİK, PERİDOT, PERİFER, PERİGON, PERİHAN, PERİLTİ, PERİNUR, PERİOST, PERİSİT, PERİŞAN, PERİTON, PERİVEŞ, PERİYOT, PERİZAT
PERİDE, PERİLİ, PERİRU, PERİZE
PERİÇ, PERİK, PERİM, PERİZ
PERİ
PERİ
Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, hayal ürünü varlık. Çok güzel, alımlı, becerikli kadın.
PERİKARDİYOTOMİ
Kalp kesesine kesit yaparak perikart boşluğunu açma.
PERİLARİNGİTİS
Gırtlağı saran dokuların yangısı.
PERİFOLİKÜLİTİS
Kıl foliküllerinin çevresinde yangı hücrelerinin bulunması.
PERİTONSİLLİTİS
Bademciği saran dokunun yangısı.
PERİÖZOFAGİTİS
Yemek borusunu saran dokuların yangısı.
PERİURETERİTİS
Üreteri saran dokuların yangısı.
PERİMENİNGİTİS
Pakimeningitis.
PERİBRONŞİOLİT
Bronşçukları saran dokuların yangısı.
PERİKARDİYEKTOMİ
Kalp kesesinin bir bölümünün cerrahi işlemle uzaklaştırılması.
PERİPANKREATİTİS
Pankreası saran dokuların yangısı.
PERİKARDİYOSENTEZ
Genellikle kalp kesesinde sıvı toplanıp toplanmadığını anlamak için kalp kesesine yapılan punksiyon, perikardiyal punksiyon.
PERİPROSTATİTİS
Prostat çevresindeki dokuların yangısı.
PERİENSEFALİTİS
Beyin yüzeyinin yangısı.
PERİKOLESİSTİTİS
Safra kesesini saran dokuların yangısı.
PERİKOLANJİTİS
Safra kanalları çevresindeki yangı.
Bu bölümde tanımı içerisinde PERİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇEVRE
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.
HARAP
Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş, yıkkın, viran. Çok sarhoş. Bitkin, yorgun, perişan.
BARÇAK
Kılıç kabzasının siperi.
AÇIKAĞIZ
Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris).
ARİSTOTELESÇİ
Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist.
HAKLAMAK
Bozmak, perişan etmek, yenmek. Yiyip bitirmek. Kırmak, bozmak.
GEÇİŞME
Geçişmek işi. Yarı geçirgen bir çeperin iki yanına yerleştirilmiş, derişikliği farklı iki sıvıdan oluşan yer değiştirme olayı, hulul, ozmoz. Moleküllerin kinetik enerjileri sebebiyle çok yoğun bir bölgeden az yoğun bir bölgeye hareketleri, difüzyon.
DAMPERLİ
Damperi olan.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
DÖNEM
Belli özellikleri olan zaman parçası, periyot. Bir çağ içinde belli özellikleri olan sınırlı süre. Yarıyıl. Yasama meclisinin iki seçilişi arasındaki süre, devre.
BAŞEKSPERLİK
Başeksper olma durumu. Başeksperin yaptığı iş.
HARAPLAŞMAK
Harap duruma gelmek, viran olmak, perişan olmak.
ÇEPERLİ
Çeperi olan, çeperle çevrili bulunan.
BERBAT
Kötü. Darmadağın, bakımsız, perişan, viran. Çirkin, beğenilmeyen. Bozuk.
HAYALET
Gerçekte var olmadığı hâlde bazen görüldüğü sanılan peri, hortlak vb. görüntüler. Belli belirsiz görülen şey, gölge. Çok zayıf kimse.
DEVİR
Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası. Dönme, dönüş. Bir hareket, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılmış olan başka hareketlerden oluştuğunda hareketlerin her biri veya bunların yapılması için geçen her zaman aralığı, periyot. Bir görevin bir kimseden bir başkasına geçmesi. Aktarılma. Bir malın mülkiyetini veya bir mal üzerindeki hakkı bir başkasına geçirme. Sürekli ve düzenli değişme, çevrim. Dolaşma.
DARIFÜLFÜL
Doğu Hint Adaları'nda yabani olarak yetişen, tırmanıcı, meyveleri 6 santimetre uzunluğunda, 7 milimetre çapında, koni biçiminde, açık esmer renkli, yakıcı ve keskin lezzetli, iştah açıcı bir bitki (Fructus Piperis longi).
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
BALÇAK
Kabza. Kabzanın demir siperi.