PARI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "parı" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. parı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu parı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde parı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

PARILDATMAK, PARILDAYICI

10 harfli kelimeler

PARILDAMAK, PARILDATMA, PARILDAYIK, PARILDAYIŞ, PARILTISIZ

9 harfli kelimeler

PARILAMAK, PARILDAMA, PARILTILI

7 harfli kelimeler

PARILTI

4 harfli kelimeler

PARI

Bazı kelimelerin anlamları

PARI

Az, azıcık. Para.

PARILAMAK

Parlamak.

PARILDAYIŞ

Parıldama işi.

PARILDAYICI

Parıldama özelliği veya niteliği bulunan madde.

PARILTISIZ

Parlaklığı olmayan.

PARILDAMA

Parıldamak işi.

PARILTI

Parıldama, göze çarpan parlaklık.

PARILDAYIK

Yıldırım.

PARILDATMAK

Parıldamasını sağlamak.

PARILDATMA

Parıldatmak işi.

PARILDAMAK

Işık saçmak, parlamak. Gelişmek, yükselmek.

PARILTILI

Parlaklığı olan, parıldayan, ışıltılı, yalabık.

  -   -   -  

Anlamında PARI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PARI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EĞİÇ

Yemiş koparırken dalları çekmeye veya kovandan bal almaya yarayan araç.

IŞILAK

Parıltı.

IŞILATMAK

Parıldatmak.

IŞILTI

Hafif ışık, ışıntı, parıltı. Bir şeyin ışıldarken saçtığı ışık.

FLAŞ

Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı. İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber). Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba. Gösterişe, ilgiye düşkün. Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı. Ünlü, gözde.

FOYA

Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altlarına konan ince metal yaprak.

BALKIR

Parıltı. Şimşek.

IŞILDAMAK

Titrek, parlak bir ışık saçmak, parıldamak.

KOÇAN

Marul, lahana vb. sebzelerde yaprakların çıktığı sert gövde. Mısırın tanelerini taşıyan, üzeri yaprakla sarılı, püsküllü meyvesi. Belge, izin belgesi. Defter biçimindeki makbuz ve biletlerin zımbalı bölümü koparıldıktan sonra cilde bağlı kalan parçası. Mısırın taneleri atıldıktan sonra kalan sert bölüm. Tapu senedi.

BALKIMAK

Parlamak, parıldamak. Şimşek çakmak. Organ, kesik kesik ağrımak, sancımak. Su halkalanmak, dalgalanmak.

GÜMÜŞLENMEK

Gümüşle kaplanmak. Gümüş gibi parıldamak.

IŞIK

Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb.

ÇİÇEKLİK

Koparılmış çiçekleri koymaya yarar kap. Eski evlerde süs eşyası konulan raflı duvar oyuğu. Çiçek saksılarını koymaya veya çiçek yetiştirmeye ayrılmış yer. Çiçeğin üzerinde çanak, taç ve öteki organlarının bulunduğu parça.

KAPTIRMAK

Bir şeyin ele geçirilmesine, kapılmasına yol açmak. Elinden kaçırmak. Yanlış bir davranış sonucu birine uygun imkânı sağlamak, fırsat vermek. Vücudun herhangi bir organı, bir kaza sonucunda makine tarafından ezilmek veya koparılmak.

KOPARILMA

Koparılmak işi.

FİŞ

Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç. Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge. Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri. Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey. Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası. Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz.

GÜMÜŞSERVİ

Ayın suya yansımasıyla oluşan parıltılı görünüm.

ISIRILMAK

Dişleri arasında sıkılmak veya koparılmak.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

EROZYON

Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri ya da bir yerden başka bir yere taşınması olayı, aşınma, aşınım, itikâl. Değer veya saygınlık kaybetme.