İçinde PARI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "parı" olan, toplam 29 tane kelime bulunuyor. İçerisinde parı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu parı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında parı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ÇAPARIZLANMAK

12 harfli kelimeler

KOPARINILMAK, HOPARIVERMEK, KOPARIVERMEK

11 harfli kelimeler

KOPARIVERME, PARILDATMAK, PARILDAYICI

10 harfli kelimeler

PARILDAYIŞ, ÇAPARIZLIK, PARILTISIZ, PARILDATMA, PARILDAMAK, PARILDAYIK, KOPARILMAK

9 harfli kelimeler

PARILAMAK, PARILTILI, PARILDAMA, KOPARILMA

8 harfli kelimeler

YILPARIK

7 harfli kelimeler

ÇAPARIS, APARICI, PARILTI, KOPARIŞ, PARPARI, SOYPARI, YAPARIH, ÇAPARIZ

6 harfli kelimeler

SIPARI

Bazı kelimelerin anlamları

PARI

Az, azıcık. Para.

PARILDATMA

Parıldatmak işi.

ÇAPARIZLIK

Güçlük, çapraşıklık.

PARILAMAK

Parlamak.

KOPARINILMAK

Kaldırılmak, ayırdılmak.

ÇAPARIZLANMAK

Güç, karışık bir hale gelmek.

PARILDAYICI

Parıldama özelliği veya niteliği bulunan madde.

KOPARIVERMEK

Ansızın veya çabucak koparmak.

KOPARILMAK

Koparma işi yapılmak.

PARILDAMAK

Işık saçmak, parlamak. Gelişmek, yükselmek.

PARILTISIZ

Parlaklığı olmayan.

HOPARIVERMEK

Alıvermek.

PARILDAYIŞ

Parıldama işi.

PARILDAYIK

Yıldırım.

PARILDATMAK

Parıldamasını sağlamak.

KOPARIVERME

Koparıvermek işi.

  -   -   -  

Anlamında PARI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PARI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

IŞILDAMAK

Titrek, parlak bir ışık saçmak, parıldamak.

EĞİÇ

Yemiş koparırken dalları çekmeye veya kovandan bal almaya yarayan araç.

BALKIMAK

Parlamak, parıldamak. Şimşek çakmak. Organ, kesik kesik ağrımak, sancımak. Su halkalanmak, dalgalanmak.

ISIRILMAK

Dişleri arasında sıkılmak veya koparılmak.

GÜMÜŞLENMEK

Gümüşle kaplanmak. Gümüş gibi parıldamak.

KAPTIRMAK

Bir şeyin ele geçirilmesine, kapılmasına yol açmak. Elinden kaçırmak. Yanlış bir davranış sonucu birine uygun imkânı sağlamak, fırsat vermek. Vücudun herhangi bir organı, bir kaza sonucunda makine tarafından ezilmek veya koparılmak.

IŞILAK

Parıltı.

FİŞ

Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç. Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge. Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri. Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey. Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası. Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz.

IŞILATMAK

Parıldatmak.

IŞIK

Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb.

KOPARILMA

Koparılmak işi.

FLAŞ

Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı. İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber). Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba. Gösterişe, ilgiye düşkün. Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı. Ünlü, gözde.

FOYA

Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altlarına konan ince metal yaprak.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

GÜMÜŞSERVİ

Ayın suya yansımasıyla oluşan parıltılı görünüm.

BALKIR

Parıltı. Şimşek.

EROZYON

Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri ya da bir yerden başka bir yere taşınması olayı, aşınma, aşınım, itikâl. Değer veya saygınlık kaybetme.

IŞILTI

Hafif ışık, ışıntı, parıltı. Bir şeyin ışıldarken saçtığı ışık.

KOÇAN

Marul, lahana vb. sebzelerde yaprakların çıktığı sert gövde. Mısırın tanelerini taşıyan, üzeri yaprakla sarılı, püsküllü meyvesi. Belge, izin belgesi. Defter biçimindeki makbuz ve biletlerin zımbalı bölümü koparıldıktan sonra cilde bağlı kalan parçası. Mısırın taneleri atıldıktan sonra kalan sert bölüm. Tapu senedi.

ÇİÇEKLİK

Koparılmış çiçekleri koymaya yarar kap. Eski evlerde süs eşyası konulan raflı duvar oyuğu. Çiçek saksılarını koymaya veya çiçek yetiştirmeye ayrılmış yer. Çiçeğin üzerinde çanak, taç ve öteki organlarının bulunduğu parça.