PARAK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "parak" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. parak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu parak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde parak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

PARAKERATOZİS, PARAKIRMIZISI

11 harfli kelimeler

PARAKORTEKS

10 harfli kelimeler

PARAKANTOM, PARAKETACI

9 harfli kelimeler

PARAKENDE

8 harfli kelimeler

PARAKAMI, PARAKETA, PARAKETE, PARAKRİN

7 harfli kelimeler

PARAKON

5 harfli kelimeler

PARAK

Bazı kelimelerin anlamları

PARAK

Karışık, taranmamış (saç, tüy, yün): Koyunun tüyü parak olmuş. Hayvanların yazın konulduğu yer, ağıl.

PARAKORTEKS

Lenf yumrusunda timüs kökenli lenfositlerin bulunduğu bölüm.

PARAKAMI

Evlerde ateş yakılan yer, ocak. Evlerde ateş yakılarak çevresinde oturulan yer.

PARAKERATOZİS

Hiperkeratozis.

PARAKETE

Geminin saatteki hızını anlamak için kullanılan araç.

PARAKIRMIZISI

p-nitroanilinden elde edilen anilin kırmızısı bir boya.

PARAKANTOM

Epidermisin dikensi tabakasından gelişen tümör.

PARAKETACI

Paraketa ile balık avlayan kişi.

PARAKENDE

Antalya şehrinde, Taşağıl bucağına bağlı bir yer.

PARAKRİN

Hücrelerden salgılandığında komşu hücreleri etkileyen maddelerin faaliyeti.

PARAKETA

Geminin saatteki hızını anlamak için kullanılan araç. Üzerinde yüzlerce iğneli köstek bulunan uzun balık oltası. Birden fazla balığın avcılığında durgun sularda kullanılan, su yüzeyi ile su zemin arasında uygun pozisyonlarda yerleştirilerek avcılık yapan, başı ve sonu şamandıralı, üçlü veya beşli yemli olta takımlarının bir araya gelmesinden oluşan pek çok üniteyi içeren, çok iğneli oltalar, barigat, paragat.

PARAKON

Sebatik veya suksinik asit ve etilen veya propilen glikol içeren yağ ve ısıya karşı dirençli sentetik kauçuğun ticari adı.

  -   -   -  

Anlamında PARAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PARAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DÜĞÜMLEMEK

Düğüm yapmak. Düğüm yaparak bağlamak.

FAULLÜ

Faulü olan, faul yapmış olan. Faul yaparak.

AKTARMALI

Aktarma gerektiren. Aktarma yaparak.

ÇAĞILDAMAK

Sular akarken taşlara, kayalara çarparak "çağıl çağıl" ses çıkarmak.

EĞİTMEK

Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak, terbiye etmek. Belli bir konuda yetiştirme. Hayvanı istenilen davranışları yapabilecek biçimde yetiştirmek.

ÇAĞILTI

Suyun, akarken taşlara, kayalara çarparak çıkardığı sesin adı.

DARBECİ

Vuran, çarpan kimse. Darbe yaparak yönetime el koyan kimse.

EBRULAMAK

Ebru yaparak boyamak.

DESENLEMEK

Desen yaparak çizmek.

BÜĞEMEK

Önüne bent yaparak suyu toplamak.

GİDİMLİ

Bir tasarımdan ötekine geçerek, çıkarımlar yaparak, bir önermeden ötekine mantıksal bir yolla ilerleyip parçalardan bütünlüğü olan bir düşünce kuran (düşünce yolu).

ÇANGIRDAMAK

Düşerek veya birbirine çarparak gürültü çıkarmak.

ÇALKALAMAK

Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak. İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek. Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak. Sağlığının bozulmasına yol açmak. Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek. Kuluçka yumurtalarını çevirmek.

ANAFORLAMAK

Yolsuzluk yaparak kazanç elde etmek.

FİİLEN

Gerçekten. Gerçekten yaparak, çalışarak.

ANAFORDAN

Yolsuzluk yaparak.

DERLEMEK

Seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek, tedvin etmek. Düzgün bir biçimde toplamak.

CADI

Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak. Çok güzel göz. Kötülük yaparak başkalarına zarar veren kadın.

BASMAK

Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.

BÜZMEK

Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek. Kısmak.