Kelimeler arşivi içinde; başında "paha" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. paha ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu paha ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde paha olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PAHALILAŞTIRMAK
PAHALILAŞTIRMA
PAHALANDIRMAK
PAHALILAŞMAK, PAHALILANMAK, PAHALANDIRMA
PAHALILAŞMA, PAHALILANMA, PAHALLANMAK
PAHAMLAMAK, PAHALANMAK
PAHALILIK, PAHALANMA, PAHALTAŞI, PAHALYOLU, PAHACILIK
PAHALICA, PAHALLIK
PAHAMLI
PAHARA, PAHALI, PAHACI
PAHAL, PAHAK, PAHAÇ, PAHAA, PAHAR
PAHA
PAHA
Değer, fiyat, eder.
PAHALILAŞMA
Pahalılaşmak işi.
PAHALILIK
Bir şeyin fiyatının yüksek olması durumu veya pahalı olma durumu. Fiyatların genel olarak yükselmesi, fiyat artışı.
PAHALILANMA
Pahalılanmak durumu.
PAHALILAŞTIRMAK
pahalılaşma işini yaptırmak.
PAHAMLAMAK
İri iri dikiş dikmek, oyulgamak.
PAHALILANMAK
Pahalanmak.
PAHALILAŞTIRMA
Pahalılaştırmak işi.
PAHALYOLU
Tarlanın ortasındaki kumlu ve çorak yer.
PAHALANDIRMA
Pahalandırmak işi.
PAHALILAŞMAK
Pahalanmak.
PAHALLANMAK
Karışıklık çıkarmak, ara bozmak. Uğraştırılmak, oyalanmak.
PAHALTAŞI
Dokuma tezgahlarında ipleri birbirinden ayırmak amacıyla kullanılan yumruk büyüklüğündeki taş. (Senir Sincanlı Afyonkarahisar).
PAHALANMA
Pahalanmak işi.
PAHALANDIRMAK
Pahalanma işini yaptırmak.
PAHALANMAK
Pahalı duruma gelmek, fiyatı artmak, pahalılaşmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde PAHA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇÖREKLENMEK
Yılan halka durumunda kıvrılıp toplanmak. Bir yerde, orada yaşayanları rahatsız etme pahasına sürekli kalmak, yerleşmek. Çökmek, çömelmek. Rahat bir biçimde yayılıp oturmak. Bir duyguyu güçlü ve sürekli olarak duymak.
EDER
Fiyat, paha, değer.
KAYIRMAK
Koruyarak başarısını sağlamak, elinden tutmak, himmet etmek. Birini, başkalarının veya işin zararı pahasına tutmak. Birine haksız yere kolaylıklar sağlamak, iltimas etmek.
KAZIKLANMAK
Bir malı değerinden çok pahalıya almak, alışverişte aldatılmak. Kazığa oturtulmak.
DİYET
İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal, kan pahası, kan parası, kefaret. Sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim.
PAHALICA
Biraz pahalı.
PAHACILIK
Pahacı olma durumu.
KAZIKLAMAK
Bir tarla veya arsanın sınırını belirtmek için kazık çakmak. Kazık cezasına çarptırmak. Bir malı, bir kimseye değerinden çok pahalıya satmak, alışverişte aldatmak.
FİYAT
Alım veya satımda bir şeyin para karşılığındaki değeri, eder, paha. Bir mal veya iş gücü için uygun görülen para karşılığı. Bir değer ile para birimi arasındaki ilişki.
ENFLASYON
Para şişkinliği. Pahalılık. Gereğinden fazla artış, şişkinlik.
İSTİFÇİLİK
İstifçinin yaptığı iş. İleride bulunmayacağı veya pahalılaşacağı düşüncesiyle çok mal yığarak piyasada sıkıntıya yol açma, stokçuluk.
GİRANBAHA
Pahada ağır, değerli.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
KAZIKÇI
Alışverişte aldatan, pahalı mal satan kimse.
BİÇMEK
Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.
FİYATLI
Fiyatı olan. Pahalı.
FİYATLANMAK
Bir şeyin fiyatı yükselmek, pahalılaşmak.
MASRAFLI
Çok masraf gerektiren, pahalıya çıkan.
DÖVİZZEDE
Bankalara dövizle borçlanıp borcunu ödeyemeyerek edindiği malı yok pahasına elinden çıkarmak zorunda kalan kimse.
PAHACI
Pahalı mal satan kimse.