Sonu OYUNCAK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "oyuncak" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oyuncak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında oyuncak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oyuncak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

OYUNCAK

Oyun aracı. Önemsiz ve kolay iş. Başkaları tarafından bir araç gibi kullanılan, hiçe sayılan güçsüz kimse.

BOYUNCAK

Boyunduruk. Ağrı ili, Taşlıçay ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

  -   -   -  

Anlamında OYUNCAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OYUNCAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEBEK

Meme ya da kucak çocuğu. Sevgi bildiren bir seslenme sözü. Göz bebeği. Plastik, tahta, bez vb.nden yapılmış olan insan biçiminde oyuncak.

HACIYATMAZ

Yere nasıl bırakılırsa bırakılsın, dibinde bulunan ağırlık sebebiyle dik bir durum alan oyuncak. Güç durumlarda çıkarı için kişiliğinden özveride bulunarak kendini çabucak toparlamayı beceren kimse.

KAPSÜL

Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde. Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar. Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk. Şişe kapağı. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç. Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatinden kap.

BÖDÜ

Ördek. Deve yavrusu. Kavun, karpuz kabuğuna ip bağlanarak yapılan oyuncak. Çorba içine atılan fasulye, nohut. Kaz (Kaman), karşılığı bodu.

BALLE

Ketenden yapılan ve 120-150 kg. pamuk alabilen büyük çuval. Boğa gibi iri olan erkek sığır. Beylik sığır. Oyuncak araba tekerleklerinin sacdan yapılmış çerçevesi. Halıyı çevirmek için kullanılan demir çengel. Ak öküz. Denk, balya, yük.

BOBBAK

Çocuk dilinde meyve, yuvarlak oyuncak.

ATLIKARINCA

Yere dikilmiş bir eksen çevresinde döndürülen askılara takılı oyuncak at, uçak vb.nden oluşan bir eğlence aracı. Uzun bacaklı, iri, kara bir çeşit karınca.

DÜLDÜL

Mekanik olarak çalışan oyuncak çocuk arabası. Hz. Ali'ye Hz. Muhammed tarafından armağan edilen binek hayvanının adı. Modası geçmiş araç. At. Eski otomobil.

UÇURTMA

Uçurtmak işi. Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış, genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan, iple bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak.

BIZBİLİK

Çocukların ağaç dallarından yapıp, oynadıkları sivri uçlu oyuncak.

RÜZGARGÜLÜ

Rüzgârların yönünü ve adını gösteren levha. Kâğıdın özel bir biçimde katlanmasıyla yapılmış olan ve rüzgârın etkisiyle dönen bir oyuncak.

CICIH

Güzel. Süs. Söğüt ve kavakların meyvesinin çiçeklenme zamanı. Eski türkçe sücig: Güzel eşya, giysi, oyuncak (Erzincan Merkez).

CILFISTİK

Ceviz dallarından yapılan, emme basma biçiminde su fışkırtan bir oyuncak.

OYUNCAKÇILIK

Oyuncak yapma veya satma işi.

CEKCEKİ

Geveze, dedikoducu. Serçe büyüklüğünde gri renkli bir kuş. Topaç, çocukların iple döndürdükleri bir oyuncak. Topacın hareketi, dönmesi: Bu topaç ne kadar cekceki. Çekirge.

KONUŞMAK

Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak. Flört etmek. Becermek, uzman gibi yapabilmek. Şık ve zarif görünmek. Belli bir konudan söz etmek. Dargın bulunmamak. Söylev vermek, konuşma yapmak. Konuşma dili olarak kullanmak. Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek. Geçerli olmak, etkin olmak. Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak. Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak. İlişki kurmak ya da ilişkiyi sürdürmek. Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek.

OYUNCAKÇI

Oyuncak yapan veya satan kimse.

TOPAÇ

Çevresine ip sarılıp birden bırakılarak ya da kamçı ile vurularak döndürülen koni biçiminde ucu sivri oyuncak. Kurşun borunun ağzını genişletmekte kullanılan bir tür ağaç tıkaç. Kayık küreğinin toparlakça yeri. Toparlak sepet veya küçük küfe.

BONMARŞE

İçinde her türlü giyim, süs eşyası oyuncak vb. satılan büyük mağaza.

ÇEMBER

Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Yazma, yemeni, başörtüsü. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Aşılması, çözümü güç durum. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak.