Kelimeler arşivi içinde; sonunda "oynatmak" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oynatmak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında oynatmak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oynatmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
OYNATMAK
OYNATMAK
Oynamasını sağlamak. Herhangi bir canlıya istenilen hareketleri yaptırmak. Kımıldamasına yol açmak. Bir araç, gereç kullanmak. Herhangi bir ödevi yerine getirmeyerek karşı tarafı düzenle oyalamak. Sahneye koymak. Aklını yitirmek. Korkutmak, heyecanlandırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde OYNATMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HOLLATMAH
Pişmiş yumurtanın kabuğunu düzgünce soymak. Yara kabuğunu yerinden oynatmak.
IRGAMAK
Çabuk olmak, davranmak. Oynatmak, kımıldatmak.
ÇIRPIŞMAK
Kuşlar kanatlarını oynatmak.
DİZGİNLEMEK
Ata dizgin takmak veya atı yürütmek için dizginini oynatmak. Birinin aşırı davranışlarını önlemek.
ÇILDIRMAK
Delirmek, aklını oynatmak. Israrlı bir biçimde istemek, büyük arzu göstermek.
KANIRTMAK
Büküp zorlayarak yerinden oynatmak.
KIMILDATMAK
Yerinden biraz oynatmak, hafifçe hareketlendirmek.
DEVİNMEK
Vücudu oynatmak veya kıpırdatmak, kımıldanmak, hareket etmek. Bir cismin, bir noktaya göre, yeri veya durumu değişmek, hareket etmek.
OYNATMA
Oynatmak işi.
FOLLATMAH
Yerinden oynatmak, kaldırmak: Somunların üst gabuklarını hep follatmışın.
SARSMAK
Birdenbire ve güçle kımıldatmak, sallamak, oynatmak, titretmek. Zarar verecek yolda etkilemek.
CIZIRDATMAK
Cızırdamasına yol açmak, cızıldatmak. Kâğıt üzerinde ustaca kalem oynatmak veya beceriyle yazı yazmak, cızıldatmak.
DALBINMAK
Bir yere tutunarak sallanmak, iki tarafı sabit ağaç veya tahtanın ortası sallanmak, esnemek, asılmak. Yüzme bilmeyen bir kimse su içinde çırpınmak. Suda yüzen bir cisim batıp çıkmak: Şu ağaca bak suda dalbınıp gider. Küçük çocuk elini, kolunu oynatmak, atılmak. Helecanlanmak, çırpınmak.
FALLAMAK
Küfür etmek. Azarlamak, paylamak. Kandırmak, aldatmak. Bozmak, berbat etmek. Aklını oynatmak. Falına bakmak. Büyük abdest yapmak.
DALCINMAK
Küçük çocuk elini, kolunu oynatmak, atılmak. Hafif baygınlık geçirmek, bayılmak. Dalar gibi olmak, içi geçmek. Gayret etmek, çabalamak. Sonuçsuz teşebbüslerde bulunmak. Aranmak: Dalcındımda bulamadım. Hayvan yemeğe, yeme saldırmak. Uğraşmak, çabalamak, yorulmak.
BURCUTMAK
Sağa sola oynatmak.
GAGIRMAK
Bir şeyi kaldırmak, yerinden oynatmak için zorlamak.
ÇALKALAMAK
Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak. İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek. Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak. Sağlığının bozulmasına yol açmak. Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek. Kuluçka yumurtalarını çevirmek.
KIPIRDATMAK
Kımıldatmak, yerinden oynatmak.
LEVYE
Bir mekanizmanın kumanda kolu. Bir şeyi yerinden oynatmak, kaldırmak, harekete geçirmek, gevşetmek vb. için kullanılan, kaldıraca benzer araç.