Kelimeler arşivi içinde; başında "oynak" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. oynak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu oynak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oynak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
OYNAKLAMAK
OYNAKLIK
OYNAKÇA, OYNAKMA
OYNAK
OYNAK
Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli. Değişken, kararsız. Bükülüp doğrulmaya elverişli olan (eklem). Hareket, canlılık veren. Davranışları ağırbaşlı olmayan (kadın veya kız).
OYNAKLIK
Oynak olma durumu. Oynakça davranış.
OYNAKLAMAK
Sevinçten zıplayıp hoplamak.
OYNAKMA
Kötü, oynak kadın.
OYNAKÇA
Biraz oynak. (oyna'kça) Oynağa yakışır bir biçimde.
Bu bölümde tanımı içerisinde OYNAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİNGİLDEK
Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan, oynak. Dengesi bozuk. Sözüne güvenilmez, kaypak.
PARMAK
İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. İnç. Eni bu organ kadar olan. Bir işe karışmış olma ilgisi. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Arşının yirmi dörtte biri.
FİNGİRDEMEK
Dikkati çekecek kadar kırıtkan, oynak davranmak. Gülüşerek sohbet etmek.
KAHPECİK
Oynak, kırıtkan.
FIKIRDAK
Cilveli, oynak (kadın, kız).
BÜKEN
Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı, açan karşıtı.
ALÜFTE
İffetsiz, oynak, cilveli (kadın).
ÇIRPINTI
Çırpınma. Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu. Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması. Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon.
SAPLAMA
Saplamak işi. Bir menteşenin iki oynak parçasını birleştirmeye yarayan küçük, ince metal mil. İç içe geçen veya başka bir parça üzerine eklenen parçaların bağlantısı için kullanılan, türlü kalınlık ve uzunlukta, bir yanı yivli, yuvarlak metal kama.
FINDIKÇI
Fındık yetiştiren veya satan kimse. Cilveli, oynak kadın.
FİNGİRDEK
Aşırı derecede oynak ve kırıtkan, cilveli (kadın).
ANKİLOZ
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi, eklem kaynaşması.
KIRNAK
Çalımlı, süslü (kimse). Güzel, titiz. Cilveli, oynak (kadın). Boylu boslu. Cariye. Çevik.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
FIKIRDAŞMAK
Oynakça davranışlarda bulunmak.
KAYNAŞIK
Birbirine kaynamış, kaynaşmış. Kıpırdak, oynak (kadın).
DANG
Başta, kaslarda ve oynaklarda ağrılar yapan, vücutta kızıl lekeler gösteren, ateşli ve salgın bir hastalık.
DURAKSIZ
Otobüs mola vermeden, duraklarda durmadan (gitmek). Hareketli, oynak. Herhangi bir durağa bağlı olarak çalışmayan (taksi).
ÇIRPINTILI
Ufak ve oynak dalgalı (deniz). Çırpıntısı olan.
AŞÜFTE
Oynak, açık saçık kadın, kokot.