Kelimeler arşivinde; içinde "oynak" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oynak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu oynak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oynak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TOYNAKLILAR
OYNAKLAMAK
OYNAKLIK
OYNAKÇA, OYNAKMA
TOYNAK, BOYNAK, COYNAK, KOYNAK, POYNAK, ZOYNAK
OYNAK
OYNAK
Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli. Değişken, kararsız. Bükülüp doğrulmaya elverişli olan (eklem). Hareket, canlılık veren. Davranışları ağırbaşlı olmayan (kadın veya kız).
POYNAK
Ürküp kaçmayı huy edinen (at ve benzerleri hayvanlar).
COYNAK
Yassı.
TOYNAKLILAR
At, eşek, su aygırı gibi parmakları toynak biçiminde olan memeli hayvanlar takımı.
OYNAKÇA
Biraz oynak. (oyna'kça) Oynağa yakışır bir biçimde.
OYNAKLIK
Oynak olma durumu. Oynakça davranış.
TOYNAK
At, eşek vb. tek tırnaklı hayvanların tırnağı.
OYNAKMA
Kötü, oynak kadın.
BOYNAK
Boynu eğri, eğri. Boynu eğri.
ZOYNAK
Kapı sürgüsü.
KOYNAK
Zıpzıp, bilye. Koyundan çıkarılan aşık kemiği.
OYNAKLAMAK
Sevinçten zıplayıp hoplamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde OYNAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FIKIRDAK
Cilveli, oynak (kadın, kız).
ÇIRPINTILI
Ufak ve oynak dalgalı (deniz). Çırpıntısı olan.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
AŞÜFTE
Oynak, açık saçık kadın, kokot.
DANG
Başta, kaslarda ve oynaklarda ağrılar yapan, vücutta kızıl lekeler gösteren, ateşli ve salgın bir hastalık.
ÇIRPINTI
Çırpınma. Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu. Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması. Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon.
BÜKEN
Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı, açan karşıtı.
FINDIKÇI
Fındık yetiştiren veya satan kimse. Cilveli, oynak kadın.
KAHPECİK
Oynak, kırıtkan.
FIKIRDAŞMAK
Oynakça davranışlarda bulunmak.
ALÜFTE
İffetsiz, oynak, cilveli (kadın).
FİNGİRDEK
Aşırı derecede oynak ve kırıtkan, cilveli (kadın).
SAPLAMA
Saplamak işi. Bir menteşenin iki oynak parçasını birleştirmeye yarayan küçük, ince metal mil. İç içe geçen veya başka bir parça üzerine eklenen parçaların bağlantısı için kullanılan, türlü kalınlık ve uzunlukta, bir yanı yivli, yuvarlak metal kama.
DURAKSIZ
Otobüs mola vermeden, duraklarda durmadan (gitmek). Hareketli, oynak. Herhangi bir durağa bağlı olarak çalışmayan (taksi).
FİNGİRDEMEK
Dikkati çekecek kadar kırıtkan, oynak davranmak. Gülüşerek sohbet etmek.
KAYNAŞIK
Birbirine kaynamış, kaynaşmış. Kıpırdak, oynak (kadın).
DİNGİLDEK
Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan, oynak. Dengesi bozuk. Sözüne güvenilmez, kaypak.
KIRNAK
Çalımlı, süslü (kimse). Güzel, titiz. Cilveli, oynak (kadın). Boylu boslu. Cariye. Çevik.
PARMAK
İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. İnç. Eni bu organ kadar olan. Bir işe karışmış olma ilgisi. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Arşının yirmi dörtte biri.
ANKİLOZ
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi, eklem kaynaşması.