Kelimeler arşivi içinde; sonunda "oturak" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oturak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında oturak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oturak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
OTURAK
Oturulacak yer ya da şey. Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm. Bir şeyin yere gelen tarafı, taban. İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti. Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta. Alçak iskemle. Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm. Ördek.
TAHTAOTURAK
Sandalya. (Yüreğil Emirdağ Afyonkarahisar).
KÜÇÜKOTURAK
Uşak kenti, Banaz ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
YARIMOTURAK
Arkasız sandalye.
Bu bölümde tanımı içerisinde OTURAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AVRUZ
Lâzımlık, oturak. Dibi dar, ağzı geniş, iki kulplu, yoğurt mayalanan toprak kab.
HAMLA
Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması. Kıçtan birinci oturak. Sandalın bu biçimde aldığı yol.
OTURAKLILIK
Oturaklı olma durumu.
DANGAZ
Müsrif. Aptal, budala. Yüksek: Bu bina dangaz değil oturaklı. Biçimsiz.
HAVRUZ
Oturak, lazımlık.
SIRA
Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi. Nöbet. Bu biçimdeki topluluğun durumu. Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz. Düzen. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya. Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu. Tahtadan oturak.
İŞYADİKUS
Oturak kemiğine ait olan.
İKİTEK
Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ayrı ayrı oturaklarda ve sadece birer küreği olan tekne.
İSKEMBİ
Sandalye. Ayakları iki uzun tahtadan oluşan oturak (Derekuşculu Görele Giresun).
TİLKİKUYRUĞU
Hoşkuran. Uzun salkımlı bir çeşit üzüm. Yağlı güreşte oturak kündesine geçen üstteki güreşçiye, alttakinin elini geri uzatarak çenesinden veya gırtlağından çekmesi.
GODUK
Arkadaş. Eşek yavrusu, sıpa. Lazımhk, oturak: çocuğun goduğunu getir. Kile demlen tahıl ölçeğinin dörtte biri, şinik. Çocuk.
HEVRÜZ
Oturak, lazımlık.
HAMLACI
Büyük sandal ve kayıklarda kıçtan birinci oturakta kürek çeken kimse.
İSKEMBE
Tabure. Tandırda üzerine oturulan küçük tahta oturak (Çayağzı).
BADALA
Okul sırası. Masa. Üzerinde çalışılan alçak masa; rahle; bank, oturak.
DÖKNEL
Oturaklı, ağırca. Gösterişli: Diktirdiğin elbise çok döknel olmuş.
KÖTÜRÜM
Yaşlılık veya sakatlık sebebiyle yürüyemeyen, ayağa kalkamayan (kimse), oturak. Yürüyemeyecek derecede sakat (bacak). İşleyemeyen, iş yapamayan.
HAVRIZ
Oturak, lazımlık. Leğen. Oturak. Lazımlık. (Esnemez, Dutluyayla, İnönü Eskişehir; Gaziantep).
ÖRDEK
Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas). Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak. Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz.
ADAMIKLI
Aklı başında, oturaklı adam. Hatır, gönül sayan, insaniyetli. Terbiyeli.