Kelimeler arşivi içinde; başında "oturak" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. oturak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu oturak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde oturak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
OTURAKFASULYESİ, OTURAKLAŞTIRMAK
OTURAKHAVASI
OTURAKALMAK, OTURAKLILIK
OTURAKALMA, OTURAKYERİ
OTURAKLIK
OTURAKCI, OTURAKÇI, OTURAKLI
OTURAK
OTURAK
Oturulacak yer ya da şey. Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm. Bir şeyin yere gelen tarafı, taban. İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti. Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta. Alçak iskemle. Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm. Ördek.
OTURAKLAŞTIRMAK
Yurtlandırmak, yerleştirmek.
OTURAKALMAK
Oturup kalmak. Yerleşmek.
OTURAKLILIK
Oturaklı olma durumu.
OTURAKHAVASI
Uzunhava denilen türkü. Halka olup oturarak söylenen türkü.
OTURAKÇI
Eski eşya satan, bitpazarı tüccarı. Gezgin satıcı, çerçi. Eşyaların gerçek değerini bilen kişi. Sandalye, merdiven parmaklığı ve benzerleri tahta işlerini yapan usta. Sürek avında silahlı olarak av bekleyen.
OTURAKLIK
İstirahat, huzur, sükûn.
OTURAKYERİ
Makat, kıç.
OTURAKFASULYESİ
Bir çeşit fasulye.
OTURAKALMA
Oturakalmak işi.
OTURAKCI
Hazır eşya ve elbise satan.
OTURAKLI
Sağlam, gösterişli. Doğal yapısına, amacına uygun. Yerinde ve sırasında söylenen, çarpıcı (söz). Yerinde sağlam duran. Saygı uyandıran, ağırbaşlı (kimse).
Bu bölümde tanımı içerisinde OTURAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÖKNEL
Oturaklı, ağırca. Gösterişli: Diktirdiğin elbise çok döknel olmuş.
HAVRIZ
Oturak, lazımlık. Leğen. Oturak. Lazımlık. (Esnemez, Dutluyayla, İnönü Eskişehir; Gaziantep).
BADALA
Okul sırası. Masa. Üzerinde çalışılan alçak masa; rahle; bank, oturak.
ÖRDEK
Perde ayaklılardan, evcil ve yabani türleri bulunan su kuşu, badi, badik (Anas). Hile ile para sızdırılacak kimse, enayi. Yataktan kalkamayacak durumdaki erkek hastaların içine idrarlarını yaptıkları kap, lazımlık, oturak. Otobüs ve minibüs sürücülerinin yollardan aldıkları biletsiz yolcular için kullandıkları bir söz.
KÖTÜRÜM
Yaşlılık veya sakatlık sebebiyle yürüyemeyen, ayağa kalkamayan (kimse), oturak. Yürüyemeyecek derecede sakat (bacak). İşleyemeyen, iş yapamayan.
SIRA
Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi. Nöbet. Bu biçimdeki topluluğun durumu. Ardı, arkası, önü ve yanı kelimelerinden sonra gelerek tamlamalar kuran ve "ardından, arkasından, önünden, yanından, beraberinde" anlamlarında kullanılan bir söz. Düzen. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya. Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu. Tahtadan oturak.
HAMLACI
Büyük sandal ve kayıklarda kıçtan birinci oturakta kürek çeken kimse.
İŞYUM
Oturga kemiği, oturak, kıç.
İKİTEK
Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ayrı ayrı oturaklarda ve sadece birer küreği olan tekne.
AVRUZ
Lâzımlık, oturak. Dibi dar, ağzı geniş, iki kulplu, yoğurt mayalanan toprak kab.
HAMLA
Küreklerin bir kez suya daldırılıp çıkarılması. Kıçtan birinci oturak. Sandalın bu biçimde aldığı yol.
DANGAZ
Müsrif. Aptal, budala. Yüksek: Bu bina dangaz değil oturaklı. Biçimsiz.
İŞYADİKUS
Oturak kemiğine ait olan.
GODUK
Arkadaş. Eşek yavrusu, sıpa. Lazımhk, oturak: çocuğun goduğunu getir. Kile demlen tahıl ölçeğinin dörtte biri, şinik. Çocuk.
ADAMIKLI
Aklı başında, oturaklı adam. Hatır, gönül sayan, insaniyetli. Terbiyeli.
HEVRÜZ
Oturak, lazımlık.
İSKEMBİ
Sandalye. Ayakları iki uzun tahtadan oluşan oturak (Derekuşculu Görele Giresun).
İSKEMBE
Tabure. Tandırda üzerine oturulan küçük tahta oturak (Çayağzı).
HAVRUZ
Oturak, lazımlık.
TİLKİKUYRUĞU
Hoşkuran. Uzun salkımlı bir çeşit üzüm. Yağlı güreşte oturak kündesine geçen üstteki güreşçiye, alttakinin elini geri uzatarak çenesinden veya gırtlağından çekmesi.