Kelimeler arşivi içinde; sonunda "oral" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. Sonu oral ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında oral olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde oral olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
SUPRALİTORAL, POSTTEMPORAL, İNFRALİTORAL
NÖROHUMORAL
EKVATORAL, İNFRAORAL
PASTORAL, PEKTORAL, POSTORAL
İMMORAL, PREORAL, LİTORAL, LİNORAL, HÜMORAL, HUMORAL
ADORAL, ABORAL
ÇORAL, MORAL, SORAL, KORAL, ZORAL
ORAL
ORAL
Ağızcıl. Söze dayanan. Sözlü. Ağız yoluyla.
HÜMORAL
Vücut sıvılarıyla ilgili, vücut sıvılarına ait.
PEKTORAL
Göğse ait. Göğse veya akciğer hastalıklarına ait, göğüs hastalıklarına ilişkin.
HUMORAL
Belli bir vücut sıvısı veya sıvılarıyla ilgili, onlardan ileri gelen, onlara ait olan. Bir bez veya organın kan yoluyla taşınan herhangi bir etkin maddeyle uyarılmasıyla ilgili olan.
SUPRALİTORAL
Suların en yüksek olduğu yüzeyin üzerinde kalan, fakat dalgaların serpintisine ve fırtınalı havalarda su basmasına maruz kalan, kara ile deniz arasındaki geçit bölgesi.
İNFRAORAL
Ağızın alt kısmı.
POSTORAL
Ağzın gerisinde. Ağızın gerisinde.
İNFRALİTORAL
Bir gölün köklü bitkilere sahip olan derin tabakası.
LİTORAL
Suların en yüksek olduğu düzeyle en alçak olduğu düzey arasında kalan, sürekli olarak suyla örtülü olmayan sahil bölgesi.
PASTORAL
Kır yaşantısını ve özellikle çobanların aşk ve yaşayışlarını anlatan (edebiyat türü), çobanlama.
EKVATORAL
Gök cisimlerinin sağ açıklık ve dik açıklıklarını temel alan kurgu. Ekvator'la ilgili, eşleksel.
PREORAL
Ağzın hemen önünde yer alan. Ağızın hemen önü.
POSTTEMPORAL
Şakak (temporal) kemiğinin ardında.
NÖROHUMORAL
Sinir ucunda açığa çıkan maddeyle ilgili olan.
LİNORAL
Etinil lestradiolun ticari adı.
İMMORAL
Töretanımaz.
Bu bölümde tanımı içerisinde ORAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇOBANLAMA
Pastoral.
AMMOSÖT
Yuvarlak ağızlılarda, kendilerini kuma gömerek yaşayan, gözleri deriyle örtülü, etsi ve dişsiz bir oral başlığı ve yutakta besin parçalarını yemek borusuna göndermeye yarayan silli hücreleri bulunan larva tipi. Yuvarlak ağızlılarda kendilerini kuma gömerek yaşayan, gözleri deriyle örtülü, etsi ve dişsiz bir oral başlığı ve yutakta besin parçalarını yemek borusuna göndermeye yarayan silli hücreleri bulunan larva tipi.
ORALILIK
Oralı olma durumu.
TÖRETANIMAZ
Daha üstün saydığı bir töre adına geçerli töreyi tanımayan, immoral. Töre kurallarına aykırı olan.
MERCAN
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan, mercan balığı (Corallium rubrum). İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık, mercan balığı (Pagrus pagrus). Bu maddeden yapılmış. Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde.
CYCLOPOİD
Kabuklular (Crustacea) sınıfının Copepoda alt sınıfından, litoralde, bentikte bulundukları gibi bazı türleri de zooplanktonda önemli populasyonlar oluşturan bir takım.
İDEOLOJİ
Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral, estetik düşünceler bütünü.
AĞIZCIL
Ağızla ilgili olan, oral.
AHLAKÇILIK
Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti, törelcilik, aktörecilik, moralizm.
TÖRETANIMAZLIK
Toplumca benimsenmiş töre ile ilgili değerleri değiştirmek isteyen öğretilerin genel adı, immoralizm.
EĞİTMEK
Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak, terbiye etmek. Belli bir konuda yetiştirme. Hayvanı istenilen davranışları yapabilecek biçimde yetiştirmek.
KIVAM
Sıvılarda koyuluk, yoğunluk. Spor çalışmalarında başarılı olunabilmesi için fizik ve moral yönünden istenilen iyi durum. Sıvıların koyuluk derecesi. Bir şeyin en uygun zaman veya durumu.
ÇÖKERTMEK
Çöktürüp oturtmak. Moral bozmak, dağınıklığa yol açmak. Bulunduğu yere yıkmak, çökmesini sağlamak.
YILGIN
Yılmış, korkmuş olan. Morali bozulmuş, çökmüş. Bıkmış, usanmış.
BOZGUN
Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık. Yenilgi. Morali bozulmuş, çökmüş, yılgın. Bozulmuş, dağılmış.
AHLAKÇI
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.
DEMORALİZASYON
Moral çöküntüsü.
DANGIRTI
Gürültü: Dangırtı etme oralarda.
EŞLEKSEL
Ekvatoral.
MANEVİYAT
Maddi olmayan, manevi şeyler. Yürek gücü, moral.