Kelimeler arşivi içinde; başında "olgun" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. olgun ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu olgun ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde olgun olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
OLGUNLAŞTIRABİLME
OLGUNLAŞABİLMEK
OLGUNLAŞABİLME, OLGUNLAŞTIRMAK
OLGUNLAŞTIRMA
OLGUNLAŞMAK, OLGUNNAŞMAK
OLGUNLAŞMA
OLGUNLAR, OLGUNLUK, OLGUNSOY
OLGUNAY, OLGUNCA, OLGUNER, OLGUNSU
OLGUN
OLGUN
Yenecek duruma gelmiş (meyve). Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı (kimse), kâmil. Tamamlanmış, iyice işlenmiş (yazı, düşünce vb.).
OLGUNLAŞTIRMA
Olgunlaştırmak işi.
OLGUNLUK
Meyvelerin olgun, yenilebilir olma durumu. İnsanların bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gereği kadar gelişmiş olma durumu, yetkinlik, kemal.
OLGUNLAR
Adıyaman kenti, Kuyucak nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Erzincan şehrinde, Refahiye belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. İzmir ili, Kiraz ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Şanlıurfa şehrinde, Yardımcı bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
OLGUNLAŞTIRMAK
Olgun duruma getirmek.
OLGUNSOY
Olgun, yetişmiş bir soydan gelen kimse.
OLGUNSU
İnsana ölümsüzlük verdiğine inanılan hayat suyu.
OLGUNLAŞTIRABİLME
Olgunlaştırabilmek işi.
OLGUNLAŞABİLMEK
Olgunlaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
OLGUNNAŞMAK
Olgunlaşmak.
OLGUNLAŞMAK
Meyve olgun duruma gelmek. İnsanın bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş olmak. Yazı, düşünce olgun duruma gelmek.
OLGUNLAŞABİLME
Olgunlaşabilmek işi.
OLGUNAY
Dolunay.
OLGUNCA
Olgun gibi, olguna benzer. (olgunca) Olgun gibi, olguna benzer bir biçimde.
OLGUNER
Yetişmiş, iyi gelişmiş kimse.
OLGUNLAŞMA
Olgunlaşmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde OLGUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEZGİN
Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş. Solgun, cansız. Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde.
CIRTLAK
Hoşa gitmeyen, keskin ve çiğ, tiz (ses). Olgunluktan ezilebilecek duruma gelmiş (meyve, sebze) Aşırı renkli, çok açık renkli, göz alıcı veya rahatsız edici renkte.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
BAKALORYA
Üniversitelere girebilmek için lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavı.
ÇALARMAK
Ekinler veya meyveler olmaya, olgunlaşmaya yüz tutmak.
ALACA
Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.
BÖĞÜRTLEN
Gülgillerden, bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen dikenli ve çok yıllık bir çalı, diken dutu, it üzümü (Rubus caesus). Bu bitkinin önce kırmızı, olgunlaştığında kararan mayhoş yemişi.
BİLGE
Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek (kimse), hakim.
BEN
Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.
ÇELEBİ
Bektaşi ve Mevlevi pirlerinin en büyüklerine verilen unvan. Görgülü, terbiyeli, olgun (kimse). Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri. Hristiyan tüccar.
BUT
İnsan vücudunun kalça ile diz arasındaki bölümü. Hayvanların, arka bacaklarının gövdeye bitişik olan dolgun, etli bölümü.
BAL
Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu. Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
BALLANMAK
Bal bulaşmak, bal sürülmek. Tatlılaşmak, tatlanmak, olgunlaşmak.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
ÇAKIRLAŞMAK
Çakırkeyif olmaya başlamak. Olgunlaşmaya yüz tutmak.
BELGELEMEK
Bir olgunun doğru olduğunu belge ile göstermek, ortaya çıkarmak, tevsik etmek.
BALDO
İri ve dolgun taneli pilavlık pirinç.
BABACAN
Olgun, hoşgörülü, iyi kalpli, güvenilir (erkek).
ABLAK
Yayvan ve dolgun (yüz).