OLGU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "olgu" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. olgu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu olgu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde olgu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

OLGUNLAŞTIRABİLME

15 harfli kelimeler

OLGUNLAŞABİLMEK

14 harfli kelimeler

OLGUNLAŞTIRMAK, OLGUNLAŞABİLME

13 harfli kelimeler

OLGUNLAŞTIRMA

11 harfli kelimeler

OLGUNNAŞMAK, OLGUNLAŞMAK

10 harfli kelimeler

OLGUSALLIK, OLGUNLAŞMA

9 harfli kelimeler

OLGUCULUK

8 harfli kelimeler

OLGUNLAR, OLGUNLUK, OLGUNSOY

7 harfli kelimeler

OLGUNER, OLGUNCA, OLGUNAY, OLGULUK, OLGUÇLU, OLGUNSU, OLGUSAL

6 harfli kelimeler

OLGUCU

5 harfli kelimeler

OLGUN

4 harfli kelimeler

OLGU

Bazı kelimelerin anlamları

OLGU

Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa. Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş. Varlığı deneyle kanıtlanmış şey.

OLGUNLUK

Meyvelerin olgun, yenilebilir olma durumu. İnsanların bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gereği kadar gelişmiş olma durumu, yetkinlik, kemal.

OLGUNLAŞABİLMEK

Olgunlaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

OLGUSALLIK

Olgusal olma durumu.

OLGUNLAŞTIRABİLME

Olgunlaştırabilmek işi.

OLGUNLAŞABİLME

Olgunlaşabilmek işi.

OLGUNCA

Olgun gibi, olguna benzer. (olgunca) Olgun gibi, olguna benzer bir biçimde.

OLGUNER

Yetişmiş, iyi gelişmiş kimse.

OLGUNLAŞTIRMAK

Olgun duruma getirmek.

OLGUNSOY

Olgun, yetişmiş bir soydan gelen kimse.

OLGUCULUK

Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı, pozitivizm. Bu çığırın gerçekçilik akımını doğuran edebî eserlerde uygulanmış biçimi.

OLGUNLAR

Adıyaman kenti, Kuyucak nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Erzincan şehrinde, Refahiye belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. İzmir ili, Kiraz ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Şanlıurfa şehrinde, Yardımcı bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

OLGUNLAŞMAK

Meyve olgun duruma gelmek. İnsanın bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş olmak. Yazı, düşünce olgun duruma gelmek.

OLGUNLAŞMA

Olgunlaşmak işi.

OLGUNNAŞMAK

Olgunlaşmak.

OLGUNLAŞTIRMA

Olgunlaştırmak işi.

  -   -   -  

Anlamında OLGU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLGU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEN

Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.

AKRABA

Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.

BELGELEMEK

Bir olgunun doğru olduğunu belge ile göstermek, ortaya çıkarmak, tevsik etmek.

AFYON

Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.

ANLAM

Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.

BİLGE

Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek (kimse), hakim.

BARİT

Renksiz veya beyaz, sarı, gri renklerde olabilen, sondaz, dolgu vb. alanlarda kullanılan bir mineral, baritin, baryum sülfat Ba(OH)2.

BAL

Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu. Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı.

BEZGİN

Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş. Solgun, cansız. Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde.

AĞIRBAŞLI

Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.

BALLANMAK

Bal bulaşmak, bal sürülmek. Tatlılaşmak, tatlanmak, olgunlaşmak.

ABLAK

Yayvan ve dolgun (yüz).

BAKALORYA

Üniversitelere girebilmek için lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavı.

AHLAT

Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.

BALDO

İri ve dolgun taneli pilavlık pirinç.

BABACAN

Olgun, hoşgörülü, iyi kalpli, güvenilir (erkek).

BAĞLAYICI

Bağlama niteliği olan. Kuruduğu zaman yüzeyde film oluşturan, pigment ve dolgu maddelerini bir arada tutan, boyanın uçucu olmayan bölümü. Bağlamaya ve birleştirmeye yarayan: "Ve" bağlayıcı bir edattır. Uyulması zorunlu.

ALACA

Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. Keklik, bıldırcın vb. kuşları avlamak için kullanılan iki renkli bez. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. İki ya da daha çok renkli. Çorum iline bağlı ilçelerden biri.

ARA

İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.

BAĞLAM

Deste. Bir dil birimini çevreleyen, ondan önce veya sonra gelen, birçok durumda söz konusu birimi etkileyen, onun anlamını, değerini belirleyen birim veya birimler bütünü, kontekst. Herhangi bir olguda olaylar, durumlar, ilişkiler örgüsü veya bağlantısı, kontekst. Bent.