Kelimeler arşivi içinde; sonunda "necek" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu necek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında necek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde necek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BÖLENECEK, BÜRÜNECEK, GEÇİNECEK, ÖĞLENECEK, SİLİNECEK
BİNECEK, DÖNECEK, SİNECEK
ENECEK, İNECEK, ÖNECEK
NECEK
NECEK
Kara saban demirindeki çamur ve pislikleri temizlemeğe yarayan messenin alt ucundaki yassı demir parçası. (Emeğil Pınarbaşı Kayseri).
ENECEK
Merdiven.
BÜRÜNECEK
Çarşaf, çar.
BİNECEK
Tokat şehrinde, Gökdere bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÖĞLENECEK
Öğlene kadar.
BÖLENECEK
Bölünceye kadar.
SİLİNECEK
Hamam havlusu.
SİNECEK
Çarşaf.
İNECEK
Merdiven. Seyyar merdiven. Mağaralardaki basamak. Taş merdiven. (Başkışla Karaman Konya).
DÖNECEK
Döner salıncak. (Sevdiğin Kırşehir).
ÖNECEK
İş önlüğü. Oyunlarda elebaşı, ebe.
GEÇİNECEK
Geçim.
Bu bölümde tanımı içerisinde NECEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASKICI
İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse. Kısıtlayan. Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse.
İNANMAK
Bir şeyi doğru olarak benimsemek. Sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek. Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek. Kanarak aldanmak. İman etmek. Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek.
DOLDURULMAK
Dolu bir duruma getirilmek. Biri, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirilmek.
DÖNER
Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen. Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılmış olan kebap, döner kebap.
DİLENDİRMEK
Dilenecek duruma getirmek. Dilencilik yaptırmak.
ETLİ
İçinde et bulunan. Dolgun, kalın. Eti çok olan. Yenecek kısmı çok olan (meyve).
DİŞİ
Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey). Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan. Yumuşak, kolay işlenen (maden). Kadın. Şuh, işveli, çekici. Verimli, doğurgan. Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki).
DEM
Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu. Kan. Koku. Zaman, çağ. İçki. Pişirilen yemeklerin yenecek kıvamda olması. Soluk, nefes.
HALLETMEK
Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak. Cinsel ilişki kurmak. Bir cismi bir sıvı içinde eritmek. Bir yemeği yenecek duruma getirmek. Çözmek. Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak.
ÇİĞNEMLİK
Ağızda çiğnenecek miktarda olan, çiğnem.
İTİRAZ
Bir düşünce veya kararı benimsemeyerek karşı çıkma. Söylenecek söz, karşı söyleme.
ETİKET
Bir malın tür, miktar, fiyat vb. nitelikleri veya kitap, defter vb. şeylerin kime ait olduğunu belirtmek için üzerlerine konulan küçük kâğıt. Kimlik. Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol.
HESAP
Aritmetik. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge. Alacaklı ya da borçlu olma durumu. Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Oranlama, tahmin. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Matematiksel işlem. Tutum, durum, anlayış.
FORMÜL
Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek.
FAÇUNA
Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılmış olan sargı.
ADAMSIZ
Adam olmadan. Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız. Erkeksiz, kocasız.
AZALMAK
Az denecek bir miktara inmek. Etkisini yitirmek, hafiflemek. Eskisinden az bir duruma gelmek.
DOLDURMAK
Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek. Ses, koku yayılıp kaplamak. Belirli bir süreyi kaplamak, almak. Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. Yaşını, yılını bitirmek. Ateşli silahların içine mermi sürmek. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek. Canlılık kazandırmak.
AZALTMAK
Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek. Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek.
HAM
Yenecek kadar olgun olmayan (meyve), olmamış. Gerçekleşme kolaylığı ya da imkânı olmayan. İşlenmemiş (madde). İdmansız. Kaba, toplum kurallarını bilmeyen, incelmemiş.