Kelimeler arşivinde; içinde "necek" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde necek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu necek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında necek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BEĞENECEKLEYİN
BÖLENECEK, BÜRÜNECEK, GEÇİNECEK, ÖĞLENECEK, SİLİNECEK
BİNECEK, DÖNECEK, SİNECEK
ENECEK, İNECEK, ÖNECEK
NECEK
NECEK
Kara saban demirindeki çamur ve pislikleri temizlemeğe yarayan messenin alt ucundaki yassı demir parçası. (Emeğil Pınarbaşı Kayseri).
BİNECEK
Tokat şehrinde, Gökdere bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
İNECEK
Merdiven. Seyyar merdiven. Mağaralardaki basamak. Taş merdiven. (Başkışla Karaman Konya).
DÖNECEK
Döner salıncak. (Sevdiğin Kırşehir).
GEÇİNECEK
Geçim.
BEĞENECEKLEYİN
Beyenilecek gibi, beyenmiye değer.
SİNECEK
Çarşaf.
ÖĞLENECEK
Öğlene kadar.
BÜRÜNECEK
Çarşaf, çar.
ENECEK
Merdiven.
BÖLENECEK
Bölünceye kadar.
SİLİNECEK
Hamam havlusu.
ÖNECEK
İş önlüğü. Oyunlarda elebaşı, ebe.
Bu bölümde tanımı içerisinde NECEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİLENDİRMEK
Dilenecek duruma getirmek. Dilencilik yaptırmak.
DEM
Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu. Kan. Koku. Zaman, çağ. İçki. Pişirilen yemeklerin yenecek kıvamda olması. Soluk, nefes.
DİŞİ
Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey). Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan. Yumuşak, kolay işlenen (maden). Kadın. Şuh, işveli, çekici. Verimli, doğurgan. Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki).
DOLDURULMAK
Dolu bir duruma getirilmek. Biri, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirilmek.
HALLETMEK
Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak. Cinsel ilişki kurmak. Bir cismi bir sıvı içinde eritmek. Bir yemeği yenecek duruma getirmek. Çözmek. Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak.
AZALTMAK
Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek. Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek.
ADAMSIZ
Adam olmadan. Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız. Erkeksiz, kocasız.
HAM
Yenecek kadar olgun olmayan (meyve), olmamış. Gerçekleşme kolaylığı ya da imkânı olmayan. İşlenmemiş (madde). İdmansız. Kaba, toplum kurallarını bilmeyen, incelmemiş.
DOLDURMAK
Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek. Ses, koku yayılıp kaplamak. Belirli bir süreyi kaplamak, almak. Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. Yaşını, yılını bitirmek. Ateşli silahların içine mermi sürmek. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek. Canlılık kazandırmak.
İNANMAK
Bir şeyi doğru olarak benimsemek. Sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek. Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek. Kanarak aldanmak. İman etmek. Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek.
BASKICI
İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse. Kısıtlayan. Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse.
ÇİĞNEMLİK
Ağızda çiğnenecek miktarda olan, çiğnem.
FAÇUNA
Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılmış olan sargı.
AZALMAK
Az denecek bir miktara inmek. Etkisini yitirmek, hafiflemek. Eskisinden az bir duruma gelmek.
HESAP
Aritmetik. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge. Alacaklı ya da borçlu olma durumu. Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Oranlama, tahmin. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Matematiksel işlem. Tutum, durum, anlayış.
ETİKET
Bir malın tür, miktar, fiyat vb. nitelikleri veya kitap, defter vb. şeylerin kime ait olduğunu belirtmek için üzerlerine konulan küçük kâğıt. Kimlik. Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol.
İTİRAZ
Bir düşünce veya kararı benimsemeyerek karşı çıkma. Söylenecek söz, karşı söyleme.
DÖNER
Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen. Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılmış olan kebap, döner kebap.
ETLİ
İçinde et bulunan. Dolgun, kalın. Eti çok olan. Yenecek kısmı çok olan (meyve).
FORMÜL
Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek.