NAZAR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "nazar" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. nazar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu nazar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde nazar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

NAZARİYECİLİK

12 harfli kelimeler

NAZARIDİKKAT, NAZARIİTİBAR

11 harfli kelimeler

NAZARİYATÇI

10 harfli kelimeler

NAZARİYECİ

9 harfli kelimeler

NAZARINDA, NAZARİYAT, NAZARİYYE

8 harfli kelimeler

NAZARİYE, NAZARLIK

7 harfli kelimeler

NAZARAN, NAZARAT

6 harfli kelimeler

NAZARİ

5 harfli kelimeler

NAZAR

Bazı kelimelerin anlamları

NAZAR

Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, göz. Bakış, bakma, göz atma.

NAZARİYAT

Kuramlar.

NAZARIDİKKAT

Bir kimsenin herhangi bir konuya duyduğu yoğun ilgi.

NAZARİYECİLİK

Kuralcılık.

NAZARİYATÇI

Kuramcı.

NAZARINDA

Birinin düşüncesine göre, birinin gözünde.

NAZARIİTİBAR

İlgi, dikkat.

NAZARAN

Göre, oranla, kıyasla.

NAZARAT

Hapishane.

NAZARİYE

Kuram.

NAZARİYECİ

Kuramcı.

NAZARLIK

Nazarı etkisiz duruma getirdiğine inanılan kumaş parçası, mavi boncuk, kurşun, dua yazılı kâğıt, muska vb. şeyler.

NAZARİYYE

kuram.

NAZARİ

Kuramsal.

  -   -   -  

Anlamında NAZAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde NAZAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KURAMCILIK

Kuramcı olma durumu, nazariyatçılık, nazariyecilik, teorisyenlik.

ÇOM

Küme, topluluk. Ot veya çalı kümesi. Demet, deste, çiçek demeti. Bir tutam. Ağaç gövdesindeki yumru, budak. Ağaç gövdesinde, kesilmiş dalların kalan izi. Hastalık sebebiyle ağacın kesilen kısmından sonra geriye kalanı. Ağaçtan meyve düşürmek için yapılmış çubuk. Çam. Cansız hale gelme. Nazarlık. Ceviz büyüklüğünde taş.

CİVREMEK

Cin çarpmasından veya nazar değmesinden vücutta kırmızı kabarcıklar meydana gelmek.

KURAMSAL

Kuramla ilgili, kuram durumunda bulunan, kuram niteliğinde olan, nazari, teorik, uygulamalı karşıtı.

ÇENÇİ

Küçük mavi boncuklardan örülmüş üç parmak şeklinde nazarlık: Çençisiz çocuk mu olur?.

DİLBUNU

Dil ile yapılan nazar: Dilbununa rast gelesice.

DAĞDAĞAN

Çitlembik ağacı ve meyvesi. Kömürü çok kuvvetli olan bir ağaç. Çitlembik, ağacı, iğde ve diğer ağaçların dallarından yapılan nazarlık.

CINGIR

Eski bez, paçavra. Su veya süt taşınan kap, kova, bakraç. Eski, yırtık (elbise hakkında). İki üç aylık horoz. Açık, bulutsuz hava. Çok parlak. Boncuk, nazarlık. Cam bilezik. Su kabı. Kova. (Bölükbaşı Selim, İncesu Susuz, Eşmeyazı Kars).

CILGA

İnce, dar, taşlı yol, patika. İnce dal. Odun lifleri, kıymık. Küçük pulluk. Engel. Samanın uçmasını önleyen kazıkların her biri. Deste olarak dizilmiş ekin. Hayvanlar için ağaçtan yapılmış nazarlık. Fundalık. İnce dar yol, patika. Biçilmiş, bağlam yapılmamış ekin. Dar yol, patika, az akan su. İnce uzun, incecik. Yamaçlardaki tarlaları sürmek için kullanılan eğik saban. (Tıtgir, Ilıca Erzurum). Altı çift öküzle çekilen iki tekerlekli saban. (Çıldır Kars). Tek döner kulaklı pulluk. (Ispir Erzurum). İşleme (Darıveren Acıpayam Denizli). Biçilmiş ekin yığını. (Kamanlar, Ilıca Güdül Ankara; Yenikent Aksaray Niğde) (cıvga) : (Adalıkuzu Güdül Ankara) (cuğul) : (Minoz Kavak Samsun).

CİLTİN

Küçük üzüm salkımı, üzüm salkımındaki küçük salkımcıklar. Kıvılcım. Kıvılcım rengi. Nazarlık, boncuk.

BESNOİTİOZİS

Sığır, at, koyun, keçi ve diğer otçullarda Besnoitia cinsi protozoonların neden olduğu, sokucu sinekler tarafından mekanik olarak taşınan veya enfekte kedi dışkısında bulunan, ookistlerin ağız yoluyla alınmasıyla bulaşan, etkenlerin birçok dokuda kalın duvarlı kist oluşmasıyla ve klinik olarak ateş, anazarka, anasarka, iştahsızlık, fotofobi, sklerodermatitis ve değişen derecelerde kıl dökülmesi gibi belirtilere neden olan hastalık, fil derisi hastalığı. Hastalık geçmişte globidiyozis olarak adlandırılmaktaydı.

GÖRE

Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince. Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran.

ALACAMA

Loğusalara musallat olan alkarısının çocuklarda beliren şekli (bu hastalık nazardan olur).

KURAM

Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi. Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü, nazariye, teori. Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü.

GÖZ

Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.

KURALCILIK

Kuralcı olma durumu, kaidecilik, nazariyecilik.

ÜZERLİK

Sedef otugillerden, yaprakları almaşık, çiçekleri beyaz renkte, susama benzeyen tohumları acı olan, halk hekimliğinde tedavi amaçlı, tütsü olarak kullanılan bir bitki (Peganum harmala). Bu bitkinin tohumlarından yapılmış olan nazarlık veya süs olarak kullanılan eşya.

ÇINGIL

Ufak ve seyrek taneli üzüm salkımı. Küçük üzüm salkımı, üzüm salkımındaki küçük salkımcıklar. İnci, boncuk, gümüş ve altından yapılmış süs eşyası. Su veya süt taşınan kap, kova, bakraç. Kıvılcım. Kumlu, çakıllı toprak. Dağ ve ağaç doruğu, ucu. Gelinlerin başörtülerine takılan pul dizisi. Boncuk, nazarlık. Cam bilezik. Kalemin ucunu korumak için yapılan metal başlık. Püskül, kuyruk. Kayalık: çıngıl gurmak. Ankara kenti, Şereflikoçhisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KURAMCI

Kuram ortaya koyan kimse, kurama bağlı olan, nazariyeci, teorisyen.

ARMUDİYE

Nazarlık olarak takılan armut biçimindeki altın.