Kelimeler arşivi içinde; sonunda "nav" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. Sonu nav ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında nav olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde nav olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
İSKANDİNAV
GÜÇSINAV, ALAHANAV
KAPANAV, BARINAV
KIRNAV, KINNAV, GIRNAV, GINNAV, MIRNAV
CINAV, SINAV, HANAV, HİNAV, MANAV, MENAV, SANAV, ŞINAV, TANAV
ANAV
NAV
NAV
Tulum-zurnanın düdük kısmı.
MIRNAV
Miyavlama sesi.
GINNAV
Kedilerin çiftleşme isteme hali: Mart ayı kedilerin gınnav zamanıdır.
GIRNAV
Eşek: Babam gırnavla oduna gitti. Kedilerde çiftleşme isteği belirtisi. Kedilerin çiftleşme zamanı (Erzincan Merkez). Dişi kedilerde kızgınlık.
HANAV
Tohumun bitmesine elverişli nemli toprak.
ALAHANAV
Yarı kuru, yarı yaş toprak.
KINNAV
Erkek isteyen kızgın dişi kedi.
CINAV
Sonbaharda yetişen kırmızı renkli yabani meyve.
KIRNAV
Çiftleşmek isteyen dişi kedi.
GÜÇSINAV
Suçluyu bulmak amacıyla sanıkları ateşe atmak, dağlamak, suya daldırmak, zehirlemek, birbirleriyle döğüştürmek, yaban hayvanlarının arasına bırakmak, yanıtlanması güç sorular sormak ve daha birçok deneylerden geçirerek yapılan geleneksel ve evrensel yargılama türü. (Bu yargılamalar sırasında, Tanrısal güçlerin koruyuculuğu altında bulunduklarına inanılan suçsuzların acı çekmemelerine ve dokuncayla karşılaşmamalarına karşın suçlular acının en büyüğünü duydukları gibi, çoğu kez sakat kalmakta ya da yaşamlarını yitirmektedirler.) bk. bakı. karşılığı kutbakı, büyü, simge.
KAPANAV
Bir çeşit kara avı.
İSKANDİNAV
Kuzey Avrupa yarımadalarının bütünü. İskandinavyalı.
MANAV
Meyve ve sebze satan yer. Yerli halk. Balkanlardan göç etmiş, genel olarak Marmara bölgesinde yaşayan bir topluluk. Meyve ve sebze satan kimse.
HİNAV
Nemli toprak.
BARINAV
B kümesi X ilingesel uzayında bir barınak olduğunda, heriçin f (b) = b koşulunu sağlayan f : sürekli işlevi.
SINAV
Öğrencilerin veya bir işe girmek isteyenlerin bilgi derecesini anlamak için yapılmış olan yoklama, imtihan, test. Direnme, dayanışma, güç gerektiren, sonuçta bir deneyim kazandıran zor durum.
Bu bölümde tanımı içerisinde NAV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARNAVUTLAŞTIRMAK
Arnavut kimliğini kazandırmak.
ARNAVUT
Arnavutluk ve çevresinde yaşayan bir halk.
CANAVARLAŞMAK
Canavar gibi davranmak. Korkunç, ürkütücü bir durum almak.
ARNAVUTLAŞTIRMA
Arnavutlaştırmak işi.
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.
ARNAVUTLAŞMAK
Arnavut dilini ve kültürünü benimsemek.
ARNAVUTÇA
Hint-Avrupa dilleri ailesine giren, Arnavutların kullandığı dil. Bu dille yazılmış olan.
BAKALORYA
Üniversitelere girebilmek için lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavı.
CANAVARCA
Canavar gibi. (canava'rca) Canavara uygun bir biçimde, canavarcasına.
BALKANLAR
Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge.
ARNAVUTLAŞMA
Arnavutlaşmak durumu.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
BAŞVURMAK
Bir işin yapılması için bir kimsenin aracılığını istemek. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanmak, müracaat etmek. İsteği, dileği belirtmek için herhangi bir işlem başlatmak. Bir şeye yararlanmak amacıyla el atmak. Bir işe girmek, bir sınava katılmak vb. konularda müracaatta bulunmak.
ALMAŞIK
İki veya daha çok şeyin sıralanmasında karşılıklı değil, aralıklı olarak sağda ve solda yerleşmiş olan. Almaşlı olarak işleyen, mütenavip, alternatif.
BÜTÜNLEMELİ
Bütünleme sınavına girmesi gereken (öğrenci).
BÜTÜNLEME
Tamamlama, tam duruma getirme, ikmal. Bütünleme sınavı.
ÇAKTIRMAK
Çakma işini yaptırmak. Birinin bir şeyi sezmesini sağlamak. Sınavda bırakmak.
CANAVARLIK
Canavar gibi davranma.
AYIRTMAN
Sınavlarda, soruların hazırlanmasından notların verilmesine kadar bütün değerlendirme çalışmalarına katılan görevli, mümeyyiz.
CANAVARLAŞMA
Canavarlaşmak işi.