Kelimeler arşivi içinde; sonunda "nasip" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu nasip ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında nasip olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde nasip olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
LİSANIMÜNASİP
MÜTENASİP, NAMÜNASİP
MÜNASİP, MİNASİP
NASİP
NASİP
Birinin payına düşen şey. Bir kimsenin elde edebildiği, sahip olabildiği şey. Kısmet, talih, baht. Günlük kazanç. Pay, hisse. Allah'ın kısmet ettiği şey.
MÜNASİP
Uygun, yerinde. Beğenilen, hoşa giden.
LİSANIMÜNASİP
Karşısındakinin kolayca anlayabileceği dil ve üslup.
MİNASİP
Münasip, uygun. Münasip.
NAMÜNASİP
Uygunsuz.
MÜTENASİP
Orantılı, oranlı, uygun.
Bu bölümde tanımı içerisinde NASİP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İNŞALLAH
"Tanrı dilerse, Tanrı nasip ettiyse" anlamlarında dilek anlatan bir söz.
BEHRE
Pay, nasip, hisse.
ORANLI
Kendinde oran bulunan, nispetli, mütenasip, mütevazin.
İNŞAALLAH
"Allah dilerse, Allah nasip ettiyse" anlamlarında dilek anlatan bir söz. Allahın izniyle.
ORANTILI
Aralarında orantı bulunan, mütenasip. Bir orantıyla ilgili olan. Bir niceliğin iki, üç, . kez çoğalması veya azalması, başka bir niceliğin o nispette çoğalmasını veya azalmasını gerekli kılarsa "bu iki nicelik birbiriyle orantılıdır" denir.
NASİPLENDİRMEK
Nasiplenme işini yaptırmak.
MİNASİB
Münasip.
MÜNASİB
Münasip.
NASİPLENME
Nasiplenmek işi.
UYMAK
Ölçüleri birbirini tutmak. Uygun düşmek, münasip olmak. Renk, biçim vb. yönünden birbirini tutmak, uygun düşmek. Bağlı kalmak, tabi olmak. Zevke, anlayışa uygun düşmek. Bir inanca, bir anlayışa, bir duruma veya egemen bir güce uygun davranışta bulunmak, riayet etmek.
NASİPLENDİRME
Nasiplendirmek işi.
UYGUN
Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.
UYGUNSUZ
Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan, münasebetsiz, namünasip. Kötü davranışlarda bulunan, çirkin hareketleri olan.
KISMET
Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu, nasip. Talih, kader, şans. "Şimdiden belli değil, ya olur ya olmaz" anlamlarında bir seslenme sözü. Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu. Evlenme talihi.
KEY
İri saman. Ufak dağlar, kayalar. Kenar, yan. Çok, pek, gayet, pek çok. İyi, iyice, hakkıyle. Uygun, muvafık, münasip, lâyık, doğru, yerinde. Büyük, muhteşem. İran'da efsanevi Keyyaniler Hanedanı'nın padişahlarına verilen unvan.
NASİPSİZLİK
Nasipsiz olma durumu.
CÜST
Denk, uygun, mütenasip, yakışır.
EĞE
Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri, kaburga. Maden, tahta vb.nin pürüzlerini düzeltmek için kullanılan, üzeri pürtüklü, sert, ensiz, çelik araç. Şaşma bildirir ünlem. Büyük kardeş, ağabey. Hey, ulan anlamında seslenme ünlemi: Ege, beni dinle. Kadınların yalnız başlarını yıkamaları. Çakı, bıçak ve benzerleri eşyaların ağızlarını keskinletmek için kullanılan bir araç. Kuka ipliğinden boncuk ve pul ile örülen oya. Motor ve kayık içinde bulunan bölme tahtaları. Kısmet, nasip, pay. Sahip, koruyucu. Kayığın kaburgasını teşkil eden ağaçlardan her biri. Kağnıda kanatları bağlayan tahtalar. (Yenikent Aksaray Niğde). Kayığın iç iskeletini oluşturan ağaçlar. (Gençali Senirkent Isparta). (Eş anlamlısı: kaburga), Çift ve kıvrık bir seri kemik ya da kısmen kıkırdaklı çubuklar olup sırt taraftan omurgaya, karın taraftan bir kısmı göğüs kemiğine hareket edebilecek biçimde eklemli bulunur. Kazanda pişirilmiş kaburga yemeği.
YAKIŞMAK
Güzel durmak, iyi gitmek, yaraşmak, uygun gelmek. Uygun olmak, iyi karşılanmak, münasip olmak.
NASİPLİLİK
Nasipli olma durumu.