Sonu NAKIŞ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "nakış" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu nakış ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında nakış olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde nakış olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

NAKIŞ

Genellikle kumaş üzerine renkli iplikler veya sırma ve sim kullanarak elle, makineyle yapılan işleme, el işi, ince iş. Özellikle duvar ve tavanları süslemek için yapılan resim. Beste ve semainin, dört yerine iki haneli olanı. Hile. İpekböceğinin üçüncü değişim uykusu, küçük aladı. (Resim). Osmanlılarda, resim, duvar resmi ve süsleme. Bugün, kadınların yaptıkları elişleri. a. bk. bezekleme, örge. Renkli keçe kalıbı. (Bor Niğde).

  -   -   -  

Anlamında NAKIŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde NAKIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

NAKIŞÇI

Nakış yapan kimse.

ABANİ

Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

NAKIŞLAMAK

Nakışla bezemek, işlemek.

KUKA

Dantel ya da nakış ipliği yumağı. Tespih, sigara ağızlığı vb.nin yapımında kullanılan, siyah veya sütlü kahve renginde Hindistan cevizi kökü. Bu kökten yapılan. Taş, konserve kutusuna benzer nesnelerle oynanan bir çocuk oyunu.

MÜHRESENK

Balgam taşı. Süsleme nakışlarını ve yaldızları mührelemekte kullanılan araç.

NAKIŞÇILIK

Nakış yapma işi.

CİVANKAŞI

Bir nakış ve işleme türü.

HALI

Yere veya mobilya üstüne serilmek, duvara gerilmek için, genellikle yünden dokunan, kısa ve sık tüylü, nakışlı, kalın yaygı.

NAKKAŞ

Yapıların duvar ve tavanlarına süslemeler yapan usta, bezekçi. Nakışçı.

NAKIŞLAMA

Nakışlamak işi.

NAKŞETMEK

Süslemek, bezemek, nakış yapmak. Kalıcı ve etkili olmasını sağlamak, işlemek.

FERMENE

Türlü nakışlarla işlemeli, önü kavuşmayan, yeleğe benzeyen bir giysi.

İŞLEMECİ

Elle oyma, nakış vb. yapan kimse.

GERGEF

Üzerine kumaş gerilerek nakış işlemeye yarar, çoğu dikdörtgen biçiminde olan çerçeve.

KASNAK

Enli çember. Bir sütunun gövdesini oluşturan silindir biçimindeki taşların her biri. Nakış işlemek için gergef gibi kullanılan, kumaşı germeye yarayan, tahtadan çember. Pehlivanların giydikleri kispetin bele gelen bölümü. Kıyıları oluk biçiminde pervazlı, metal ve tahtadan yapılmış çember. Kalbur, tel vb. şeylerin tahta çemberi. Makinelerde, bir milden başka mile hareket geçiren kayışların takıldığı demir çember.

MİNE

Metal eşya üzerine vurulan renkli cam katmanı. İnce ve parlak nakış. Dişlerin taç kısmını kaplayan beyaz ve sert doku. Saat kadranı.

NAKIŞLIK

Nakış olma durumu.

FASIL

Bölüm, kısım, devre. Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü. Dönem, devre. Belli bir sürede yapılmış olan iş, karşılaşılan durum veya olay. Bütçede ayrı ayrı gösterilen bölümler. Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna. Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi.

CİCİM

Ensiz olarak dokunmuş parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan, perde veya örtü olarak kullanılan nakışlı ince kilim.

ELTİELTİYEKÜSTÜ

Birbirine ters duran iki çiçekten oluşan dokuma veya nakış motifi.