Sonu NAAT ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "naat" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu naat ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında naat olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde naat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

MÜMANAAT

6 harfli kelimeler

KANAAT, SINAAT, ŞENAAT, ZANAAT

4 harfli kelimeler

NAAT

Bazı kelimelerin anlamları

NAAT

Bir şeyin niteliklerini övme. Hz. Muhammed'in niteliklerini övmek, ondan şefaat dilemek amacıyla yazılan kaside.

MÜMANAAT

Engel olma, karşı koyma.

SINAAT

Zanaat.

ZANAAT

İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş, sınaat. El ustalığı isteyen işler.

ŞENAAT

İğrençlik, kötülük, alçaklık.

KANAAT

Elindekinden hoşnut olma durumu, kanıklık, yeter bulma, yetinme, fazlasını istememe, doyum. Kanış, kanı, inanç, düşünce. Kanma, inanma.

  -   -   -  

Anlamında NAAT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde NAAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KANI

İnanç, düşünce, kanaat.

KESİNLİK

Kesin olma durumu, katiyet. Bir bilginin, bir kanaatin şüpheye düşmeden onaylanması durumu.

ATÖLYE

Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer, işlik.

ÇIRAK

Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse. Dükkânda ayak işlerine bakan kimse. Saray, daire vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra geçimi sağlanarak başka yerde yaşamasına izin verilen kimse.

KANAATSİZLİK

Kanaatsiz olma durumu.

KANIKLANMAK

Edindiği bir şeyi yeter bulmak, yetinmek, kanaat etmek.

KAŞIKÇI

Kaşık yapan ya da satan kimse. Şimşir, kemik, bağa vb.nden kaşık oyan, süsleyen zanaatçı.

KANIŞ

Kanma işi. Kanı, kanaat. Aldanış, kanma.

KANAATLİ

Kanaatkâr.

KANIK

Kanaatkâr. Tokgözlü.

KANIT

Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz, argüman. Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil. Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil.

DOĞRUCULUK

Doğrucu olma durumu, harbicilik. Bir insanın söz ve hareketleriyle düşünüşünün, kanaat ve inançlarının uyuşması.

KALFA

Aşaması çırakla usta arasında bulunan zanaatçı. Mimar yardımcısı. Çocukları evlerinden alarak okula, okuldan evlerine götüren kimse. İptidailerde hoca yardımcısı. Saraylarda ve büyük konaklarda halayıkların başında bulunan kadın.

ALÇAKLIK

Alçak olma durumu, denaet, pespayelik. Alçakça davranış, habaset, şenaat.

MARANGOZLUK

Marangozun işi. Marangozun zanaatı.

KANIKLIK

Kanaatkârlık.

ESNAF

Küçük sermaye ve zanaat sahibi. Başlıca düşüncesi, mesleğinin bütün inceliklerinden yararlanıp bunları karşısındakinin zararına kullanarak ve meslekte kötü örnek oluşturarak çok para kazanmak olan kimse. Kötü yola sapmış olan kadın.

KUYUMCULUK

Kuyumcunun işi ve zanaatı, mücevhercilik, cevahircilik.

DOYUM

Eldekinden hoşnut olma durumu, doyma işi, yetinme, kanma, kanaat. Bazı istekleri giderme, tatmin, orgazm.

AHİLİK

Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.