Sonu MÜŞ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "müş" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. Sonu müş ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında müş olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde müş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

UMURGÖRMÜŞ, ÇAKIRGÜMÜŞ

9 harfli kelimeler

GÜNGÖRMÜŞ, GÜRDÜKMÜŞ

8 harfli kelimeler

ÜNGÖRMÜŞ, SÜRÜNMÜŞ, GÖĞNÜMÜŞ, SÖĞÜLMÜŞ

7 harfli kelimeler

ÖRÜŞMÜŞ, AYGÜMÜŞ, KÖLÜMÜŞ

6 harfli kelimeler

ÜŞÜMÜŞ, GÖRMÜŞ, GÜLMÜŞ, GÜMMÜŞ

5 harfli kelimeler

SÜMÜŞ, ÖZMÜŞ, YÜMÜŞ, GÖMÜŞ, ÖLMÜŞ, KOMÜŞ, KEMÜŞ, ÇÜMÜŞ, ÇÖMÜŞ, CÜMÜŞ, KÖMÜŞ, GÜMÜŞ

3 harfli kelimeler

MÜŞ

Bazı kelimelerin anlamları

MÜŞ

Kolonya. (Güdül Ankara).

GÖĞNÜMÜŞ

İyice olmuş meyve.

ÜŞÜMÜŞ

Donmuş (sebze, meyve için). Manisa ili, Demirci ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

UMURGÖRMÜŞ

Önemli görevlerde bulunmuş (kimse). Deneyimi çok olan. Görgülü, olgun (kimse).

GÜLMÜŞ

Gülümsemiş, güler yüzlü.

AYGÜMÜŞ

Ay gibi parlak, gümüş gibi değerli, beyaz olan.

ÜNGÖRMÜŞ

Tanınmış, ünlü, meşhur.

GÜNGÖRMÜŞ

İyi yaşamış. Birçok hayat deneyimi bulunan (kimse).

GÖRMÜŞ

Gören.

SÜRÜNMÜŞ

Kaymış, kaymaya yüz tutmuş, yerler. Kovulmuş, sürülmüş, recmedilmiş, menfur, perişan, zelil.

SÖĞÜLMÜŞ

Mel'un.

GÜMMÜŞ

Manda çağırma ünlemi.

GÜRDÜKMÜŞ

Hayvanlarda çiftleşme zamanı.

ÖRÜŞMÜŞ

Iğdır ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

ÇAKIRGÜMÜŞ

Samsun şehri, Lâdik belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

KÖLÜMÜŞ

Köstebek.

  -   -   -  

Anlamında MÜŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MÜŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKÇE

Küçük gümüş para. Her tür madenî para, akça.

ALPAKA

Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan (Lama glama pacos). Bu yünden dokunan kumaş. Alman gümüşü. Bu hayvanın yumuşak, hafif, dayanıklı ve parlak olan yünü.

ALÜMİNYUM

Atom numarası 13, atom ağırlığı 26,98 olan, 660 °C'de eriyen, gümüş parlaklığında, beyaz, hafif bir element (simgesi Al). Bu elementten yapılmış.

ALFENİT

İçinde bakır, çinko, nikel bulunan ve çatal bıçak takımı yapımında kullanılan gümüşlü bir alaşım.

ALINLIK

Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası. Yapılarda cephe süsü.

ANMA

Anmak işi, yâd. Ölmüş bir insanı hatırlamak için yapılmış olan tören, ihtifal.

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.

ALAÇIK

Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak. Keçeden yapılmış olan çadır.

AFİS

Gümüş balığının küçüğü.

AĞSI

Ağ görünüşünde olan, ağ gibi örülmüş olan.

AGEL

Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.

AĞITLAMA

Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü.

ALICI

Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.

ARKAİK

Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan. Konuşulan ve yazılan dilde, kullanımdan düşmüş olan (eski söz veya deyim).

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

ALDANGIÇ

Üzeri ot veya kumla örtülmüş çukur, tuzak.

AHARLI

Üzerine ahar sürülmüş olan.

AFETZEDE

Afete uğramış, afet görmüş kimse.

AĞARTMAK

Ak duruma getirmek, beyazlatmak. Kuyumculukta gümüşü temizlemek.

ARSLANLI

Arslanı olan. Osmanlı Devleti'nde kullanılan arslan baskılı gümüş sikke.