MONT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "mont" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. mont ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu mont ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mont olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

MONTAJCILIK, MONTAJLAMAK

10 harfli kelimeler

MONTAJLAMA

9 harfli kelimeler

MONTGOMER

8 harfli kelimeler

MONTAJCI, MONTİKOL

6 harfli kelimeler

MONTAJ, MONTÜR

5 harfli kelimeler

MONTE

4 harfli kelimeler

MONT

Bazı kelimelerin anlamları

MONT

Kumaştan veya deriden yapılan, genel olarak belden kemerli, üstünde cepleri bulunan, gömlek, hırka vb. üzerine giyilen kısa, hafif giysi.

MONTİKOL

Dağlarda yaşayan.

MONTE

Montaj.

MONTAJCILIK

Kurguculuk.

MONTÜR

Çeşitli takılarda taşın yerleştirildiği çerçeve. Vazo, duvar saati, ayna ve benzerleri eşyayı korumak veya kullanışını kolaylaştırmak için yapılan metal, bronz, gümüş çerçeve veya örgü.

MONTAJLAMA

Kurgulama.

MONTAJ

Kurgu. Bir makine, cihaz veya mobilyanın parçalarını yerli yerine takma, monte.

MONTAJLAMAK

Kurgulamak.

MONTGOMER

Mont.

MONTAJCI

Kurgucu.

  -   -   -  

Anlamında MONT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MONT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GAMETOSİT

Bölünerek gametleri (oosit veya spermatozoon) oluşturabilen hücre. Gamet veya gametositleri yıkımlayan ajanlar. Gamont. Eşeylik ana gözesinden meydana gelen ve eşey gözelerini meydana getiren göze.

KURGULAMAK

Parçaları belli bir plana göre düzenlemek, konuları sıraya sokmak. Bir filmin değişik yerlerde çekilen bölümlerini bir bütün oluşturmak için birleştirmek, montajlamak. Gevşek dokulu ve daha çok göstermeci nitelikteki oyunda, başka oyunlardan ya da sahnelerden alınmış çeşitli yerleri, durumları, kişileri, belgeleri, film ve diyaları uyumlu bir biçimde birleştirmek. Kurguyu, kurgulamayı gerçekleştirmek. Kurgu, kurgulama eylemi.

ÖKÜZGÖZÜ

Birleşikgillerden, sarı renkte, papatyayı andırır bir çiçek ve onun bitkisi, sığırgözü, mastı çiçeği, arnika (Arnica montana). Kaliteli, kendine özgü kokusu olan şarap üretilen, orta kalın kabuklu, siyah renkli bir tür üzüm.

MİKROGAMETOSİT

Bazı protozoonlarda mikrogameti veren ve merozoitten gelişen hücre. Mikrogamont.

KURMAK

Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek. Yapmak, inşa etmek. Ortaklık sağlamak. Bir araya getirmek, toplamak. Hazırlamak. Düşünmek. Yapmak, oluşturmak. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek. Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek. Aklına koymak. Zihinde büyütmek. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak. Sağlamak, oluşturmak.

ROZET

Yakaya takılmak için çeşitli biçimlerde yapılan, bir kuruluşun sembolü sayılacak genellikle küçük metal nesne. Kapı kolunun altına monte edilen metal parça. Güney Anadolu sahillerinde yetişen, pembe ve beyaz çiçekleri olan süs bitkisi. Musluğun, gizli döşenmiş boruya vidalandığı yerin çirkin görünüşünü kapatmak amacıyla kullanılan nikel veya krom kaplanmış çember biçimli sac parça.

KURGU

Bir şeyin zembereğini kurmak için kullanılan araç, anahtar. Bir bütün oluşturmak için parçaları takıp birleştirme işi, montaj. Çatı. Bir filmin değişik süre ve yerlerde çekilen bölümlerini, bir uyum ve anlam bütünlüğü sağlayarak birleştirme, montaj. Uygulamaya geçmeyen, sadece bilmek ve açıklamak amacını güden düşünce, kuramsal araştırma, spekülasyon. Bir işe hazırlamak için yapılmış olan telkin. Gerçek olmayan olay ve kahramanlardan oluşan eser. Zembereğin kurulmuş olma durumu.

KURGUCULUK

Kurgu işini yapma, montajcılık.

MİKROGAMONT

Bölünerek mikrogametleri oluşturan gamont, mikrogametosit.

KURGULAMA

Kurgulamak işi, montajlama.

BORUCU

Boru yapıp satan kimse. Boru montajında çalışan kimse.

POTA

İçinde maden eritilen kap. Basketbolda düşey bir levhaya monte edilmiş yatay çember ile ağdan meydana gelen düzenek.

MAKROGAMETOSİT

Makrogamont.

KURGUCU

Kurgu işini yapan kimse, montajcı.

LUMUNDUZU

Limontuzu.

KENETLENMEK

Kenetleme işine konu olmak. Bir konuda aynı tutum ve davranışı göstermek. Birbiriyle dayanışma içine girmek. Sıkıca birbirinin üzerine kapanmak, birbirine geçerek bağlanmak. İki uzay aracı bir birine monte edilmek.

HAEMOSPORİNA

Sporozoea sınıfında, Coccidia alt sınıfında bulunan omurgalıların kanında şizogoni, kan emen omurgasızların sindirim sisteminde sporogoni evrelerini geçiren, sijinin görülmediği, mikrogamont ve makrogametin bağımsız olarak geliştiği, konoidi bulunmayan, mikrogamonttan 8 kamçılı mikrogametlerin geliştiği, hareketli zigotların (ookinet) oluştuğu, Haemoproteus, Hepatocystis, Leucocytozoon ve Plasmodium cinslerini içeren dolaylı gelişen paraziter protozoon takımı.

MİKROGAMET

Mikrogamontların bölünmesi sonucunda oluşan az miktarda sitoplazmik materyal içeren, küçük genellikle kamçılı, etkin harekete sahip erkek gametler.

KLUSTER

Süt sağım ünitesi montaj tablası.

MAKROGAMONT

Makrogametin oluşumundan sorumlu gamont, makrogametosit.