Sonu MELE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "mele" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. Sonu mele ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında mele olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde mele olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

KÖRGEMELE

7 harfli kelimeler

BESMELE, MUAMELE, FERMELE, MEZMELE, MİZMELE, PERMELE

6 harfli kelimeler

CÜMELE, FEMELE, GÖMELE, GUMELE, GÜMELE, HAMELE, KÖMELE, KÜMELE, MAMELE, MEMELE, SİMELE, TİMELE

5 harfli kelimeler

AMELE, EMELE

4 harfli kelimeler

MELE

Bazı kelimelerin anlamları

MELE

Duvarcı aracı, mala. Çekirge. Köpeğin yaşı : Bizim köpek yedi melesinde. Çocuk oyunlarında kale olarak kullanılan çukur. Yuva : Leyleklerin melesi yıkılmış. İn : Kurt melesine girdi.

FEMELE

Ocak başı.

KÜMELE

İçine ot konulan kulübe, barınak. Bostan ve bağ bekçisinin kulübesi. Çadır.

CÜMELE

Pancara benzer, yemeği yapılan bir ot.

KÖRGEMELE

Köstebek.

GÖMELE

Bağ ve bahçelerde yaz için yapılan küçük kulübe, bağ evi. Bağ, bahçe, bostanlardaki bekçi kulübesi. Tohum çukuru. Avcıların çalı çırpı veya taştan yaptıkları siper veya kulübe, evsin.

KÖMELE

Keklik ve benzerleri kuşları avlamak için çalı çırpıdan yapılan, avcının gizlenmesine yarayan yer, barınak. Kavun, karpuz, kabak, hıyar çekirdeklerini dikmek için açılan çukur : Bostan kömelesi açtım. Bir şeyi saymadan, tartmadan, ölçmeden, göz karariyle yapılan ayırma. Yığın : Bir kömele buğday.

PERMELE

Frenkgömleği.

MİZMELE

Üvendirenin ucundaki sivri demir.

MUAMELE

Davranma, davranış. Yol, yöntem. İşlem. İşlem. Alışveriş.

MEZMELE

Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan saman ve benzerleri döküntü.

BESMELE

"Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adı ile" anlamına gelen ve bir işe başlarken söylenilen bismillahirrahmanirrahim sözü, bismillah.

FERMELE

Kadınların giydiği üzeri işlemeli yelek. İşlemeli kollu yelek, fermene.

GUMELE

Bekçi kulübesi.

HAMELE

Egzama skoamozum.

GÜMELE

Avcı kulübesi. Bağ ve bostana yapılan basit bekçi kulübesi. Ahır. Samanlık. Ankara şehrinde, Çeltikçi bucağına bağlı bir yer. Ankara kenti, Peçenek nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Eskişehir kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Kütahya ilinde, Gediz belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Manisa şehrinde, Borlu bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

  -   -   -  

Anlamında MELE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AŞK

Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.

ANTLAŞMA

İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.

ATOMCULUK

Evrenin, bölünmez parçaların kümelenmesinden oluştuğunu ileri süren öğreti.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AKORDİYON

Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ARENA

Boğa güreşi, yarış, oyun vb. gösteriler yapılmış olan alan. Siyasi çekişmelerin geçtiği yer.

AGLÜTİNASYON

Kümeleşim.

ANLAŞILAN

Anlaşıldığına göre, galiba, muhtemelen.

ALIŞVERİŞ

Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.

ARMUZ

Gemilerde güverte ve borda kaplama tahtalarının yan yana gelmeleri sonucu aralarında oluşturdukları çizgi.

ARALIKLI

Birbirine bitişik olmayan, aralarında açıklık bulunan, aralı, fasılalı. Dizgide kelimeler, harfler veya satırlar arasında açıklık olan, espaslı. Kesik kesik.

AĞDALI

Ağdalanmış. Karmaşık. Bilinmeyen kelimelerden, anlaşılması güç sözlerden oluşan (deyiş).

ARPALAMA

Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık. Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı.

AMENTÜ

Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.

AMELELİK

Amele olma durumu.

ARA

İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.

AĞIRLIKLI

Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.

AKIŞMA

Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.

ALIŞKANLIK

Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.