Kelimeler arşivi içinde; başında "maşa" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. maşa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu maşa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde maşa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MAŞALANMAK
MAŞACILIK, MAŞALAMAK, MAŞALANMA
MAŞATLIK, MAŞATLIG, MAŞANTİS, MAŞALLAH, MAŞALACI, MAŞALAMA, MAŞALICA, MAŞALDAN
MAŞALCA, MAŞAPLI, MAŞALLA, MAŞALIK, MAŞALAN, MAŞAKKA
MAŞALI, MAŞALA, MAŞARA, MAŞAŞİ, MAŞAFA, MAŞACI
MAŞAL, MAŞAK, MAŞAT
MAŞA
MAŞA
Ateş veya kızgın bir şey tutmaya, korları karıştırmaya yarayan iki kollu metal araç. Çok küçük şeyleri tutmaya yarayan küçük, kollu araç. Saçları kıvırmak, düzeltmek için elektrik veya ateşle ısıtılan maşa biçiminde alet. Başkasının isteklerine, amaçlarına alet olan kimse. Bisiklet çatısının ön ve arkasındaki çatal biçiminde, tekerleklerin takıldığı parça. Sebze ve tütün fidesi. Perdeyi tutan mandal. Çifteker çatısının ön ve arkasında, çatal biçiminde, tekerlerin takıldığı parça. Isıtılmış kapları emniyetle tutmaya yarayan, metal veya tahtadan yapılmış malzeme. Deri tutturmağa yarayan kıstırgaç. (Yalvaç Isparta). Saat çarklarının hızını ayarlatan çatal kol. (Bursa). Tezgahlarda alt ok'la üst ok'u gergin tutmağa yarayan düzenin alt çengeline takılan araç. (Tokmacık Yalvaç Isparta).
MAŞALANMA
Maşalanmak işi.
MAŞALANMAK
Maşa ile tutturulmak.
MAŞALCA
Maşa.
MAŞATLIK
Müslüman olmayanların, özellikle Yahudilerin mezarlığı.
MAŞALDAN
Meşale.
MAŞANTİS
Fransızca kökenli marchandise: marşandiz tireni.
MAŞALACI
Maşa. Meşaleyi elinde gezdiren adam.
MAŞALICA
Meşale.
MAŞALLAH
"Ne güzel, Allah nazardan saklasın" anlamlarında beğenme duyguları bildiren bir söz. Umulmadık durumlar karşısında şaşkınlık ve sitem belirtmek için söylenen bir söz. (ma:şallah) Nazar değmemesi için çocukların üzerine takılan veya çeşitli araç, bina ve benzerleri yerlere asılan, üstünde "maşallah" yazılı nazarlık. Türkmen kadınlarının başlarına taktığı gümüş başlık. ". "Tanrının istediği gibi" anlamında kullanılan bir isim. "Tanrı nazardan saklasın" anlamında kullanılan bir isim. Hayret ve memnunluk anlatan söz.".
MAŞAPLI
Mendil.
MAŞALAMAK
Saçları maşa ile kıvırmak veya düzeltmek.
MAŞALLA
Bağ, bahçe ve bostanlarda ekilmek için ayrılmış küçük toprak parçası, evlek, karık. Sebze bahçesindeki bölümler, evlek.
MAŞALAMA
Maşalamak işi.
MAŞATLIG
Daha çok Ermenilere ait olan mezarlık.
MAŞACILIK
Maşacının işi veya mesleği.
Bu bölümde tanımı içerisinde MAŞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KESİM
Kesme işi. Pazarlık, anlaşma. Boy bos, endam. Bölüm, parça, kısım, sektör. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Kesme zamanı. İşaretlenmiş belli yer. Bölge. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.
ALET
Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
KARAMBOL
Bilardo oyununda isteka ile vurulan bilyenin öbürlerine dokunması. Karışıklık, karmaşa. Çarpışma, birbirine çarpma.
SARILGAN
Sapı yakınındaki başka bitkilere, başka şeylere sarılıp yükselen, otsu veya odunsu (sap, bitki), sarmaşan.
ÇİFT
Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Küçük maşa ya da cımbız.
APLİKE
Düz veya desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.
YÖNELTEÇ
Direksiyon. Bisikletin ön tekerlek maşası üstüne bağlanmış, iki elle kullanılan yön değiştirme aracı, gidon.
KISKAÇ
Bir şeyi tutup sıkıştırmaya yarayan kerpeten, pense vb. araç. Demircilerin kızgın demiri tuttukları maşa vb. araç. Açılıp kapanan eğreti merdiven. Böceklerde besin maddelerini parçalamaya ve kendilerini savunmaya yarayan organ.
MAŞALI
Maşası olan. Maşa ile kıvrılmış (saç).
MAŞACI
Maşa yapan veya satan kimse.
PENSE
Çeşitli biçim ve büyüklükte maşa veya kıskaç. Birçok meslek dalında çeşitli nesneleri sıkmak, germek, kıvırmak, tutmak vb. işler için kullanılan değişik biçimlerde el aleti, pens.
TUTAÇ
Laboratuvar maşası. Tutacak.
TUTAK
Bir şeyin tutulacak yeri. Tutacak. Rehine. Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri. Kabza.
ANDAN
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Mademki, sonra, bakalım. Ondan. Tuzsuz pirinç lâpası. Ona. Sonra, ondan sonra. Ondan Ötürü. Oradan. Onunla.
BAŞARATLI
Becerikli kimse: Maşallah çok başaratlı kadın.
ZİLLİ
Zili olan, üstünde zili bulunan. Edepsiz, eli maşalı, şirret (kadın).
SEYİR
Gidiş, yürüyüş, ilerleyiş. Kara taşıtlarının belli bir güzergâhta ilerlemesi. Bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkma. Eğlenmek için bakma, hoşlanarak bakma, temaşa. Özellikle gemilerin belli bir rotayı takip ederek yolculuk etmesi. Bakıp eğlenecek şey, eğlendirici durum.
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
KOMPLEKS
Karmaşık. Karmaşa. Vitamin ya da proteinlerin oluşturduğu bileşik. Karmaşıklık, karmaşa. Karmaşık. Aynı ekonomik etkinliği gerçekleştiren sanayinin tesisler bütünü, kuruluşlar bütünü.
CIMBIZ
Kıl vb. ince şeyleri tutmak veya çekmek için kullanılan küçük maşa. Özellikle dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri temizlemekte kullanılan el aracı.