İçinde MAŞA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "maşa" olan, toplam 46 tane kelime bulunuyor. İçerisinde maşa bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu maşa ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında maşa olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

PULLUKMAŞASI, AŞAĞIALMAŞAR

11 harfli kelimeler

ŞARMAŞAŞKIN

10 harfli kelimeler

YAMAŞAKLIK, MAŞALANMAK

9 harfli kelimeler

MAŞALANMA, ZİLLİMAŞA, TEMAŞALIK, MAŞACILIK, MAŞALAMAK

8 harfli kelimeler

MAŞATLIK, MAŞALLAH, MAŞALICA, MAŞALDAN, MAŞANTİS, MAŞATLIG, MAŞALACI, MAYMAŞAK, MAŞALAMA, MALMAŞAT, FATMAŞAL, YAYMAŞAK, SARMAŞAN

7 harfli kelimeler

SARMAŞA, TIMAŞAK, MAŞAPLI, YAMAŞAK, MAŞALLA, MAŞALCA, KARMAŞA, MAŞALIK, MAŞALAN, DAMAŞAN, MAŞAKKA

6 harfli kelimeler

MAŞACI, TEMAŞA, MAŞALI, MAŞALA, TAMAŞA, MAŞAFA, MAŞAŞİ, MAŞARA

5 harfli kelimeler

MAŞAK, MAŞAL, MAŞAT

4 harfli kelimeler

MAŞA

Bazı kelimelerin anlamları

MAŞA

Ateş veya kızgın bir şey tutmaya, korları karıştırmaya yarayan iki kollu metal araç. Çok küçük şeyleri tutmaya yarayan küçük, kollu araç. Saçları kıvırmak, düzeltmek için elektrik veya ateşle ısıtılan maşa biçiminde alet. Başkasının isteklerine, amaçlarına alet olan kimse. Bisiklet çatısının ön ve arkasındaki çatal biçiminde, tekerleklerin takıldığı parça. Sebze ve tütün fidesi. Perdeyi tutan mandal. Çifteker çatısının ön ve arkasında, çatal biçiminde, tekerlerin takıldığı parça. Isıtılmış kapları emniyetle tutmaya yarayan, metal veya tahtadan yapılmış malzeme. Deri tutturmağa yarayan kıstırgaç. (Yalvaç Isparta). Saat çarklarının hızını ayarlatan çatal kol. (Bursa). Tezgahlarda alt ok'la üst ok'u gergin tutmağa yarayan düzenin alt çengeline takılan araç. (Tokmacık Yalvaç Isparta).

AŞAĞIALMAŞAR

Şanlıurfa şehri, Birecik belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

ŞARMAŞAŞKIN

Çok şaşırmış.

TEMAŞALIK

Balıkesir şehrinde, Havran ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

MAŞANTİS

Fransızca kökenli marchandise: marşandiz tireni.

MAŞALAMAK

Saçları maşa ile kıvırmak veya düzeltmek.

ZİLLİMAŞA

Uçlarına zil takılmış, maşa biçiminde bir çalgı.

YAMAŞAKLIK

Yumuşaklık, gevşeklik.

MAŞALLAH

"Ne güzel, Allah nazardan saklasın" anlamlarında beğenme duyguları bildiren bir söz. Umulmadık durumlar karşısında şaşkınlık ve sitem belirtmek için söylenen bir söz. (ma:şallah) Nazar değmemesi için çocukların üzerine takılan veya çeşitli araç, bina ve benzerleri yerlere asılan, üstünde "maşallah" yazılı nazarlık. Türkmen kadınlarının başlarına taktığı gümüş başlık. ". "Tanrının istediği gibi" anlamında kullanılan bir isim. "Tanrı nazardan saklasın" anlamında kullanılan bir isim. Hayret ve memnunluk anlatan söz.".

MAŞALICA

Meşale.

MAŞACILIK

Maşacının işi veya mesleği.

PULLUKMAŞASI

Pulluğu çekmek amacıyla pulluk çengeline takılan (U) harfi biçiminde araç. (Yalvaç Isparta).

MAŞATLIK

Müslüman olmayanların, özellikle Yahudilerin mezarlığı.

MAŞALDAN

Meşale.

MAŞALANMAK

Maşa ile tutturulmak.

MAŞALANMA

Maşalanmak işi.

  -   -   -  

Anlamında MAŞA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MAŞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MAŞALI

Maşası olan. Maşa ile kıvrılmış (saç).

CIMBIZ

Kıl vb. ince şeyleri tutmak veya çekmek için kullanılan küçük maşa. Özellikle dokumacılıkta kumaş yüzlerindeki düğüm, çöp vb. maddeleri temizlemekte kullanılan el aracı.

SEYİR

Gidiş, yürüyüş, ilerleyiş. Kara taşıtlarının belli bir güzergâhta ilerlemesi. Bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkma. Eğlenmek için bakma, hoşlanarak bakma, temaşa. Özellikle gemilerin belli bir rotayı takip ederek yolculuk etmesi. Bakıp eğlenecek şey, eğlendirici durum.

KARAMBOL

Bilardo oyununda isteka ile vurulan bilyenin öbürlerine dokunması. Karışıklık, karmaşa. Çarpışma, birbirine çarpma.

TUTAÇ

Laboratuvar maşası. Tutacak.

APLİKE

Düz veya desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.

ZİLLİ

Zili olan, üstünde zili bulunan. Edepsiz, eli maşalı, şirret (kadın).

YÖNELTEÇ

Direksiyon. Bisikletin ön tekerlek maşası üstüne bağlanmış, iki elle kullanılan yön değiştirme aracı, gidon.

ANDAN

Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Mademki, sonra, bakalım. Ondan. Tuzsuz pirinç lâpası. Ona. Sonra, ondan sonra. Ondan Ötürü. Oradan. Onunla.

TUTAK

Bir şeyin tutulacak yeri. Tutacak. Rehine. Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri. Kabza.

KISKAÇ

Bir şeyi tutup sıkıştırmaya yarayan kerpeten, pense vb. araç. Demircilerin kızgın demiri tuttukları maşa vb. araç. Açılıp kapanan eğreti merdiven. Böceklerde besin maddelerini parçalamaya ve kendilerini savunmaya yarayan organ.

PENSE

Çeşitli biçim ve büyüklükte maşa veya kıskaç. Birçok meslek dalında çeşitli nesneleri sıkmak, germek, kıvırmak, tutmak vb. işler için kullanılan değişik biçimlerde el aleti, pens.

MAŞACI

Maşa yapan veya satan kimse.

KOMPLEKS

Karmaşık. Karmaşa. Vitamin ya da proteinlerin oluşturduğu bileşik. Karmaşıklık, karmaşa. Karmaşık. Aynı ekonomik etkinliği gerçekleştiren sanayinin tesisler bütünü, kuruluşlar bütünü.

ÇİFT

Birbirini tamamlayan iki tekten oluşan (nesneler). Bir erkek ve bir dişiden oluşan iki eş. Toprağı sürmek için birlikte koşulan iki hayvan. Küçük maşa ya da cımbız.

KESİM

Kesme işi. Pazarlık, anlaşma. Boy bos, endam. Bölüm, parça, kısım, sektör. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Kesme zamanı. İşaretlenmiş belli yer. Bölge. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.

ANDAL

Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).

SARILGAN

Sapı yakınındaki başka bitkilere, başka şeylere sarılıp yükselen, otsu veya odunsu (sap, bitki), sarmaşan.

ALET

Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.

MAŞALAMA

Maşalamak işi.