Kelimeler arşivi içinde; başında "mank" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. mank ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu mank ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mank olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MANKURTLAŞMAK
MANKURTLAŞMA
MANKILDAMAK
MANKAFALIK
MANKALLAR, MANKENLİK, MANKIRMAK
MANKADAŞ
MANKAFA, MANKURT, MANKAŞA, MANKOBE
MANKUZ, MANKUR, MANKUF, MANKOZ, MANKIŞ, MANKIR, MANKIL, MANKEN, MANKAŞ, MANKAL
MANKA
MANK
MANK
Sersem, ahmak. Ağır başlı kişi. Durgun, rüzgârsız hava. Ahmak, akılsız, mankafa, sersem.
MANKURTLAŞMA
Mankurtlaşmak durumu.
MANKUR
Sığırları boyunduruğa bağlamaya yarayan ve boyunlarına geçirilen "u" biçimindeki ağaç. Bir ucunu hayvanın boynuna, öteki ucunu yere çakmaya yarayan odun kazığa bağlı hayvan bağı.
MANKUF
Bakımsız kalmış ve yıkılacak duruma gelmiş yapı.
MANKIRMAK
Sığır bağırmak, böğürmek.
MANKOBE
Koyunların sağıldıktan sonra yatırıldıkları yer.
MANKURTLAŞMAK
Ulusal kimlikten uzaklaşmak, içinde bulunduğu topluma yabancılaşmak.
MANKUZ
Tahtadan göz göz yapılmış yiyecek ambarı.
MANKAFALIK
Mankafa olma durumu, anlayışsızlık, aptallık. Atlarda görülen süreğen, şiddetli sakağı.
MANKALLAR
Bolu şehri, Gerede ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
MANKAŞA
Salıncağa bağlanan demir halka.
MANKAFA
Anlayışsız, aptal. Sakağı hastalığına tutulmuş (at).
MANKENLİK
Mankenin işi.
MANKURT
Ulusal kimlikten uzaklaşan, içinde bulunduğu topluma yabancılaşan.
MANKADAŞ
Manka arkadaşı.
MANKILDAMAK
Sığır bağırmak, böğürmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde MANK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAGÜN
Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava: Alagünde koyun iyi otlar. Yarı açık yarı bulutlu hava. Yazın, güneş bulut arkasında kaldığında oluşan gölgeli durum. Ağrı şehrinde, Eleşkirt belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Muş ili, Mercimekkale bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa ilinde, Karakeçi bucağına bağlı bir yer.
ENKÜÇÜK
Bir değişkenin alabileceği en düşük değer, enk. Zamana bağlı olarak değişmekte olan bir niceliğin İndiği en düşük değer. Güneşte leke bolluğunun en az olduğu, bir değişen yıldızın en sönük bulunduğu zamanki değerler vb.
SAKAVU
Ceket. Sakağı da denilen, atlarda olan mankafa hastalığı. Palto.
SAKAVI
Sakağı da denilen, atlarda olan mankafa hastalığı. Çoğunlukla atlarda görülen bir çeşit hayvan hastalığı. Palto, pardösü.
BÜYÜTME
Büyütmek işi. Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse. Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.
OKÇULUK
Ok yapma ya da satma işi. Ok ve yay kullanılarak yapılmış olan spor. Okçu olma durumu, kemankeşlik.
MODEL
Resim, heykel vb. yapılırken baka baka benzetilmeye çalışılan nesne veya kimse, örnek. Tasarlanan ürünün tanıtım veya deneme amacıyla üretilen ilk örneği, prototip. Giysi örneklerini içinde toplayan dergi. Otomobil vb.nde tip. Örnek olmaya değer kimse veya şey, örnek, paradigma. Benzer. Biçim. Bir özelliği olan nesne veya kişi. Manken.
MANGAFA
Anlayışsız, aptal, mankafa.
PODYUM
Genellikle atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli, yüksekçe yer.
TABİİ
Doğada olan, doğada bulunan. Katıksız, saf, doğal. (ta'bi:) Elbette, doğallıkla, doğal olarak, işin gereği olarak. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan, doğal.
KEHRİBAR
Süs eşyası yapımında kullanılan, açık sarıdan kızıla kadar türlü renklerde, yarı saydam, kolay kırılır ve bir yere hızlıca sürtüldüğünde hafif cisimleri kendine çeken, fosilleşmiş reçine, samankapan, kılkapan. Bu reçineden yapılmış.
SÖLPÜMEK
Şişmanken zayıflamak. Gevşemek, pörsümek.
EFEK
Yabani yonca, fiğ. Bir cins ot. Toz gibi yağan kar. Samankâğıdı.
OKÇU
Ok yapan veya satan kimse. Okçuluk sporunu yapan kimse, kemankeş.
DEFİLE
Giyecekleri tanıtmak amacıyla mankenlerin yaptıkları gösteri, giyim gösterisi.
SAKAVİ
Sakağı da denilen, atlarda olan mankafa hastalığı. Palto, pardösü.
BAYAKI
Hakikaten, gerçekten, ciddi olarak. Her zamanki gibi olan, bayağı, hiçbir özelliği bulunmayan. Hemen hemen. Epeyce, bir hayli, oldukça. Deminki, az önceki. Demin, az önce, şimdi.
DOĞAL
Doğada olan, doğada bulunan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Katıksız, saf. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.
BAYA
Direnme, inat için kullanılır: Baya gimecen sana ne?. Gerçekten, doğru. Belki: Baya kamyon gelmecek. Epey, uzunca. Bayağı, her zamanki gibi. Epeyce, çok fazla. Bilinen. Hakikaten, gerçekten, ciddi olarak: Bayâ bu hadise böyle mi oldu?. Muhakkak, mutlaka: Ben bu işi bayâ yapacağım. Her zamanki gibi olan, bayağı, hiçbir özelliği bulunmayan:-Bu işi nasıl yaptın?-Bayâ. Hemen hemen: Ali okumayı bayâ öğrenmiş be!. İnadına: Dışarı bayâ gidicen var var mı dicen?. Epeyce, bir hayli, oldukça: Biz otururken bayâ vakit geçti. Fazla, çokça: Bu yıl hayvanlarıma yetecek bayâ samanım var. Hemen hemen. Bayağı.
ALIŞILMIŞ
Her zamanki, mutat.