MAKAS ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "makas" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. makas ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu makas ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde makas olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

MAKASLANMAK

10 harfli kelimeler

MAKASALANI, MAKASÇILIK, MAKASLAMAK, MAKASLANMA

9 harfli kelimeler

MAKASLAMA

8 harfli kelimeler

MAKASKAR, MAKASSIZ, MAKASTAR

7 harfli kelimeler

MAKASÇI, MAKASLI

5 harfli kelimeler

MAKAS

Bazı kelimelerin anlamları

MAKAS

Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan araç, sındı. Birbirine komşu iki demir yolu hattını hemen bunların uzantısındaki üçüncü hatta bağlamaya yarayan alet. Mobilyalarda yukarıdan aşağıya doğru açılan kapakları yatay konumda tutmak amacıyla yapılmış mafsallı, kollu kapak aracı. Su topunda iki ayağın teker teker yarım daire biçiminde çevrilmesiyle yapılmış olan bir hareket. Çatı ve köprülerde genellikle ağaç veya çelikten yapılan, ağırlığı karşılıklı iki ayağa veya duvara aktaran çatılmış kiriş sistemi. Üst uçları birbirine bağlı, alt uçları açık olan iki direkten kurulmuş, ağırlık kaldırma düzeni. Dirsek. Çalma, kırpma. Bazı araçlarda üst üste konulmuş birkaç yassı çelikten yay. Bazı eklem bacaklı hayvanların ön ayaklarında bulunan, savunma ve saldırmada kullanılan kıskaç. Birbirini kesen demir yolu kavşağı.

MAKASÇILIK

Makasçının görevi. Basında başka gazetelerdeki haberleri kesip olduğu gibi aktarma işi.

MAKASSIZ

Makası olmayan.

MAKASLAMA

Makaslamak işi. Çaprazlama.

MAKASLAMAK

Makasla kesmek. Makas almak. Yazı, film vb.ni sansür amaçlı kısaltmak, kesmek.

MAKASTAR

Kumaş biçen, prova yapan, parçaları patrona göre ayarlayan, iş dağıtımını yapan usta, makasçı.

MAKASLI

Makası olan.

MAKASLANMA

Makaslanmak işi.

MAKASALANI

Kütahya kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

MAKASKAR

Kâğıt oymacılığı ile uğraşan kimse, oymacı, kesme ve oyma sanatı ile uğraşan kimse.

MAKASLANMAK

Makas almak işine konu olmak. Kesilmek.

MAKASÇI

Makas yapan ya da satan kimse. Makastar. Demir yollarında makasları açıp kapayarak trenlere yol veren görevli.

  -   -   -  

Anlamında MAKAS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MAKAS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KIRKI

Kırkma işi. Davarların yün veya kıllarını kırkmaya yarayan makasa benzer araç.

ÇAPUTKESEN

Makas.

SINDI

Makas.

BUBA

Çatılarda, makas ağaçlarının birer ucunun çivilendiği, iki metre kadar uzunlukta ve tam ortada bulunan kalın direk, omurga direği. Baba. Baba, karşılığı buva. Baba, bk. bube.

ALTGERGİ

(Mimarlık) Çatımakası üçgeninde iki üstbaşlığı alttan birbirine bağlayan kuşak. a. bk. çatı makası, üstbaşlık, mertek, payanda.

ÇITLATMAK

Bir şeyden "çıt" sesi çıkarmak. Bir kimseye, bilmediği bir şeyden ancak sezdirecek kadar söz etmek. Antep fıstığının kabuğunu aralamak. İş parçalarının bazı yerlerini oyup çıkarmadan makasla kesmek.

MAÇUNA

İslimle çalışan ağırlık kaldırma makası.

ACAĞACI

At arabasında ön takım makaslarını birbirine bağlayan üstü demirli ağaç. (Kızılcasöğüt Banaz Uşak).

LANGUST

Kabuklulardan, makasları olmaması, duyargalarının daha uzun ve güçlü olmasıyla ıstakozdan ayrılan, eti için avlanan bir deniz hayvanı (Palinurus vulgaris).

BASBAS

Çatılarda makas ağaçlarının konulduğu dikme. Acele yürüyüş. Bel'in ayakla basılan kısmı. (Yukarıbozkuyu Kadirli Adana).

KESMEK

Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.

ÇARKDEMİRİ

Araba makasını ok'un girdiği kısma bağlayan demir yay. (Aksaray Niğde).

DİRSEK

Kol ile ön kol arasındaki eklemin arka yanı. Bir direği veya başka bir şeyi sağlamlaştırmak için yanına eğik olarak yerleştirilen ağaç, makas. Giysi kolunda bu organa denk gelen bölüm. Boruların doğrultusunu değiştirmekte kullanılan bağlantı parçası.

BİÇMEK

Belli bir biçim vererek kesmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Değer, paha, fiyat belirlemek. Tahmin etmek, kestirmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek.

YEREŞEĞİ

Makaslı böcek.

KESME

Kesmek işi. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat. Kesme işareti. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Kesin, değişmez, maktu. Lokum. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan.

ÇAPRAZLAMA

Testerenin keserken sıkışmaması için dişlerini belli ölçülere göre sağa sola bükme. Çapraz olarak, makaslama, çaprazlamasına, çaprazvari. Aynı amaçla, dişucunu şişirme. Yüksek organizmalarda, genetik olarak farklı dişi ve erkek bireyler arasındaki çiftleşme. Mikroorganizmalarda genetik çaprazlama farklı eşey tiplerinin konjugasyonu ile yapılan, virüslerde ev sahibi hücrelerin farklı genotipteki viral parçalar ile enfekte olmasını gerektiren genetik madde değişimi. (Söz sanatı terimi) Önce geçen kelimelerin sırasını, değişik veya karşıt bir anlam verecek şekilde, tersine çevirerek onları tekrarlama. Her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır gibi. Melezleme. Değişik soylardan gelen ana ve babaların çifleştirilmesi; melezleme.

BOBA

Çatılarda, makas ağaçlarının birer ucunun çivilendiği, iki metre kadar uzunlukta ve tam ortada bulunan kalın direk, omurga direği. Baba. İyi, güzel. Baba, karşılığı boba. Baba - boba yit: (

BAĞKESEN

Makaslı böcek.

KESİLMEK

Kesme işi yapılmak. Tutulmak, kapatılmak. Gibi olmak, benzemek, dönmek. Çok beğenmek, çok hoşlanmak. Durmak. Son ya da aralık verilmek. Süt, ayran vb. bozulmak, ekşimek. Kendini herhangi bir şey gibi göstermek. Akmamak. Akım gelmez olmak. Sona ermek. Dinmek. Sünnet olmak. Yoksun kalmak. Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak, çok yorulmak. Kendinden önceki kelimeyi "olmak" anlamıyla pekiştiren bir fiil. Makaslanmak.