Kelimeler arşivi içinde; sonunda "mahsul" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu mahsul ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında mahsul olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde mahsul olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MAHSUL
MAHSUL
Ürün. Ortaya çıkan, elde edilen şey. Verim.
Bu bölümde tanımı içerisinde MAHSUL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
OĞUŞ
Erkek çocuk. Bereketli, çok: Bu yıl mahsulat oğuş oldu.
AGUNDURUK
Başak vermiyen mahsul.
ÜRÜN
Doğadan elde edilen, üretilen yararlı şey, mahsul. Bir tutum veya davranışın ortaya çıkardığı şey. Türlü endüstri alanlarında ham maddelerin işlenmesiyle elde edilen şey. Eser.
TINAS
Harman dövüldükten sonra savrulmak için yapılan yığın. Savrulacak duruma getirilmiş dövülmüş ekin yığını. Saman yığını. Harman yığını. Dövüldükten sonra savrulmak üzere biriktirilmiş mahsul yığını. Muğla şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
OZANLAMA
Masalımsı, hayal mahsulü.
TEVATİR
1.Çok büyük : Tevâtir bir ağaç. 2.Çok bol : Bu yıl tevâtir mahsul oldu. 3.Çok yüksek, aşırı : Tevâtir ağnayişi var. 4.Çok şiddetli : Tevâtir bir kış oldu. 5.Olağanüstü, çok güzel : Ali tevâtir keman çalar. Abartı. Güzel, iyi, olağanüstü. Çok güçlü.
EMBEDİNG
Gebelik mahsulünün döl yatağı duvarına tutunarak yuvalanması. Doku gömme.
VERİM
Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman. Elde edilen ürün, hizmet vb.yle onu elde etmek için harcanan iş arasındaki oran. Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere.
GIVAM
Bir şeyin en uygun derecesi, kıvam: Hava yağdı mahsul ekme gıvamı geldi.
MAĞSUL
Mahsul.
VERİMLİ
Verimi iyi ve bol olan, bitek, randımanlı, mahsuldar, mümbit, müsmir, verimkâr. Çok yazan, velut. Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli.
TAKALLET
Baştan savma yapılan (iş). Köy işlerine ayrılan, harcanan para : Çıkan mahsul derde takallete yetmedi.
ÇİNGİŞ
Arap saçı denen ota benzeyen ve bazen çiğ bazen de haşlanıp salata yapılarak yenen bir ot: Tarlanın içinde çok çingiş var, bunlar ayıklanmazsa mahsule zarar verecek.
ÇEPELLEŞMEK
Pisleşmek. Bir şeye engel olmak. Karmakarışık olmak: Tohumu iyi, çok ama, mahsul çepelleşmiş.
ÇEŞTE
Koyun kırkıldığında üzerinde bırakılan yün. Sulanmadan yetişen mahsul. Uzun saplı büyük tekneli bir çeşit musiki âleti.
GÜLGÜLÜ
Ağaçtan yapılmış kap (süt, yağ, ve benzerleri konulur). Kan kırmızısı. Pembe. Pembe üzüm. Gelincik. Bol, bereketli: Bu yıl mahsul çok gülgülü olacak. Müzikte bir makam. Kırmızı, bordo.
DENE
Tane: Bahçeye beş dene kuzu girdi. Tahıl. Kabuğu dövülerek soyulmuş buğday, aşlık. Tane. Tane, adet. Buğday ve benzerleri mahsulün tanesi. Defa. Dokuma tezgâhında çalışan kadınlara armağan olarak gönderilen kuruyemiş ve şekerleme. (Yenikent Aksaray Niğde). Tane, habbe.
MASUL
Mahsul. Mahsul, ürün.
MASÜL
Mahsul ürün.
AŞAR
Tarım ürünlerinden alınan onda bir oranındaki vergiler. Ondalık. Boyanacak iplik veya kumaşı asıl rengine boyamadan önce başka renge boyama. Yıkanacak çamaşırları önceden küllü suda bekletme. Aşağı, aşağıya. Toprak mahsullerinden hazine için alınan onda bir nispetindeki vergi. Türkiye'de 1925 yılına kadar tarımsal ürünün onda biri oranında ayni olarak alınan vergi. karşılığı ayni vergi.