Kelimeler arşivi içinde; başında "maha" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. maha ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu maha ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde maha olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MAHALLİLEŞTİRMEK
MAHARETSİZLİK, MAHALLİLEŞMEK
MAHARETLİLİK, MAHARETSİZCE, MAHALLİLEŞME
MAHALSİNMEK, MAHALLEVARİ
MAHARETSİZ
MAHAKAVYA, MAHARETLİ, MAHALLELİ, MAHALLECE
MAHARIMA, MAHALLIK, MAHALLER
MAHARİÇ, MAHARMA, MAHASİB, MAHATAB, MAHARET, MAHANNE, MAHALLİ, MAHALLE, MAHAKLI
MAHARA, MAHANE, MAHANA
MAHA
Evlerin çatısında köşelerden çatının ortasına doğru uzanan direklerden her biri, mahya. Arabanın ön dingilinin üstündeki hareket edebilen kalın ağaç parçası. Çatıdaki köşe ağaçları.
MAHARETLİ
Becerikli.
MAHALLİLEŞME
Yöreselleşme, yerelleşme.
MAHALLİLEŞMEK
Yerelleşmek.
MAHALLEVARİ
Mahalle yaşayışına uygun.
MAHARETSİZCE
Maharetsiz bir biçimde.
MAHARETSİZ
Eli işe yatkın olmayan, beceriksiz.
MAHALLIK
Dik kafalılık.
MAHARETLİLİK
Beceriklilik.
MAHAKAVYA
(Sanskritçe) Sanskrit dilinde yazılmış destanların büyüklerine verilen ad.
MAHARIMA
Yeni gelinlerin kullandıkları kalın, büyük başörtüsü.
MAHALLİLEŞTİRMEK
yerelleştirmek.
MAHALLELİ
Aynı mahallede oturan kimselerin bütünü. Aynı mahalleden olan.
MAHALSİNMEK
Değer vermek, önem vermek, önemli saymak. Gerçek sanmak.
MAHALLECE
Mahallede oturanlar tarafından. Mahallede oturanlar olarak hep birlikte.
MAHARETSİZLİK
Beceriksizlik.
Bu bölümde tanımı içerisinde MAHA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GENELEV
Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.
MEVZİ
Yer, mahal. Bir askerî birliğin yeri veya bu birlik tarafından ele geçirilen bölge.
İRAP
"Hiçbir değeri ve önemi yok" anlamındaki irapta mahalli yok ve iraptan mahalsiz deyimlerinde geçen bir söz.
HOŞGÖRÜ
Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans.
MEVKİ
Yer, mahal. Durum. Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer. Makam.
GÖÇMEK
Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek. Oturmak. Ölmek. Çökmek. Bazı hayvanlar, sıcak iklimli ülkelere gitmek.
MAHLEP
Gülgillerden, 6-10 metre yüksekliğinde bir ağaç, kokulu kiraz, İdris ağacı (Prunus mahaleb). Bu ağacın bahar olarak kullanılan, nohut büyüklüğündeki yemişi.
BECERİKLİLİK
Becerikli olma durumu, ustalık, maharetlilik.
HOŞGÖRÜLÜ
Hoşgörüsü olan, hoşgörüyle davranan, hoşgörü sahibi, müsamahalı, toleranslı.
MUHTAR
Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı. Özerk. Her işe burnunu sokan.
MAUN
Tespih ağacıgillerden, Hindistan ve Honduras'ta yetişen büyük bir orman ağacı, akaju (Swietenia mahagoni). Bu ağacın parlak kırmızımtırak renkte, sert ve iyi cilalanan kerestesi. Bu keresteden yapılan.
BECERİ
Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
GETTO
Avrupa ülkelerinde Yahudilerin gönüllü olarak veya zorlanarak yerleştirildikleri ve her türlü gereksinimini başka yere gitmeden karşılayabildikleri mahalle, Yahudi mahallesi. Bir yerleşim bölgesinin, aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü.
BECERİKSİZLİK
Beceriksiz olma durumu, maharetsizlik.
BEVVAP
Kapıcı. Mahalle okullarında hademe.
SANDIK
İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.
CÖMERTLİK
Cömert olma durumu, eli açıklık, ahilik, semahat, mürüvvet.
BECERİKLİ
Becerisi olan, elinden iş gelen, usta, maharetli, mahir, mahirane.
BECERİKSİZ
Becerisi olmayan, usta olmayan, maharetsiz.