Kelimeler arşivi içinde; başında "mah" olan, toplam 247 adet kelime bulunmaktadır. mah ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu mah ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mah olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MAHALLİLEŞTİRMEK, MAHMUTŞEVKETPAŞA
MAHMUTPAŞALİLAR
MAHALLİLEŞMEK, MAHARETSİZLİK, MAHKEMELEŞMEK, MAHMATLIBAHÇE, MAHRURLANINAK, MAHVEDEBİLMEK
MAHALLİLEŞME, MAHARETLİLİK, MAHARETSİZCE, MAHKEMEAĞCİN, MAHKEMELEŞME, MAHMURLAŞMAK, MAHMUZLANMAK, MAHŞERLEŞMEK, MAHURBUSELİK, MAHVEDEBİLME, MAHZUNLAŞMAK, MAHZUNNENMEK
MAHALLEVARİ, MAHALSİNMEK, MAHMURLAŞMA, MAHMUTBEYLİ, MAHMUTÇAVUŞ, MAHMUTHİSAR, MAHMUTOĞLAN, MAHMUTSEYDİ, MAHMUZLAMAK, MAHMUZLANMA, MAHRUMİYYET, MAHŞERLEŞME, MAHZENMEZAR, MAHZUNLAŞMA
MAHARETSİZ, MAHBUBELER, MAHCUBİYET, MAHFAZASIZ, MAHKEMELİK, MAHKUMİYET, MAHMUTABAT, MAHMUTGAZİ, MAHMUTOĞLU, MAHMUTTIRI, MAHMUZLAMA, MAHPUSHANE, MAHREMİYET, MAHRUMİYET, MAHYACILIK
MAHAKAVYA, MAHALLECE, MAHALLELİ, MAHARETLİ, MAHCUBANE, MAHCUPLUK, MAHDUMLAR, MAHFAZALI, MAHKEMELİ, MAHKUMANE, MAHMATLAR, MAHMUDİYE, MAHMURLUK, MAHMUTAĞA, MAHMUTBEY, MAHMUTKÖY, MAHMUTLAR, MAHPEYKER, MAHPUSLUK, MAHRABAŞI, MAHREMLİK, MAHRUMLUK, MAHSINMAK, MAHSULDAR, MAHSUSTAN, MAHVETMEK, MAHVOLMAK, MAHZUNANE, MAHZUNLUK, MAHZURSUZ
MAHALLER, MAHALLIK, MAHARIMA, MAHCUPÇA, MAHÇİÇEK, MAHDIBAN, MAHDÜVER, MAHFUZEN, MAHİRANE, MAHİRBEY, MAHİYYET, MAHKUKAT, MAHLADIR, MAHLUKAT, MAHMATLI, MAHMUTÇA, MAHMUTLU, MAHMUZLU, MAHOGANY, MAHRAMLI, MAHRUGAT, MAHRUKAT, MAHSENLİ, MAHSUBEN, MAHSULAT, MAHSUSEN, MAHTAMAK, MAHVETME, MAHVİYET, MAHVOLMA, Devamını Oku »»
MAHAKLI, MAHALLE, MAHALLİ, MAHANNE, MAHARET, MAHARİÇ, MAHARMA, MAHASİB, MAHATAB, MAHBUBE, MAHFAZA, MAHINEV, MAHİNUR, MAHİYET, MAHİZAR, MAHKEME, MAHKİME, MAHMUDE, MAHMURE, MAHPERİ, MAHRABA, MAHRAMA, MAHRAVA, MAHRUTİ, MAHSERE, MAHSURE, MAHŞERİ, MAHTANA, MAHUNYA, MAHYACI
MAHANA, MAHANE, MAHARA, MAHBES, MAHBEZ, MAHBUP, MAHCUP, MAHCUR, MAHCUZ, MAHDUD, MAHDUM, MAHDUT, MAHEDE, MAHFER, MAHFES, MAHFEZ, MAHFİL, MAHFUZ, MAHİRE, MAHİYE, MAHKUK, MAHKUM, MAHKÜM, MAHLAÇ, MAHLAH, MAHLAS, MAHLEÇ, MAHLEP, MAHLUÇ, MAHLUH, Devamını Oku »»
MAHAL, MAHAM, MAHAS, MAHAT, MAHFE, MAHFİ, MAHIH, MAHIK, MAHIV, MAHİÇ, MAHİR, MAHLA, MAHLE, MAHNA, MAHNI, MAHÖS, MAHRA, MAHRU, MAHTA, MAHUH, MAHUK, MAHUL, MAHUR, MAHUT, MAHVE, MAHYA
MAHA, MAHİ, MAHT
MAH
MAH
Şaşma ünlemi : Mah sen de mi fikrini değiştirdin. Göründüğü gibi olmayan kişi. Ahmak, sersem. Al, buyur.
MAHALLİLEŞMEK
Yerelleşmek.
MAHARETSİZLİK
Beceriksizlik.
MAHKEMELEŞME
Mahkemeleşmek işi.
MAHRURLANINAK
Kendini başkalarından üstün tutmak, beğenmek.
MAHARETSİZCE
Maharetsiz bir biçimde.
MAHMUTPAŞALİLAR
Mahmutpaşalılar, Diyarbakır'da bir işyeri.
MAHARETLİLİK
Beceriklilik.
MAHMURLAŞMAK
Mahmur bir duruma gelmek.
MAHALLİLEŞME
Yöreselleşme, yerelleşme.
MAHKEMEAĞCİN
Ankara ilinde, Kızılcahamam ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
MAHMATLIBAHÇE
Ankara ili, Gölbaşı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
MAHVEDEBİLMEK
Mahvetme imkânı veya olasılığı bulunmak.
MAHMUTŞEVKETPAŞA
İstanbul kenti, Mahmutşevketpaşa nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
MAHALLİLEŞTİRMEK
yerelleştirmek.
MAHKEMELEŞMEK
Karşılıklı olarak birbirini dava etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde MAH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CÖMERTLİK
Cömert olma durumu, eli açıklık, ahilik, semahat, mürüvvet.
BATIRMAK
Bir şeyin sıvı veya yumuşak bir maddenin içine gömülmesine yol açmak, batmasını sağlamak. Kirletmek. Yitirmek. Mahvetmek. Bir kimseyi çekiştirip iyice kötülemek. Bir işte kazanç sağlayamaz duruma gelmek.
CEZAEVİ
Hükümlülerin içinde tutuldukları yapı, hapishane, mahpushane, dam, kodes, mahbes.
BECERİKLİ
Becerisi olan, elinden iş gelen, usta, maharetli, mahir, mahirane.
BOZUM
Bozulma işi, utangaçlık, mahcupluk.
BOŞANMAK
Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak. Dertlerini, yakınmalarını anlatmak. Sıyrılmak, kurtulmak. Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak. Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak. Baskı altında gergin duran bir şey, birden ve hızla kurtulmak. Bol bol akmak.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
BECERİ
Elinden iş gelme durumu, ustalık, maharet. Kişinin yatkınlık ve öğrenime bağlı olarak bir işi başarma ve bir işlemi amaca uygun olarak sonuçlandırma yeteneği, maharet. Vücudun, yapılması güç alıştırmalara yatkın olması durumu.
AYLIK
Birine, görevi karşılığı olarak veya geçimi için her ay ödenen para, maaş. Bir ay içinde olan. Bir ay için. Ayda bir kez yapılmış olan veya çıkan. Belirli aydan beri var olan. Bir ay süren, mahiye.
AY
Birdenbire duyulan acı, ağrı, şaşırma, ürkme veya sevinç anlatan bir söz. Dünya'nın uydusu olan gök cismi, kamer, mah, meh. Yılın on iki bölümünden her biri. Art arda gelen iki yeni ay arasında geçen süre. Bir ayın herhangi bir gününden ertesi ayın aynı gününe kadar geçen veya yaklaşık otuz gün olarak kabul edilen süre.
BECERİKSİZLİK
Beceriksiz olma durumu, maharetsizlik.
BECERİKLİLİK
Becerikli olma durumu, ustalık, maharetlilik.
BECERİKSİZ
Becerisi olmayan, usta olmayan, maharetsiz.
BAZİLİKA
İçi, ortadaki yüksek, yanlardakiler daha alçak olmak üzere iki sıra sütunla üç salona ayrılmış, dikdörtgen biçiminde büyük kilise. Kral sarayı. Dikdörtgen biçiminde, uç kısmında yarım çembere benzeyen bir çıkıntısı olan Roma mahkemesi.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
AÇGÖZLÜLÜK
Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.
BİTİRMEK
Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak.
AYILTI
Mahmurluk.
BEVVAP
Kapıcı. Mahalle okullarında hademe.