Kelimeler arşivi içinde; başında "mada" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. mada ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu mada ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mada olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MADALYASIZLIK, MADALYONCULUK
MADAGASKARLI, MADARALAŞMAK
MADARALAŞMA
MADALYASIZ, MADALYONCU
MADALYALI
MADADARU, MADALYON, MADANLER, MADANLAR
MADAŞTA, MADANIS, MADAMAK, MADALYA
MADAMA, MADARA
MADAN, MADAM, MADAK
MADA
MADA
İstek. Yemek yeme isteği. Mide. Pide ile yufka arası kalınlığında bir çeşit sac ekmeği. Hamur açmakta kullanılan yuvarlak, yassı yastık. Ekmeği tandıra yapıştırmakta kullanılan içi ot dolu yuvarlak minder. İştah (Kızılca k.).
MADANIS
Maydanoz.
MADALYASIZ
Madalya almamış olan.
MADANLAR
Muğla şehrinde, Yatağan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
MADALYALI
Madalya almış olan.
MADAGASKARLI
Madagaskar halkından olan kimse.
MADALYONCULUK
Madalyoncunun yaptığı iş.
MADAŞTA
Pancardan pişirilen bir çeşit yemek.
MADARALAŞMA
Madaralaşmak işi.
MADALYASIZLIK
Madalyasız olma durumu.
MADADARU
Beceriksiz.
MADANLER
Kütahya kenti, Tavşanlı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
MADALYON
Boyna zincirle takılan, genellikle değerli metalden yapılmış, içine küçük resim gibi şeyler konulan, türlü biçimde süs eşyası.
MADALYONCU
Madalyon yapan veya satan kimse.
MADAMAK
İlkbaharda kırlarda yetişen, ufak, yeşil yapraklı, ıspanak gibi yenilen bir ot.
MADARALAŞMAK
Madara durumunda olmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde MADA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASBEST
Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.
ASEPSİ
Özellikle tıpta kullanılan araç gereçleri ilaç kullanmadan yalnız ısı yardımı ile mikroptan arındırma işi.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ABDESTSİZ
Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.
AİLESİZ
Ailesi olmayan. Ailesi olmadan.
ACIMASIZ
Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz. Acıma duygusu olmadan, merhametsizce.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
AŞURELİK
Aşure yapmada kullanılan. Aşure dağıtmaya yarayan kap.
ADAMSIZ
Adam olmadan. Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız. Erkeksiz, kocasız.
ASONANS
Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılmış olan uyak.
ANASIZ
Anası olmayan. Anası olmadan.
ARIZASIZ
Aksamayan, bozulmadan işleyen. Engebesiz, düz. Huzurlu, rahat, mutlu bir biçimde.
ATILGAN
Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan, acar. Girişken.
AHFEŞ
"Söylenen sözü anlamadan kafa sallayarak onaylamak" anlamında Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak deyiminde geçen bir söz.
ANTRASİT
Güçlükle tutuşan, koku, duman çıkarmadan büyük bir ısı vererek yanan bir taş kömürü türü.
AMATÖR
Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.
AST
Alt. Birine göre alt aşamada olan kimse, madun. Rütbe veya kıdemce küçük olan asker. Birinin buyruğu altında olan görevli, madun.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
ANLATMAK
Bilgi vermek, izah etmek. Nakletmek. Bir konu üzerinde açıklama yapmak, açıklamada bulunmak.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.