Sonu LÖKO ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "löko" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu löko ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında löko olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde löko olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

LÖKO

Yunanca ak anlamına gelen ön ek.

  -   -   -  

Anlamında LÖKO bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LÖKO geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKYUVAR

Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.

EKSÜDASYON

Damar duvarlarından veya doku yüzeyinden dışarıya, proteinden zengin, lökosit içeren sıvı sızması.

AGRONÜLOSİT

Stoplazmasında granülleri bulunmayan lökosit.

EOZİNOFİLİ

Kanda eozinofil lökosit sayısının ileri derecede artması. Aşırı derecede eozinofil lökositlerin üretilmesi ve bunların kanda anormal derecede artması, eozinofilik lökositozis. Genellikle kronik paraziter enfeksiyonlarla ilişkilidir. Belirli organlardaki kimi parazitlerin etkisiyle genel eozinofil sayısı artabilir. Bu artış sıklıkla tanıda kullanılabilir. Doku kesitlerinin eozinle kolayca boyanması.

ATAKSİ

Vücut faaliyetlerinde düzensizlik veya hareketlerde karışıklık. Hareketlerde eş güdümün bozulması, sendeleme, sarsılma. Kuzularda bakır eksikliği, genç sığırlarda A vitamini eksikliği, koyunlarda louping-ill, koyun ve keçilerde skrapi ve lökozis sonucu ortaya çıkan motorik sinir merkezleri arasındaki eş güdümün bozulması durumu. Vücut kaslarını uyaran sinirler arasındaki uyumlu çalışmanın bozulmasına bağlı olarak hayvanın düzensiz hareketler yapması. Statik ataksi ve lokomotorik ataksi olarak ikiye ayrılır. Yerleşmesine göre; spinal, serebellar ve serebral ataksi çeşitleri vardır.

EYKOSANOİTLER

Arakidonik asit ve bundan türeyen prostaglandin, tromboksan, lökotrienler gibi maddelere verilen genel ad.

AGRANÜLOSİT

Sitoplâzmasında granülleri olmayan lökosit. Örnek: Lenfosit, monosit. Taneciksiz akyuvarlar.

HEMANJİYOM

Yeni oluşmuş ve bir araya gelmiş kan damarlarından oluşan, en çok deri ve dalakta, ender olarak da kemikte yerleşim gösteren, damara göre atardamar, toplardamar veya kılcal damarlardan köken alan iyicil damar tümörü. Kanatlılarda lökoz virüsü tarafından da oluşturulur.

ADEZYON

Farklı molekülleri birarada tutan çekim veya kuvvet. Normalde birbirinden ayrı iki organ veya zarın iltihap gibi nedenlerle birbirine yapışması. Moleküller arasında birbirilerine tutunmalarını sağlayan çekim kuvveti. Birbirinden ayrı iki organ veya zarın yangı ve benzeri nedenlerle yapışması. Yangı sürecinde nötrofil lökositlerin, venül ve kılcal damar endoteline yapışması. Birleşme, yapışma, tutunma.

DİYAPEDEZ

Akyuvarların (lökositler) kılcal damar duvarını geçerek etrafındaki dokuya ya da iltihaplı bölgeye göç etmeleri. Eritrositlerin kılcal damar duvarından dışarı sızarak etraftaki dokuya veya iltihaplı bölgeye göç etmesi. Yangı olayları sırasında alyuvarların nötrofil lökositlerin geçtiği yoldan, hidrostatik basınç etkisiyle hareketsiz olarak damar dışına çıkmaları. Kan hücrelerinin damar çeperlerinden dokulara sızması.

DEGRANÜLASYON

Yerel iltihaplanmalarda ya da bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler vb.nin sitoplâzmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel iltihaplanmalarda veya bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler gibi hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel yangılarda veya kimi alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler ve benzerleri hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılarak kaybedilmesi.

AKROMOTRİHİ

Lökokromotrihi.

GUANOFOR

Balıklarda beyaz rengi oluşturan lökofor ile gümüş rengini oluşturan iridofordan oluşan pigment. Guanin pigmentini içeren renk hücreleri.

EİKOZANOİTLER

Araşidonik asitten türeyen prostoglandin, prostasiklin, tromboksan, lökotrien gibi yerel düzenleyici moleküller.

EOZİNOFİLİK

Mikroskopta eozinle kolayca boyanan, eozini kolayca alan hücre veya dokuları ifade eder. Eozinofil lökositlere ait veya eozinofiliyle ilgili olan.

EOZİNOFİL

Asidofil. Eozinofil lökosit. Eozin seven; eozin denen asit bir boya ile kolayca boyanabilen.

FAGOSİTİN

Lökositlerde fagositoz sırasında meydana gelen sıcağa dayanıklı protein yapısında bir bakterisidal. Nötrofil granüllerinden salınan bakteri öldürücü bir protein.

GRANÜLOSİT

Sitoplazmalarında yaygın granüller bulunan nötrofil, eozinofil ve bazofil lökositler.

AGRANÜLOSİTOZİS

Kandaki granülosit sayısının aşırı derecede azalması veya kaybolması. Kemik iliğinde granülosit akyuvar üretiminin ve kandaki granülositlerin özellikle nötrofil lökositlerin azalması sonucu, vücudun ikincil bakteriyel enfeksiyonlara duyarlı hâle gelmesiyle birlikte müköz zarlarda, deride, sindirim ve solunum kanalında erozyon ve ülserlerle belirgin, ateşli hastalık tablosu, granülositopeni.

ERLİŞİYOZİS

Ehrlichia cinsi bakterilerin neden olduğu insan, köpek, sığır, koyun, keçi ve atlarda kenelerle bulaşan ateşli bir hastalık. Enfekte bireylerde ateş, baş ağrısı, anoreksi, kırgınlık, lökopeni, trombositopeni, miyozitis ve ara sıra ölüm görülebilmektedir. İnsan enfeksiyonlarına neden olan önemli türler Ehrlichia chaffeensis, Anaplasma phagocytophilum ve Ehrlichia ewingii'dir. Koyun, sığır, kedi ve köpeklerde ise Ehrlichia canis, Haemobartonella felis ve Anaplasma türleri enfeksiyona neden olmaktadır.