Kelimeler arşivinde; içinde "löko" olan, toplam 37 tane kelime bulunuyor. İçerisinde löko bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu löko ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında löko olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
LÖKOSİTOZOONOZİS
LÖKODİYAPEDEZİS, LÖKOENSEFALİTİS
LÖKOKROMOTRİHİ, LÖKOMİYELOPATİ
LÖKOENSEFALİT, LÖKOMİYELİTİS
LÖKOTRİENLER, LÖKOSİTOPENİ
PANLÖKOPENİ, LÖKOTRİKİYA, LÖKOSİTOZİS, LÖKOPEDEZİS
LÖKOPTERİN, LÖKOSİTÜRİ, LÖKOMALASİ, LÖKOTAKSİS
LÖKOSİYAN, LÖKOSİTOZ, LÖKOTRİEN, LÖKOSİDİN, LÖKOPLAST, LÖKOPOİEZ, LÖKOPLAZİ, LÖKOPENİK, LÖKODERMİ, LÖKODERMA, LÖKOBLAST
LÖKOPENİ, LÖKOPATİ
LÖKOSİT, LÖKOFOR, LÖKOTİP, LÖKOZİS
LÖKOZ, LÖKOM
LÖKO
LÖKO
Yunanca ak anlamına gelen ön ek.
LÖKODİYAPEDEZİS
Hücre eksudasyonu.
LÖKOENSEFALİTİS
Beyinde beyaz maddenin yangısı.
LÖKOSİTOZİS
Kandaki toplam akyuvar sayısının artması, lökositoz. Çoğunlukla nötrofil lökositlerde, açık veya gizli irinli enfeksiyonlarda görülür. İnsan, köpek ve atta nötrofil sayısının toplam lökositlere oranı % 60-70 olup bunun % 75-90 ve daha yüksek olması lökositozis olarak değerlendirilir.
LÖKOTRİENLER
Mast hücrelerinde fosfolipaz enzimiyle, zardaki fosfolipitlerden meydana gelen ve damar duvarındaki kılcalların kasılmasını yavaşlatan, histaminin zıddı bir faaliyet göstererek alerjik reaksiyonlarda kan damarlarından bağ dokusuna hücre geçişini durduran aracı maddeler.
LÖKOSİTÜRİ
Piyüri.
LÖKOSİTOZOONOZİS
Evcil ve yabani ördek ve kazlarda Leucocytozoon simondi'nin neden olduğu Simulium türü sinekler tarafından taşınan hastalık.
LÖKOSİTOPENİ
Kanda lökosit sayısının azalması; lökosit miktarının normalin altına inmesi.
LÖKOPTERİN
Lahana kelebeklerinin ve diğer bazı kelebeklerin, yaban arılarının beyaz pigmentlerinde bulunan madde.
LÖKOMİYELOPATİ
Omurilik beyaz maddesinin hastalığı.
PANLÖKOPENİ
Kandaki akyuvar sayısının ileri derecede azalması. Kedi panlökopenisi.
LÖKOTRİKİYA
Deri kıllarında pigmentleşmenin azalması, kıl beyazlığı veya beyazlaşması, poliozis. Köpeklerde Vogt-Koyanagi-Harada sendromunda, Çin aslanı ırkı köpeklerde tirozinaz yetmezliğin bağlı olarak ve kalıtsal olarak görülür.
LÖKOMİYELİTİS
Beynin beyaz maddesinin veya omuriliğin yangısı.
LÖKOKROMOTRİHİ
Şiddetli deri tahribatı olan yerlerde veya işaretleme amacıyla yapılan deri yanık yerlerinde pigment yapan hücrelerin parçalanması nedeniyle, iyileşmelerden sonra renksiz kıllı, açık gri veya beyaz lekelerin oluşması, akromotrihi.
LÖKOPEDEZİS
Yangıda akyuvarların damar duvarından dışarı çıkması.
LÖKOENSEFALİT
Beyinde beyaz maddenin iltihaplanması.
Bu bölümde tanımı içerisinde LÖKO geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATAKSİ
Vücut faaliyetlerinde düzensizlik veya hareketlerde karışıklık. Hareketlerde eş güdümün bozulması, sendeleme, sarsılma. Kuzularda bakır eksikliği, genç sığırlarda A vitamini eksikliği, koyunlarda louping-ill, koyun ve keçilerde skrapi ve lökozis sonucu ortaya çıkan motorik sinir merkezleri arasındaki eş güdümün bozulması durumu. Vücut kaslarını uyaran sinirler arasındaki uyumlu çalışmanın bozulmasına bağlı olarak hayvanın düzensiz hareketler yapması. Statik ataksi ve lokomotorik ataksi olarak ikiye ayrılır. Yerleşmesine göre; spinal, serebellar ve serebral ataksi çeşitleri vardır.
FAGOSİTİN
Lökositlerde fagositoz sırasında meydana gelen sıcağa dayanıklı protein yapısında bir bakterisidal. Nötrofil granüllerinden salınan bakteri öldürücü bir protein.
DEGRANÜLASYON
Yerel iltihaplanmalarda ya da bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler vb.nin sitoplâzmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel iltihaplanmalarda veya bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler gibi hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel yangılarda veya kimi alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler ve benzerleri hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılarak kaybedilmesi.
EKSÜDASYON
Damar duvarlarından veya doku yüzeyinden dışarıya, proteinden zengin, lökosit içeren sıvı sızması.
EOZİNOFİL
Asidofil. Eozinofil lökosit. Eozin seven; eozin denen asit bir boya ile kolayca boyanabilen.
ERLİŞİYOZİS
Ehrlichia cinsi bakterilerin neden olduğu insan, köpek, sığır, koyun, keçi ve atlarda kenelerle bulaşan ateşli bir hastalık. Enfekte bireylerde ateş, baş ağrısı, anoreksi, kırgınlık, lökopeni, trombositopeni, miyozitis ve ara sıra ölüm görülebilmektedir. İnsan enfeksiyonlarına neden olan önemli türler Ehrlichia chaffeensis, Anaplasma phagocytophilum ve Ehrlichia ewingii'dir. Koyun, sığır, kedi ve köpeklerde ise Ehrlichia canis, Haemobartonella felis ve Anaplasma türleri enfeksiyona neden olmaktadır.
EYKOSANOİTLER
Arakidonik asit ve bundan türeyen prostaglandin, tromboksan, lökotrienler gibi maddelere verilen genel ad.
GRANÜLOSİT
Sitoplazmalarında yaygın granüller bulunan nötrofil, eozinofil ve bazofil lökositler.
EOZİNOFİLİ
Kanda eozinofil lökosit sayısının ileri derecede artması. Aşırı derecede eozinofil lökositlerin üretilmesi ve bunların kanda anormal derecede artması, eozinofilik lökositozis. Genellikle kronik paraziter enfeksiyonlarla ilişkilidir. Belirli organlardaki kimi parazitlerin etkisiyle genel eozinofil sayısı artabilir. Bu artış sıklıkla tanıda kullanılabilir. Doku kesitlerinin eozinle kolayca boyanması.
DİYAPEDEZ
Akyuvarların (lökositler) kılcal damar duvarını geçerek etrafındaki dokuya ya da iltihaplı bölgeye göç etmeleri. Eritrositlerin kılcal damar duvarından dışarı sızarak etraftaki dokuya veya iltihaplı bölgeye göç etmesi. Yangı olayları sırasında alyuvarların nötrofil lökositlerin geçtiği yoldan, hidrostatik basınç etkisiyle hareketsiz olarak damar dışına çıkmaları. Kan hücrelerinin damar çeperlerinden dokulara sızması.
ADEZYON
Farklı molekülleri birarada tutan çekim veya kuvvet. Normalde birbirinden ayrı iki organ veya zarın iltihap gibi nedenlerle birbirine yapışması. Moleküller arasında birbirilerine tutunmalarını sağlayan çekim kuvveti. Birbirinden ayrı iki organ veya zarın yangı ve benzeri nedenlerle yapışması. Yangı sürecinde nötrofil lökositlerin, venül ve kılcal damar endoteline yapışması. Birleşme, yapışma, tutunma.
AGRANÜLOSİTOZİS
Kandaki granülosit sayısının aşırı derecede azalması veya kaybolması. Kemik iliğinde granülosit akyuvar üretiminin ve kandaki granülositlerin özellikle nötrofil lökositlerin azalması sonucu, vücudun ikincil bakteriyel enfeksiyonlara duyarlı hâle gelmesiyle birlikte müköz zarlarda, deride, sindirim ve solunum kanalında erozyon ve ülserlerle belirgin, ateşli hastalık tablosu, granülositopeni.
AGRANÜLOSİT
Sitoplâzmasında granülleri olmayan lökosit. Örnek: Lenfosit, monosit. Taneciksiz akyuvarlar.
AKROMOTRİHİ
Lökokromotrihi.
EOZİNOFİLİK
Mikroskopta eozinle kolayca boyanan, eozini kolayca alan hücre veya dokuları ifade eder. Eozinofil lökositlere ait veya eozinofiliyle ilgili olan.
AKYUVAR
Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.
GUANOFOR
Balıklarda beyaz rengi oluşturan lökofor ile gümüş rengini oluşturan iridofordan oluşan pigment. Guanin pigmentini içeren renk hücreleri.
AGRONÜLOSİT
Stoplazmasında granülleri bulunmayan lökosit.
HEMANJİYOM
Yeni oluşmuş ve bir araya gelmiş kan damarlarından oluşan, en çok deri ve dalakta, ender olarak da kemikte yerleşim gösteren, damara göre atardamar, toplardamar veya kılcal damarlardan köken alan iyicil damar tümörü. Kanatlılarda lökoz virüsü tarafından da oluşturulur.
EİKOZANOİTLER
Araşidonik asitten türeyen prostoglandin, prostasiklin, tromboksan, lökotrien gibi yerel düzenleyici moleküller.