Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kıvamlı" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kıvamlı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kıvamlı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kıvamlı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KIVAMLI
KIVAMLI
Gereken kıvamı bulmuş olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde KIVAMLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KIVAMLILIK
Kıvamlı bir biçimde. Katılığın veya akışkanlığın derecesi. Kağıt hamuru, meyve özü gibi bir karışımda katı madde yüzdesi.
LİNİMENT
Katı ve sıvı yağların, esansların, balzamların ve sabunların birini veya birkaç tanesini sübyeleştirilmiş biçimde içeren, dışarıdan kullanılmaya müsait olarak hazırlanmış şurup veya daha koyu kıvamlı ilaç biçimi.
ÖZLÜ
Özü olan, öz bölümü çokça olan. Benliğinde, varlığında, yapısında herhangi bir nitelik bulunan. Kıvamlı. Kısa ve anlamlı bir biçimde. Yapışkan, verimli (toprak). Düşünceyi gereksiz söz kullanmadan bildiren.
HELME
Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı. Bazı bitkilerin kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde.
VİZKOMETRE
Akışkan bir maddenin, kıvamlılık ve akışkanlık parametrelerini ölçen alet, viskozimetre.
MOLLUSKUM
İnsanlarda, deri üzerinde yuvarlak, yumuşak kıvamlı yumru oluşumuyla belirgin herhangi hastalık. Molluskum kontagiyozum.
VİSKOZİTE
Bir maddenin ağdalı, koyu kıvamlı olma durumu, ağdalık.
ÖZ
Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.
ESPRESSO
Kaynatılarak koyu kıvamlı duruma getirilen sert İtalyan kahvesi.
KIVAMLICA
Kıvamlı bir biçimde.
LENFANGİYOM
Yuvarlak, soluk pembe renkli ve yumuşak kıvamlı kitleler hâlinde görülen ve lenf damarlarından köken alan, deri, ağız ve bağırsak askısı bölgelerinde görülen hayvanlarda az rastlanan iyicil tümör.
KREM
Tene yumuşaklık vermek veya güneş, yağmur vb. dış etkilerden korunmak için sürülen koyu kıvamlı madde. Bu kıvamda hazırlanmış olan. Bu renkte olan. Açık saman rengi, krem rengi.
SIVIK
Yumuşak kıvamlı, suyu fazla.
MİKSOM
Mukoid madde içine dağılmış, yıldız görünümündeki embriyonel bağ doku hücrelerinden oluşan, yumuşak kıvamlı mezenkimal tümör. Mukoid dejenerasyona uğramış bağ doku tümörü.
KIVAMSIZ
Kıvamlı olmayan.
DAŞAKIDA
Çok kıvamlı pekmez ağdası.
KIVAMLAŞTIRMAK
Bir maddeyi sıvıdan ayırarak kıvamlı duruma getirmek.
YOĞURT
Maya katılarak koyulaştırılmış beyaz, kıvamlı bir süt ürünü.
DÜKE
Boğaya gelmemiş iki üç yaşında dişi dana, düve. Sütleğen denilen otun çıkardığı beyaz ve kıvamlı, zehirleyici sıvı.