İçinde KIVAMLI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kıvamlı" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kıvamlı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kıvamlı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kıvamlı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KIVAMLI

Gereken kıvamı bulmuş olan.

KIVAMLICA

Kıvamlı bir biçimde.

KIVAMLILIK

Kıvamlı bir biçimde. Katılığın veya akışkanlığın derecesi. Kağıt hamuru, meyve özü gibi bir karışımda katı madde yüzdesi.

  -   -   -  

Anlamında KIVAMLI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KIVAMLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MOLLUSKUM

İnsanlarda, deri üzerinde yuvarlak, yumuşak kıvamlı yumru oluşumuyla belirgin herhangi hastalık. Molluskum kontagiyozum.

LİNİMENT

Katı ve sıvı yağların, esansların, balzamların ve sabunların birini veya birkaç tanesini sübyeleştirilmiş biçimde içeren, dışarıdan kullanılmaya müsait olarak hazırlanmış şurup veya daha koyu kıvamlı ilaç biçimi.

YOĞURT

Maya katılarak koyulaştırılmış beyaz, kıvamlı bir süt ürünü.

LENFANGİYOM

Yuvarlak, soluk pembe renkli ve yumuşak kıvamlı kitleler hâlinde görülen ve lenf damarlarından köken alan, deri, ağız ve bağırsak askısı bölgelerinde görülen hayvanlarda az rastlanan iyicil tümör.

ESPRESSO

Kaynatılarak koyu kıvamlı duruma getirilen sert İtalyan kahvesi.

ÖZ

Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.

ÖZLÜ

Özü olan, öz bölümü çokça olan. Benliğinde, varlığında, yapısında herhangi bir nitelik bulunan. Kıvamlı. Kısa ve anlamlı bir biçimde. Yapışkan, verimli (toprak). Düşünceyi gereksiz söz kullanmadan bildiren.

KREM

Tene yumuşaklık vermek veya güneş, yağmur vb. dış etkilerden korunmak için sürülen koyu kıvamlı madde. Bu kıvamda hazırlanmış olan. Bu renkte olan. Açık saman rengi, krem rengi.

KIVAMLAŞTIRMAK

Bir maddeyi sıvıdan ayırarak kıvamlı duruma getirmek.

KIVAMSIZ

Kıvamlı olmayan.

MİKSOM

Mukoid madde içine dağılmış, yıldız görünümündeki embriyonel bağ doku hücrelerinden oluşan, yumuşak kıvamlı mezenkimal tümör. Mukoid dejenerasyona uğramış bağ doku tümörü.

HELME

Fasulye, pirinç, buğday vb. taneler kaynatıldığında nişastanın çökelmesiyle oluşan koyu sıvı. Bazı bitkilerin kök, çiçek ve tohumlarında bulunan koyu kıvamlı madde.

DAŞAKIDA

Çok kıvamlı pekmez ağdası.

SIVIK

Yumuşak kıvamlı, suyu fazla.

VİSKOZİTE

Bir maddenin ağdalı, koyu kıvamlı olma durumu, ağdalık.

DÜKE

Boğaya gelmemiş iki üç yaşında dişi dana, düve. Sütleğen denilen otun çıkardığı beyaz ve kıvamlı, zehirleyici sıvı.

VİZKOMETRE

Akışkan bir maddenin, kıvamlılık ve akışkanlık parametrelerini ölçen alet, viskozimetre.