Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kıst" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kıst ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kıst olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kıst olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KIST
Çıban kabuğu.
Bu bölümde tanımı içerisinde KIST geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GISTIRMAK
Kıstırmak.
BERZAH
Kıstak. Dinî inanışlara göre ölenlerin ruhlarının kıyamete kadar bulunduğu yer.
KISTIRABİLME
Kıstırabilmek işi.
KAMAMAK
Kapatmak. Kilitlemek. Perçinlemek, tutturmak, pekiştirmek. Yamamak. Birini eleştirmek. Desteklemek : Senin sözleri ben kamadım. Yakalamak, bir yerde kıstırmak (bir kimseyi): Düşmanı orada kamadım. Örtmek, kapamak (kapı, pencere ve benzerleri için). Bıçak, çakı ve benzerleri araçların ağzını kapatmak, ucunu gizlemek. Birini bir yere sıkıştırmak. Çivilemek, perçinlemek, çakmak.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
KISTIRILMAK
Kıstırma işi yapılmak.
KISTALAMAK
Daraltmak, bunaltmak : Hasan, Aliyi tarlada kıstaladı. Köpeği ısırmaya ve havlamaya kışkırtmak. Baskı yapmak, bunaltmak.
KISARLAMAK
Azarlamak. Zor duruma düşürmek, korkutmak. Toplamak, bağlamak, kımıldamayacak duruma sokmak. Yakalamak. Muztar bırakmak, muftakır bırakmak, muhtaç etmek. Kıstırmak.
ÇİMDİKLEMEK
Bir kimsenin etini başparmakla işaret parmağı arasında kıstırarak sıkıp acıtmak. Bir bütünden küçük küçük parçalar koparmak.
KAPMAK
Birdenbire yakalayarak, çekerek almak. Isırıp parçalamak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek. Bulaşmış olmak, geçmek. Koparmak, kıstırmak. Yer ayırmak, yer tutmak.
KISTIR
Maşa. Pantalon : it ayağına kıstır giyince kendini bey sandı. Kötü giyimli kimse: Yolda kıstır bir çocuk gördüm. Pantolon: Yeni kıstırını sakla da bayramlarda giyersin.
SIKIŞTIRMAK
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek. Sarkıntılık etmek. Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak. Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak. Zorlamak.
KISTAFANLANMAK
Çalımlanmak : Ne kıstafanlanıp duruyorsun?.
BURUNDURUK
Hayvanları nallarken ısırmaması için dudaklarını kıstırmaya yarayan kıskaç, yavaşa.
KISTIRMA
Kıstırmak işi. İçerisine peynir, kıyılmış et vb. konularak sac üzerinde pişirilen börek. Karnıyarık yemeği.
GISDIRMAK
Kıstırmak, zorlamak, taciz etmek, sıkıştırmak. Eski türkçe kısmak: kıstırmak; sıkıştırmak.
ÇITILGI
Kıvılcım. Söğüt ve kavak ağaçlarının ince dalları. Kadın ve erkek entarilerinin kenarlarına yapılan işleme. Sık: Bu halının çezgisi (çözgüsü) çıtılgıdır. Su içinde, dal ve molozlardan meydana gelmiş duvar, mania: Menderes'in yukarısından gelen ağaç çıtılgıya kıstı. Birbirine girmiş ağaçlık, çalılık, orman.
KISKIT
İyi kızarmış tandır ekmeği : Ne kıstı ekmek.
KISKI
Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça, kama, takoz.
ÖLÇÜT
Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke, kıstas, mısdak, kriter.