Sonu KIST ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kıst" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kıst ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kıst olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kıst olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KIST

Çıban kabuğu.

  -   -   -  

Anlamında KIST bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KIST geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KISKIT

İyi kızarmış tandır ekmeği : Ne kıstı ekmek.

DİL

Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.

GISTIRMAK

Kıstırmak.

ÖLÇÜT

Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke, kıstas, mısdak, kriter.

BERZAH

Kıstak. Dinî inanışlara göre ölenlerin ruhlarının kıyamete kadar bulunduğu yer.

KAPMAK

Birdenbire yakalayarak, çekerek almak. Isırıp parçalamak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek. Bulaşmış olmak, geçmek. Koparmak, kıstırmak. Yer ayırmak, yer tutmak.

GISDIRMAK

Kıstırmak, zorlamak, taciz etmek, sıkıştırmak. Eski türkçe kısmak: kıstırmak; sıkıştırmak.

KISTIRILMAK

Kıstırma işi yapılmak.

KISARLAMAK

Azarlamak. Zor duruma düşürmek, korkutmak. Toplamak, bağlamak, kımıldamayacak duruma sokmak. Yakalamak. Muztar bırakmak, muftakır bırakmak, muhtaç etmek. Kıstırmak.

KISTIR

Maşa. Pantalon : it ayağına kıstır giyince kendini bey sandı. Kötü giyimli kimse: Yolda kıstır bir çocuk gördüm. Pantolon: Yeni kıstırını sakla da bayramlarda giyersin.

ÇITILGI

Kıvılcım. Söğüt ve kavak ağaçlarının ince dalları. Kadın ve erkek entarilerinin kenarlarına yapılan işleme. Sık: Bu halının çezgisi (çözgüsü) çıtılgıdır. Su içinde, dal ve molozlardan meydana gelmiş duvar, mania: Menderes'in yukarısından gelen ağaç çıtılgıya kıstı. Birbirine girmiş ağaçlık, çalılık, orman.

KISTIRMA

Kıstırmak işi. İçerisine peynir, kıyılmış et vb. konularak sac üzerinde pişirilen börek. Karnıyarık yemeği.

ÇİMDİKLEMEK

Bir kimsenin etini başparmakla işaret parmağı arasında kıstırarak sıkıp acıtmak. Bir bütünden küçük küçük parçalar koparmak.

KISTALAMAK

Daraltmak, bunaltmak : Hasan, Aliyi tarlada kıstaladı. Köpeği ısırmaya ve havlamaya kışkırtmak. Baskı yapmak, bunaltmak.

KISTAFANLANMAK

Çalımlanmak : Ne kıstafanlanıp duruyorsun?.

BURUNDURUK

Hayvanları nallarken ısırmaması için dudaklarını kıstırmaya yarayan kıskaç, yavaşa.

KISTIRABİLME

Kıstırabilmek işi.

SIKIŞTIRMAK

Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek. Sarkıntılık etmek. Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak. Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak. Zorlamak.

KISKI

Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça, kama, takoz.

KAMAMAK

Kapatmak. Kilitlemek. Perçinlemek, tutturmak, pekiştirmek. Yamamak. Birini eleştirmek. Desteklemek : Senin sözleri ben kamadım. Yakalamak, bir yerde kıstırmak (bir kimseyi): Düşmanı orada kamadım. Örtmek, kapamak (kapı, pencere ve benzerleri için). Bıçak, çakı ve benzerleri araçların ağzını kapatmak, ucunu gizlemek. Birini bir yere sıkıştırmak. Çivilemek, perçinlemek, çakmak.