Kelimeler arşivinde; içinde "kıst" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kıst bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kıst ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kıst olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KISTAFANLANMAK
KISTIRABİLMEK
KISTIRABİLME
KISTIRILMAK, KISTALLAMAK
BOĞAZKISTI, BOYUNKISTI, KISTALAMAK, KISTIRILMA
KISTIRGEÇ, KISTIRGAN, KISTIRMAK, KISTIRGAÇ, KISTIRMAÇ, KISTETMEK
KISTIRGI, KISTIRIK, KISTIRMA
KISTİG, KISTOL, KISTAS, KISTIR, KISTAK
KISTI, KISTA
KIST
KIST
Çıban kabuğu.
KISTIRABİLME
Kıstırabilmek işi.
KISTIRGAÇ
Saç tokası. Çamaşır mandalı. Kerpeten. Bir şeyi sıkıştırmak için sokulan ağaç çivi. Yengeç. Bıçakçıların bıçak sıkıştırmakta kullandıkları boynuzdan yapılma araç. (Aksaray Niğde). Bıçak çarklama aygıtı. (Maraş). Don. (Göbel Tavşanlı Kütahya).
KISTETMEK
Köpeği ısırmaya ve havlamaya kışkırtmak.
BOĞAZKISTI
Anjin.
KISTIRILMAK
Kıstırma işi yapılmak.
KISTIRGAN
Pulluk tekerini pulluk okuna bağlayan demir. (Apsarı Aksaray.
KISTALAMAK
Daraltmak, bunaltmak : Hasan, Aliyi tarlada kıstaladı. Köpeği ısırmaya ve havlamaya kışkırtmak. Baskı yapmak, bunaltmak.
KISTAFANLANMAK
Çalımlanmak : Ne kıstafanlanıp duruyorsun?.
KISTIRILMA
Kıstırılmak işi.
KISTIRMAK
İki şey arasında bırakarak sıkıştırmak. Kaçamayacak bir duruma getirmek.
KISTIRGEÇ
Kulağa kaçan bir böcek. Kıskaç gibi, açılır kapanır kuyruklu, küçük bir çeşit böcek. Kıskıç, Saç tahtası. Kadın yeleği.
BOYUNKISTI
Gerdanlık.
KISTIRABİLMEK
Kıstırma olasılığı bulunmak.
KISTIRMAÇ
Kadın tepeliklerinin önüne dikilen altın dizisi.
KISTALLAMAK
Daraltmak, bunaltmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KIST geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MAŞA
Ateş veya kızgın bir şey tutmaya, korları karıştırmaya yarayan iki kollu metal araç. Çok küçük şeyleri tutmaya yarayan küçük, kollu araç. Saçları kıvırmak, düzeltmek için elektrik veya ateşle ısıtılan maşa biçiminde alet. Başkasının isteklerine, amaçlarına alet olan kimse. Bisiklet çatısının ön ve arkasındaki çatal biçiminde, tekerleklerin takıldığı parça. Sebze ve tütün fidesi. Perdeyi tutan mandal. Çifteker çatısının ön ve arkasında, çatal biçiminde, tekerlerin takıldığı parça. Isıtılmış kapları emniyetle tutmaya yarayan, metal veya tahtadan yapılmış malzeme. Deri tutturmağa yarayan kıstırgaç. (Yalvaç Isparta). Saat çarklarının hızını ayarlatan çatal kol. (Bursa). Tezgahlarda alt ok'la üst ok'u gergin tutmağa yarayan düzenin alt çengeline takılan araç. (Tokmacık Yalvaç Isparta).
BERZAH
Kıstak. Dinî inanışlara göre ölenlerin ruhlarının kıyamete kadar bulunduğu yer.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
KISKI
Türlü maksatlarla iki şeyin arasına sokuşturulan, kıstırılan parça, kama, takoz.
KISKIT
İyi kızarmış tandır ekmeği : Ne kıstı ekmek.
GISDIRMAK
Kıstırmak, zorlamak, taciz etmek, sıkıştırmak. Eski türkçe kısmak: kıstırmak; sıkıştırmak.
KISARLAMAK
Azarlamak. Zor duruma düşürmek, korkutmak. Toplamak, bağlamak, kımıldamayacak duruma sokmak. Yakalamak. Muztar bırakmak, muftakır bırakmak, muhtaç etmek. Kıstırmak.
SIKIŞTIRMAK
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak, tıkmak. Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak. Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek. Sarkıntılık etmek. Kaçmayacak biçimde çembere almak, kıstırmak. Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak. Ansızın, gizlice ve karşısındakinin isteyip istemediğine bakmadan bir şeyi vermek, tutuşturmak. Zorlamak.
KISTIRMA
Kıstırmak işi. İçerisine peynir, kıyılmış et vb. konularak sac üzerinde pişirilen börek. Karnıyarık yemeği.
KISTIR
Maşa. Pantalon : it ayağına kıstır giyince kendini bey sandı. Kötü giyimli kimse: Yolda kıstır bir çocuk gördüm. Pantolon: Yeni kıstırını sakla da bayramlarda giyersin.
GISTIRMAK
Kıstırmak.
ÖLÇÜT
Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke, kıstas, mısdak, kriter.
TEHLEMEK
1.Gözetlemek. 2.Dikkat etmek. 3.Her an uyanık durmak. 4.Gizlice dinlemek. 5.Bir kimseyi yalnızken kıstırmak : Hasan'ı tehlediler yohsa onnara alt olası oğul döyüldü. Sınavdan geçirmek. Tanımak. Gözetmek, bakmak.
KAMAMAK
Kapatmak. Kilitlemek. Perçinlemek, tutturmak, pekiştirmek. Yamamak. Birini eleştirmek. Desteklemek : Senin sözleri ben kamadım. Yakalamak, bir yerde kıstırmak (bir kimseyi): Düşmanı orada kamadım. Örtmek, kapamak (kapı, pencere ve benzerleri için). Bıçak, çakı ve benzerleri araçların ağzını kapatmak, ucunu gizlemek. Birini bir yere sıkıştırmak. Çivilemek, perçinlemek, çakmak.
KAPMAK
Birdenbire yakalayarak, çekerek almak. Isırıp parçalamak. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek. Bulaşmış olmak, geçmek. Koparmak, kıstırmak. Yer ayırmak, yer tutmak.
ÇITILGI
Kıvılcım. Söğüt ve kavak ağaçlarının ince dalları. Kadın ve erkek entarilerinin kenarlarına yapılan işleme. Sık: Bu halının çezgisi (çözgüsü) çıtılgıdır. Su içinde, dal ve molozlardan meydana gelmiş duvar, mania: Menderes'in yukarısından gelen ağaç çıtılgıya kıstı. Birbirine girmiş ağaçlık, çalılık, orman.
BURUNDURUK
Hayvanları nallarken ısırmaması için dudaklarını kıstırmaya yarayan kıskaç, yavaşa.
ÇİMDİKLEMEK
Bir kimsenin etini başparmakla işaret parmağı arasında kıstırarak sıkıp acıtmak. Bir bütünden küçük küçük parçalar koparmak.
TURKUTMAK
1.Kıstırmak, tutturmak : Fişekliği beline turkut. 2.Kapamak : Kızım kapıyı turkutuver.
KISTOL
Eli ağır, temkinli, yavaş : Selcukluk yapma, işini kıstol yap.