KIRGI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kırgı" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. kırgı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kırgı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kırgı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KIRGINDERE

9 harfli kelimeler

KIRGILLIK, KIRGINLIK

8 harfli kelimeler

KIRGIZCA

7 harfli kelimeler

KIRGILI

6 harfli kelimeler

KIRGIÇ, KIRGIL, KIRGIM, KIRGIN, KIRGIT, KIRGIZ

5 harfli kelimeler

KIRGI

Bazı kelimelerin anlamları

KIRGI

Dağ eteği. Dağ ve yaylaların yalçın, sarp, keskin yerleri. Taşlık arazi : Kırgıda sürü otlar mı?. Bayır yer. Şahin kuşu. Atmaca : Kırgı tavukları kaptı. Gövdeden ayrılmış ve yaprağı dökülmüş ince ağaç dalı. Kumaşa yapılan pili : Entarinin kırgıları iyi olmamış. Kuru otun hayvanın yemediği kalın kısmı. Küçük parça: Odunun kırgısı.

KIRGIM

Geline yakınlarının verdiği armağan.

KIRGIÇ

Topaç. Hamur kazımaya yarayan araç.

KIRGIZCA

Kırgız Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan.

KIRGILI

İnişli yokuşlu : Bizim tepeler hep kırgılıdır.

KIRGIT

Cimri, pinti. İçi güçlükle çıkan ceviz : Cevizler hep kırgıt çıktı. Sözü geçen, dişli kimse. Kuvvetli, varlıklı: Kırgıtlar, ağıdırlar giyerlerdi.

KIRGIL

Kır saçlı insan ya da kır tüylü hayvan. Ağaçtan oyularak yapılmış tekne : Gürgenden iyi kırgıl olur. Saçına, sakalına ak düşmüş, kıranta. Yarısa k, yarısı siyah olan saç, sakal. (bk. kırgıllık) Saça, sakala ak düşme. Elâzığ ili, Başyurt bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kütahya şehrinde, Emet ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Samsun kenti, Salıpazarı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KIRGILLIK

Sakalına ak düşme zamanı ve durumu.

KIRGIZ

Kırgızistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse.

KIRGINDERE

Erzurum kenti, Karayazı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

KIRGIN

Bir kimseye gücenmiş, gönlü kırılmış olan. Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık. Gücenmiş, gönlü kırılmış bir durumda.

KIRGINLIK

Kırgın olma durumu. Vücutta duyulan ağrı, yorgunluk, rahatsızlık, kırıklık.

  -   -   -  

Anlamında KIRGI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KIRGI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ŞİKESTE

Kırılmış, kırık. Gücenmiş, kırgın, kederli. Yenilmiş, yenik düşmüş.

KIRÇAN

Kış günlerinde insanların sakal ve bıyığı, hayvanların tüyleri, bitkilerin yaprak ve dalları üzerinde olan buz. Kıldan yapılan iplik : Kırçan kilimi çok dayanır. Kırgın, hastalıklı, sağlıksız. Koyun, keçi ve benzerleri hayvanlarda olan bir hastalık. Diken ucu. Sakızın patlaması için kullanılan özün çıktığı dikenli bitkinin taze filizleri : Bizim karılar kırçan toplamağa gittiler. Halk dilinde Sarılık.

ERLİŞİYOZİS

Ehrlichia cinsi bakterilerin neden olduğu insan, köpek, sığır, koyun, keçi ve atlarda kenelerle bulaşan ateşli bir hastalık. Enfekte bireylerde ateş, baş ağrısı, anoreksi, kırgınlık, lökopeni, trombositopeni, miyozitis ve ara sıra ölüm görülebilmektedir. İnsan enfeksiyonlarına neden olan önemli türler Ehrlichia chaffeensis, Anaplasma phagocytophilum ve Ehrlichia ewingii'dir. Koyun, sığır, kedi ve köpeklerde ise Ehrlichia canis, Haemobartonella felis ve Anaplasma türleri enfeksiyona neden olmaktadır.

BURKUNTU

İç organlarda duyulan kasılma ve benzerleri hareketler. Üzüntü, sıkıntı, kırgınlık. Yol dönemeci. Mide bulantısı, sancı. Şiddetli rüzgâr, kasırga.

GAYRİMEMNUN

Memnun olmayan, kızgın, hoşnutsuz, küskün, kırgın, sızlanan.

GÜCENMEK

Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık duymak, kırılmak.

KIRILMAK

Kırma işine konu olmak, bir veya birçok parçaya ayrılmak. Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen bir ışın, doğrultu değiştirmek. Cesaret, umut, onur azalmak, yok olmak. Ağaç, dal üzerinde meyve, çiçek, yaprak çok olmak. Bükülerek kat yeri oluşturmak. Kırgınlık duymak. Birine karşı kırgın duruma gelmek, gücenmek, incinmek. Savaş, bulaşıcı hastalık sebebiyle çok sayıda insan ölmek. Soğuk, rüzgâr vb. eski gücü kalmamak, azalmak, yatışmak.

KIRIKLIK

Kırık olma durumu. Kırgınlık. İsteksizlik, güceniklik, kırgınlık.

SOĞUKLUK

Soğuk olma durumu, soğuk bir etki yapan şeyin özelliği, bürudet. Kırgınlığa, dargınlığa yol açabilen sevgi azalması. Yemeğin sonunda yenen meyve, hoşaf, komposto vb. şeyler. Soğuk, sevimsiz ve ilgisiz davranış, ilgisizlik. Hamamlarda yıkanılan yerle giyinilen yer arasındaki az ısıtılan yer. Cinsel istek duymama durumu. Sevimsiz olma durumu, antipati.

BURCUKIRIM

Küskün, kırgın.

SOM

İçi dolu olan ve dışı kaplama olmayan, masif. Somon balığı. Katışıksız. Rıhtımın su üstünde olan bölümü. Kırgızistan para birimi.

SİTEM

Bir kimseye, yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık vb. duygular uyandırdığını öfkelenmeden belirtme.

BAKŞI

Kazak ve Kırgızlarda samanlara verilen ad. a. bk. kam, şamancılık.

MÜNKESİR

Kırılmış, kırık. Kırgın, gücenmiş.

DUTAK

Tencere tutacağı. Sapanı elle tutarak idare etmeye yarayan çatallı ağaç. Keser, destere, burgu gibi aygıtlar. Ona buna sataşan kişi. Yazıyı düzgün ve güzel yazmak için kâğıdın altına konulan kitap, mukavva gibi sert şeyler. Suçlu bir kimsenin affedilmesine sebep olacak şey: Babam bana kırgındı, yeni doğan çocuğumu yüz dutağı ettim de kendimi affettirdim. Bulaşık yıkama bezi. Sıcak kazan, tencere gibi yemek kaplarının kulplarından tutmaya yarayan tutacak, bez. Tutunacak dal, mec. güvence dutan üstüne gondum. Sıcak yemek kaplarını tutmaya yarayan bez parçası. Saban okunun elle tutulacak yeri, saban kulağı.

MÜNFAİL

Gücenmiş, alınmış, kırgın. Edilgin.

EŞKİ

Kuzukulağı. Ekşi. Erik ezmesi. Keçi. Üzgün, kırgın.

İĞBİRAR

Gücenme, güceniklik, kırgınlık.

DOLGUN

Dolarak biçimi yuvarlaklaşmış. Çok, bol, fazla, yüksek (ücret, para vb.). Şişkin. Balıketinde. Öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygularla dolu.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.