Kelimeler arşivinde; içinde "kırgı" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kırgı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kırgı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kırgı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KIRGINDERE
KIRGINLIK, KIRGILLIK
KIRGIZCA
KIRGILI
KIRGIN, KIRGIZ, KIRGIÇ, KIRGIL, KIRGIM, KIRGIT
KIRGI
KIRGI
Dağ eteği. Dağ ve yaylaların yalçın, sarp, keskin yerleri. Taşlık arazi : Kırgıda sürü otlar mı?. Bayır yer. Şahin kuşu. Atmaca : Kırgı tavukları kaptı. Gövdeden ayrılmış ve yaprağı dökülmüş ince ağaç dalı. Kumaşa yapılan pili : Entarinin kırgıları iyi olmamış. Kuru otun hayvanın yemediği kalın kısmı. Küçük parça: Odunun kırgısı.
KIRGIL
Kır saçlı insan ya da kır tüylü hayvan. Ağaçtan oyularak yapılmış tekne : Gürgenden iyi kırgıl olur. Saçına, sakalına ak düşmüş, kıranta. Yarısa k, yarısı siyah olan saç, sakal. (bk. kırgıllık) Saça, sakala ak düşme. Elâzığ ili, Başyurt bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kütahya şehrinde, Emet ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Samsun kenti, Salıpazarı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KIRGIÇ
Topaç. Hamur kazımaya yarayan araç.
KIRGILLIK
Sakalına ak düşme zamanı ve durumu.
KIRGIZCA
Kırgız Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan.
KIRGINLIK
Kırgın olma durumu. Vücutta duyulan ağrı, yorgunluk, rahatsızlık, kırıklık.
KIRGILI
İnişli yokuşlu : Bizim tepeler hep kırgılıdır.
KIRGIT
Cimri, pinti. İçi güçlükle çıkan ceviz : Cevizler hep kırgıt çıktı. Sözü geçen, dişli kimse. Kuvvetli, varlıklı: Kırgıtlar, ağıdırlar giyerlerdi.
KIRGIM
Geline yakınlarının verdiği armağan.
KIRGIZ
Kırgızistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse.
KIRGINDERE
Erzurum kenti, Karayazı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KIRGIN
Bir kimseye gücenmiş, gönlü kırılmış olan. Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık. Gücenmiş, gönlü kırılmış bir durumda.
Bu bölümde tanımı içerisinde KIRGI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SİTEM
Bir kimseye, yaptığı bir hareketin veya söylediği sözün üzüntü, alınganlık, kırgınlık vb. duygular uyandırdığını öfkelenmeden belirtme.
KIRIKLIK
Kırık olma durumu. Kırgınlık. İsteksizlik, güceniklik, kırgınlık.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
MÜNKESİR
Kırılmış, kırık. Kırgın, gücenmiş.
ERLİŞİYOZİS
Ehrlichia cinsi bakterilerin neden olduğu insan, köpek, sığır, koyun, keçi ve atlarda kenelerle bulaşan ateşli bir hastalık. Enfekte bireylerde ateş, baş ağrısı, anoreksi, kırgınlık, lökopeni, trombositopeni, miyozitis ve ara sıra ölüm görülebilmektedir. İnsan enfeksiyonlarına neden olan önemli türler Ehrlichia chaffeensis, Anaplasma phagocytophilum ve Ehrlichia ewingii'dir. Koyun, sığır, kedi ve köpeklerde ise Ehrlichia canis, Haemobartonella felis ve Anaplasma türleri enfeksiyona neden olmaktadır.
GÜCENMEK
Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık duymak, kırılmak.
DOLGUN
Dolarak biçimi yuvarlaklaşmış. Çok, bol, fazla, yüksek (ücret, para vb.). Şişkin. Balıketinde. Öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygularla dolu.
GAYRİMEMNUN
Memnun olmayan, kızgın, hoşnutsuz, küskün, kırgın, sızlanan.
SOĞUKLUK
Soğuk olma durumu, soğuk bir etki yapan şeyin özelliği, bürudet. Kırgınlığa, dargınlığa yol açabilen sevgi azalması. Yemeğin sonunda yenen meyve, hoşaf, komposto vb. şeyler. Soğuk, sevimsiz ve ilgisiz davranış, ilgisizlik. Hamamlarda yıkanılan yerle giyinilen yer arasındaki az ısıtılan yer. Cinsel istek duymama durumu. Sevimsiz olma durumu, antipati.
BURKUNTU
İç organlarda duyulan kasılma ve benzerleri hareketler. Üzüntü, sıkıntı, kırgınlık. Yol dönemeci. Mide bulantısı, sancı. Şiddetli rüzgâr, kasırga.
ŞİKESTE
Kırılmış, kırık. Gücenmiş, kırgın, kederli. Yenilmiş, yenik düşmüş.
KIRILMAK
Kırma işine konu olmak, bir veya birçok parçaya ayrılmak. Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen bir ışın, doğrultu değiştirmek. Cesaret, umut, onur azalmak, yok olmak. Ağaç, dal üzerinde meyve, çiçek, yaprak çok olmak. Bükülerek kat yeri oluşturmak. Kırgınlık duymak. Birine karşı kırgın duruma gelmek, gücenmek, incinmek. Savaş, bulaşıcı hastalık sebebiyle çok sayıda insan ölmek. Soğuk, rüzgâr vb. eski gücü kalmamak, azalmak, yatışmak.
DUTAK
Tencere tutacağı. Sapanı elle tutarak idare etmeye yarayan çatallı ağaç. Keser, destere, burgu gibi aygıtlar. Ona buna sataşan kişi. Yazıyı düzgün ve güzel yazmak için kâğıdın altına konulan kitap, mukavva gibi sert şeyler. Suçlu bir kimsenin affedilmesine sebep olacak şey: Babam bana kırgındı, yeni doğan çocuğumu yüz dutağı ettim de kendimi affettirdim. Bulaşık yıkama bezi. Sıcak kazan, tencere gibi yemek kaplarının kulplarından tutmaya yarayan tutacak, bez. Tutunacak dal, mec. güvence dutan üstüne gondum. Sıcak yemek kaplarını tutmaya yarayan bez parçası. Saban okunun elle tutulacak yeri, saban kulağı.
İĞBİRAR
Gücenme, güceniklik, kırgınlık.
BURCUKIRIM
Küskün, kırgın.
MÜNFAİL
Gücenmiş, alınmış, kırgın. Edilgin.
KIRÇAN
Kış günlerinde insanların sakal ve bıyığı, hayvanların tüyleri, bitkilerin yaprak ve dalları üzerinde olan buz. Kıldan yapılan iplik : Kırçan kilimi çok dayanır. Kırgın, hastalıklı, sağlıksız. Koyun, keçi ve benzerleri hayvanlarda olan bir hastalık. Diken ucu. Sakızın patlaması için kullanılan özün çıktığı dikenli bitkinin taze filizleri : Bizim karılar kırçan toplamağa gittiler. Halk dilinde Sarılık.
EŞKİ
Kuzukulağı. Ekşi. Erik ezmesi. Keçi. Üzgün, kırgın.
BAKŞI
Kazak ve Kırgızlarda samanlara verilen ad. a. bk. kam, şamancılık.
SOM
İçi dolu olan ve dışı kaplama olmayan, masif. Somon balığı. Katışıksız. Rıhtımın su üstünde olan bölümü. Kırgızistan para birimi.