Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kılavuz" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kılavuz ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kılavuz olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kılavuz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KILAVUZ
Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber. Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb. Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç. Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse. Kılavuz kaptan. Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası. Kılavuz gemisi. Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.
ERKEKKILAVUZ
Somunlara diş açmakta kullanılan pürtüklü çelik araç. (Aksaray Niğde).
KARACAKILAVUZ
Tekirdağ şehri, Banarlı nahiyesine bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde KILAVUZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MÜRŞİT
Doğru yolu gösteren kimse, kılavuz. Müritlerine tasavvufu öğreten, sırları ve gerçekleri gösteren tarikat şeyhi.
KÖSEMENLİK
Yol gösterme, kılavuzluk.
KONUKÇU
Yabancı konukların yanına verilen, onları gezdiren, onlarla ilgilenen kılavuz veya arkadaş, mihmandar.
HOSTES
Taşıtlarda, özellikle uçaklarda yolcu ağırlayan bayan. Bir topluluk, kongre vb. yerlerde katılanları ağırlayan, onlara kılavuzluk eden bayan. Yarışma programlarında sunucuya yardımcı olan bayan.
ÖĞRETİM
Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim. Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi.
KÖSEMEN
Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç ya da teke. Yol gösteren kılavuz. Dövüşken iri koç veya teke. Borsada öncülük yapan hisse.
ÖNCÜ
Önden gelen, önde olan, artçı karşıtı. Önde gidip haber ulaştıran kimse. Önder, kılavuz. Yürüyüşte kolun ilerisinden giden kıta, pişdar, artçı karşıtı. Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser, müjdeci, avangart.
ÜLKÜ
Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey, ideal. İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, mefkûre, ideal, vizyon. Gerçekte olmayıp yalnız düşüncede tasarım biçiminde var olan, yalnızca düşünce ile kavranabilen şey, ideal.
KILAVUZLAMA
Kılavuzlamak işi.
DELALET
Kılavuzluk. İz, işaret.
KILAVUZLAMAK
Kılavuzluk etmek.
REHBER
Kılavuz. Birinin doğruyu bulmasına yardımcı olan, yol gösteren kimse veya şey, delil.
DELİL
İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare. Kanıt. (deli:li) Kılavuz, rehber.
FİŞ
Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç. Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge. Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri. Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey. Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası. Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz.
SAĞDIÇ
Düğünde gelin veya damada kılavuzluk eden kimse.
KRUVAZÖR
Deniz yollarını gözetmek, deniz ve hava filolarına kılavuzluk etmek amacıyla topla silahlandırılmış hızlı savaş gemisi.
REHBERLİK
Kılavuzluk. Öğrencilerinin sorunlarını öğrenerek onlara yardımda bulunma.
YENGE
Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı. Düğünde geline kılavuzluk eden kadın. Bir erkeğin kendi karısından söz ederken kullandığı ad. Kadınlar için söylenen bir seslenme sözü.
ÖNCÜL
Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı. Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken, araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri, mukaddem. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri, mukaddem. Kılavuz, öncü.
REFAKATÇİ
Hastanelerde hastanın yanında kalan, hastaya yardımcı olan kimse. Kılavuz, yol gösterici kimse.