Kelimeler arşivi içinde; başında "kılavuz" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. kılavuz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kılavuz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kılavuz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KILAVUZLAMAK
KILAVUZLAMA, KILAVUZÖMER, KILAVUZTEPE
KILAVUZLAR, KILAVUZLUK
KILAVUZLU
KILAVUZ
KILAVUZ
Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber. Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb. Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç. Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse. Kılavuz kaptan. Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası. Kılavuz gemisi. Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.
KILAVUZLU
Kahramanmaraş şehri, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Samsun şehri, Asarcık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Tekirdağ kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KILAVUZTEPE
Diyarbakır kenti, Tepe nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KILAVUZLAMA
Kılavuzlamak işi.
KILAVUZLUK
Kılavuz olma durumu veya kılavuzun işi, rehberlik. Bir gemiyi limana sokma veya limandan çıkarma işi. Bireyleri ilgi, anıklık ve yeteneklerine en uygun etkinliklere yöneltmek amacıyla uzmanlarca yapılan düzenli ve sürekli yardım. Öğrencilerin bağımsız birer kişilik kazanmalarını amaç edinen düzenli ve sürekli yol gösterme etkinliği. Kişiye, özellikle okul çalışmalarında ya da işinde kendisine en çok yarar, olanak sağlayabilecek etkinlikleri seçmesinde yardımcı olup yol gösterme.
KILAVUZLAMAK
Kılavuzluk etmek.
KILAVUZÖMER
Ordu şehrinde, Bolaman bucağına bağlı bir bölge.
KILAVUZLAR
Aydın kenti, Atça bucağına bağlı bir bölge. Aydın şehri, Bozdoğan ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Bolu şehrinde, Göynük ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Burdur şehrinde, Karamanlı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Bursa şehrinde, Harmancık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Manisa şehri, Demirci belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde KILAVUZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SAĞDIÇ
Düğünde gelin veya damada kılavuzluk eden kimse.
ÖNCÜL
Önde giden, önde olan, artçıl karşıtı. Bir bilimsel çalışmada işe koyulurken, araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Bir çıkarımın öncüller kümesini oluşturan önermelerden herhangi biri, mukaddem. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri, mukaddem. Kılavuz, öncü.
KRUVAZÖR
Deniz yollarını gözetmek, deniz ve hava filolarına kılavuzluk etmek amacıyla topla silahlandırılmış hızlı savaş gemisi.
ÖNCÜ
Önden gelen, önde olan, artçı karşıtı. Önde gidip haber ulaştıran kimse. Önder, kılavuz. Yürüyüşte kolun ilerisinden giden kıta, pişdar, artçı karşıtı. Bir sanat ve düşünce akımını, çağına göre yeni bir görüşü başlatan kimse veya eser, müjdeci, avangart.
KÖSEMEN
Sürünün önünden giderek ona kılavuzluk eden koç ya da teke. Yol gösteren kılavuz. Dövüşken iri koç veya teke. Borsada öncülük yapan hisse.
DELİL
İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare. Kanıt. (deli:li) Kılavuz, rehber.
REHBER
Kılavuz. Birinin doğruyu bulmasına yardımcı olan, yol gösteren kimse veya şey, delil.
REHBERLİK
Kılavuzluk. Öğrencilerinin sorunlarını öğrenerek onlara yardımda bulunma.
MÜRŞİT
Doğru yolu gösteren kimse, kılavuz. Müritlerine tasavvufu öğreten, sırları ve gerçekleri gösteren tarikat şeyhi.
YORDAM
Yatkınlık, alışkanlık, yeti, meleke. Çeviklik, çabukluk. Yöntem. Kılavuz, yardımcı. Çalım.
HOSTES
Taşıtlarda, özellikle uçaklarda yolcu ağırlayan bayan. Bir topluluk, kongre vb. yerlerde katılanları ağırlayan, onlara kılavuzluk eden bayan. Yarışma programlarında sunucuya yardımcı olan bayan.
BAŞDUTAN
Yol gösteren, kılavuz. Yöneten, çekip çeviren.
FİŞ
Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç. Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge. Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri. Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey. Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası. Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz.
YENGE
Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı. Düğünde geline kılavuzluk eden kadın. Bir erkeğin kendi karısından söz ederken kullandığı ad. Kadınlar için söylenen bir seslenme sözü.
REFAKATÇİ
Hastanelerde hastanın yanında kalan, hastaya yardımcı olan kimse. Kılavuz, yol gösterici kimse.
KÖSEMENLİK
Yol gösterme, kılavuzluk.
KONUKÇU
Yabancı konukların yanına verilen, onları gezdiren, onlarla ilgilenen kılavuz veya arkadaş, mihmandar.
DELALET
Kılavuzluk. İz, işaret.
ÖĞRETİM
Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim. Öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçleri sağlama ve kılavuzluk etme işi.
ÜLKÜ
Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey, ideal. İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, mefkûre, ideal, vizyon. Gerçekte olmayıp yalnız düşüncede tasarım biçiminde var olan, yalnızca düşünce ile kavranabilen şey, ideal.