Sonu KIF ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kıf" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kıf ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kıf olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kıf olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KIF

Kadayıf dökmek için kullanılan süzgeçli tas. Kir, pislik : Çamaşır kıfı. Çaba. Ekin biçilmeden koparılmış tahıl başağı. İnsanın her şeyi hoş görür olduğu, elverişli durumu: Sen bunu alamazdın ya, bir kıfıma geldi. Kadeh, bardak.

VAKIF

Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para. Birçok kişi tarafından kurulan ve toplum yararına çalışmayı ilke edinen kuruluş. Bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk ve paranın idare edildiği yer.

BAŞKIF

Adana ilinde, Karaisalı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

MÜTEVAKKIF

Gerçekleşmesi bir şeye bağlı bulunan.

YENİVAKIF

Düzce ilinde, Çilimli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

HOCAVAKIF

Kastamonu ili, Hanönü ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

AKÇAVAKIF

Çankırı ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

  -   -   -  

Anlamında KIF bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KIF geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KIFIDANAK

Yavaşça : Kıfıdanak yattım.

YETİH

Bilen, aşina. Vakıf, agâh, haberdar; yetih olmak.

KIFITMAK

Kalçasını oynatarak, salına salına yürümek : Gelin hanım kıfıtarak gitti.

BİLİK

Kaz ve ördek yavrusu. Bilen, tanıyan, vâkıf. Bölük, parça, kısım. Meşe ağacı meyvesi, palamut. Bilim. Tavşan. Anaç tavuk. Kırık leblebi. Tandırda, simit biçiminde yapılmış çörek, ekmek. Silâh. Tanık. Bilirkişi: Ne bilik var ne tanık. Kadının cinsiyet organı. Vesika, vekâletname, senet, kart, kimlik cüzdanı, tezkere. Piliç. Küçük erkek çocukların cinsiyet organı. Erkeklik organı. Civciv. Tandırda pişirilen ortası delik küçük ekmek. Akıl, us, anlayış, kavrayış, bilgi. Güçlü bir seziş ve görgüden doğan ruh uyanıklığı ve zevk olgunluğu. Akıl, us, hikmet, bilgi.

ÇARKIFELEK

Yakıldığında dönerek kıvılcım saçan donanma fişeği. Çarkıfelekgillerden, güzel, büyük, parlak kırmızı çiçekleri olan, duvar kenarlarına ve kameriyeler çevresine ekilen tırmanıcı bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği, saat çiçeği (Passiflora caerulea). Talih, kader. Bir tür talih oyunu.

KIFLI

Oynak, şımarık : Senin Haççe büyüyünce pek kıflı olacak.

EVKAF

Vakıflar. Vakıf mallarını yöneten kuruluş.

TURGUCU

vâkıf (bk. bekitçi).

ÇARKIFELEKGİLLER

Ayrı çanak yapraklı iki çeneklilerden, örneği çarkıfelek olan bir bitki familyası.

MÜLK

Ev, dükkân, arazi vb. taşınmaz mal. Devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke. Vakıf olmayıp doğrudan doğruya birinin malı olan yer veya yapı.

VAHIF

Arapça kökenli vakf: vakıFar.

KIFILTI

Rahatsız edici davranış, patırtı, kıpırtı. Evecenlik, telâş : Onun canı tez de kıfıltısı eksik olmaz. İstek.

SAYIL

Deniz kıyısı. Ermiş, bilen, vâkıf. Dilenci. Yöney ve gereyler gibi, birkaç bileşkenli ya da öğeli olmayıp tek bir sayı ile belirlenen nicelik. Yalnızca büyüklüğü ile belirlenen, doğrultu özelliği olmayan (nicelik). Bir oyutun (çoğunlukla da R ya da C oyutunun) öğelerinden biri. Bir ölçek aracılığıyla ölçüye vurulan nesne ya da özelliklerin bir sayı dizgesinin birimlerine göre aldığı değer. "Saygı gör, sözün dinlensin değerin artsın anlamında kullanılan bir isim".

BELET

Kılavuz, yol gösteren kimse. Bilen, tanıyan, vâkıf: İstanbul'a belet değilim. Bilinen, belli, öğrenilen, bellenmiş: Mesele balet oldu. Yüksek, yüce. Kılavuz. Bilet. Fransızca kökenli bilet: bilet; Milli Piyango bileti.

TURGU

vakıf, te'sis (bk. bekit). -betisi (dayancı): vakfiyye, te'sis senedi.

TEVLİYET

Vakıf mallarına bakma görevi.

KIFIL

Kilit, anahtar : Kıfılı getir, kapıyı aç. Çam ağacının dökülen kuru yaprakları. Böceklerden korumak için asma kütüklerine ve filiz yerlerine sürülen macun. Kurutulmuş labada çiçeği. Asma kilit. (Küllük Iğdır Kars).

MEVKUFATÇI

Mevkufat adı altında toplanan kaçkın resmi, boşalmış timar ve vakıf gelirleri ile geleneksel vergilerden savaş için ayrılan para işleriyle uğraşan görevli.

VAKFİYE

Bir vakfın şartlarını bildiren belge, vakıfname.