KÖTÜ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kötü" olan, toplam 44 adet kelime bulunmaktadır. kötü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kötü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kötü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KÖTÜLEYEBİLMEK, KÖTÜMSERLEŞMEK

13 harfli kelimeler

KÖTÜMSERLEŞME, KÖTÜRÜMLEŞMEK, KÖTÜLEYEBİLME, KÖTÜLEŞTİRMEK

12 harfli kelimeler

KÖTÜLÜKÇÜLÜK, KÖTÜRÜMLEMEK, KÖTÜRÜMLEŞME, KÖTÜLEŞTİRME, KÖTÜLEŞTİRİŞ

11 harfli kelimeler

KÖTÜMSERLİK

10 harfli kelimeler

KÖTÜLENMEK, KÖTÜMSEMEK, KÖTÜLEŞMEK, KÖTÜCÜLLÜK, KÖTÜRÜMLÜK, KÖTÜPARMAK

9 harfli kelimeler

KÖTÜLEŞME, KÖTÜLENME, KÖTÜLENİŞ, KÖTÜLEMEK, KÖTÜLEYİŞ, KÖTÜBÖYCÜ, KÖTÜLÜKÇÜ, KÖTÜBÖĞCÜ

8 harfli kelimeler

KÖTÜBÖCÜ, KÖTÜMSER, KÖTÜLEME, KÖTÜDERT

7 harfli kelimeler

KÖTÜRÜM, KÖTÜLIH, KÖTÜRĞE, KÖTÜRGÜ, KÖTÜRGE, KÖTÜRCE, KÖTÜLÜK, KÖTÜCÜL

6 harfli kelimeler

KÖTÜRE, KÖTÜRÜ, KÖTÜCE, KÖTÜYH

5 harfli kelimeler

KÖTÜK

4 harfli kelimeler

KÖTÜ

Bazı kelimelerin anlamları

KÖTÜ

İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı. Korku, endişe veren. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan. Zararlı, tehlikeli. Kaba ve kırıcı. Aşırı, çok.

KÖTÜMSERLİK

Kötümser olma durumu, karamsarlık, bedbinlik. Her şeyi en kötü yanından ele alan, her durumu karanlık gören ve hep en kötüyü bekleyen dünya görüşü, pesimizm, pesimistlik.

KÖTÜMSERLEŞME

Kötümserleşmek işi.

KÖTÜRÜMLEŞMEK

Kötürüm duruma gelmek. Algılama özelliğini kaybetmek.

KÖTÜLEYEBİLMEK

Kötüleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

KÖTÜLEYEBİLME

Kötüleyebilmek işi.

KÖTÜMSERLEŞMEK

Kötümser duruma gelmek, karamsarlaşmak.

KÖTÜLÜKÇÜLÜK

Kötülükçü olma durumu, şerirlik.

KÖTÜLEŞTİRMEK

Kötü duruma gelmesine yol açmak.

KÖTÜMSEMEK

Bir olay, bir konu vb.ni yalnız olumsuz yönleriyle düşünmek veya ele almak.

KÖTÜLEŞMEK

Kötü duruma gelmek. Kadın, toplumun ahlak kurallarına aykırı davranmaya başlamak.

KÖTÜLENMEK

Kötüleme işi yapılmak veya kötüleme işine konu olmak.

KÖTÜRÜMLEŞME

Kötürümleşmek işi.

KÖTÜRÜMLEMEK

Buğdayın içindeki iri samanı kalburlamak.

KÖTÜLEŞTİRİŞ

Kötüleştirme işi.

KÖTÜLEŞTİRME

Kötüleştirmek işi.

  -   -   -  

Anlamında KÖTÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÖTÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AHLAKLILIK

Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

ABULLABUT

Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

ATLATMAK

Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.

ADİ

Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.

ACIMAK

Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.

AHLAKSIZ

Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.

AYDINLIK

Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.

ADLANMAK

Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.

AŞAĞI

Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı. Bayağı, adi. Niteliği düşük, kötü. Daha küçük, daha az. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri. Değeri daha az. Aşağıya, yere doğru. Bir yere göre daha alçak yerde bulunan.

AZARLANMAK

Paylanmak, kötü sözle karşılaşmak.

AZDIRMAK

Azmasına sebep olmak. Şımartmak. Azgın duruma getirmek. Kötü davranış veya alışkanlıklara sürüklemek, yoldan çıkarmak.

ABDESTSİZ

Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.

ARANMAK

Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

AYNASIZ

Aynası olmayan. Polis. Hoşa gitmeyen, kötü, yakışıksız, çirkin, ters, biçimsiz.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ALÇAK

Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

AĞIRCA

Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.