İçinde KÖTÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kötü" olan, toplam 47 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kötü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kötü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kötü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KÖTÜLEYEBİLMEK, KÖTÜMSERLEŞMEK

13 harfli kelimeler

KÖTÜLEYEBİLME, KÖTÜRÜMLEŞMEK, KÖTÜLEŞTİRMEK, KÖTÜMSERLEŞME

12 harfli kelimeler

KÖTÜRÜMLEMEK, KÖTÜRÜMLEŞME, KÖTÜLEŞTİRİŞ, KÖTÜLEŞTİRME, KÖTÜLÜKÇÜLÜK

11 harfli kelimeler

KÖTÜMSERLİK

10 harfli kelimeler

KÖTÜCÜLLÜK, KÖTÜRÜMLÜK, KÖTÜMSEMEK, KÖTÜLEŞMEK, KÖTÜLENMEK, KÖTÜPARMAK, KÖSKÖTÜRÜM

9 harfli kelimeler

KÖTÜLÜKÇÜ, KÖTÜLEYİŞ, KÖTÜLEŞME, KÖTÜLENME, KÖTÜLENİŞ, KÖTÜLEMEK, KÖTÜBÖĞCÜ, KÖTÜBÖYCÜ

8 harfli kelimeler

KÖTÜDERT, ÖKÜZKÖTÜ, KÖTÜBÖCÜ, KÖTÜMSER, KÖTÜLEME

7 harfli kelimeler

KÖTÜRÜM, KÖTÜLIH, KÖTÜLÜK, KÖTÜRCE, KÖTÜRGE, KÖTÜRGÜ, KÖTÜRĞE, KÖTÜCÜL

6 harfli kelimeler

KÖTÜCE, KÖTÜRE, KÖTÜRÜ, KÖTÜYH

5 harfli kelimeler

KÖTÜK, ÖKÖTÜ

4 harfli kelimeler

KÖTÜ

Bazı kelimelerin anlamları

KÖTÜ

İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı. Korku, endişe veren. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan. Zararlı, tehlikeli. Kaba ve kırıcı. Aşırı, çok.

KÖTÜRÜMLEŞMEK

Kötürüm duruma gelmek. Algılama özelliğini kaybetmek.

KÖTÜCÜLLÜK

Kötücül olma durumu.

KÖTÜLEŞTİRMEK

Kötü duruma gelmesine yol açmak.

KÖTÜMSERLEŞME

Kötümserleşmek işi.

KÖTÜRÜMLEMEK

Buğdayın içindeki iri samanı kalburlamak.

KÖTÜRÜMLÜK

Kötürüm olma durumu.

KÖTÜLEŞTİRİŞ

Kötüleştirme işi.

KÖTÜMSERLEŞMEK

Kötümser duruma gelmek, karamsarlaşmak.

KÖTÜLEYEBİLMEK

Kötüleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

KÖTÜLÜKÇÜLÜK

Kötülükçü olma durumu, şerirlik.

KÖTÜMSEMEK

Bir olay, bir konu vb.ni yalnız olumsuz yönleriyle düşünmek veya ele almak.

KÖTÜRÜMLEŞME

Kötürümleşmek işi.

KÖTÜMSERLİK

Kötümser olma durumu, karamsarlık, bedbinlik. Her şeyi en kötü yanından ele alan, her durumu karanlık gören ve hep en kötüyü bekleyen dünya görüşü, pesimizm, pesimistlik.

KÖTÜLEYEBİLME

Kötüleyebilmek işi.

KÖTÜLEŞTİRME

Kötüleştirmek işi.

  -   -   -  

Anlamında KÖTÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÖTÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AZARLANMAK

Paylanmak, kötü sözle karşılaşmak.

ABULLABUT

Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).

ACIMAK

Tadı acı duruma gelmek, acılaşmak. Başkasının uğradığı veya uğrayacağı kötü bir duruma üzülmek. Merhamet etmek. Acılı, ağrılı olmak.

AFET

Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.

ADLANMAK

Kendisine ad verilmek, isimlenmek. Kötü ün kazanmak, isimlenmek.

ATLATMAK

Atlama işini yaptırmak. Görüşmek, konuşmaktan kaçmak. Aldatmak. Kötü bir durumu geçiştirmek, savmak. Savsaklamak. Basında başka ilgililerden önce bir haberin yayımlanmasını sağlamak.

AHLAKSIZ

Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.

AYDINLIK

Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Kötülükten uzak, temiz, saf. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.

ADİ

Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.

AĞIRCA

Oldukça ağır. Kötüleşmiş (hasta). (ağı'rca) Oldukça ağır bir biçimde.

AHLAKLILIK

Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.

AŞAĞI

Bir şeyin alt bölümü, zir, yukarı karşıtı. Bayağı, adi. Niteliği düşük, kötü. Daha küçük, daha az. Eğimli bir yerin daha alçak olan yeri. Değeri daha az. Aşağıya, yere doğru. Bir yere göre daha alçak yerde bulunan.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

AZDIRMAK

Azmasına sebep olmak. Şımartmak. Azgın duruma getirmek. Kötü davranış veya alışkanlıklara sürüklemek, yoldan çıkarmak.

AYNASIZ

Aynası olmayan. Polis. Hoşa gitmeyen, kötü, yakışıksız, çirkin, ters, biçimsiz.

ABDESTSİZ

Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ARANMAK

Arama işine konu olmak. Kendi kendine bir şeyler aramak. İsteklisi bulunmak. Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek. Eksikliği duyulmak. Şart koşulmak. Kendisine eş ya da sevgili aramak.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

ALÇAK

Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).