Kelimeler arşivi içinde; sonunda "körü" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu körü ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında körü olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde körü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DOMUZELİNİNKÖRÜ
DONUZOĞLUKÖRÜ
ÖLLÜYÜNKÖRÜ
ÜSTÜNKÖRÜ, DONUZKÖRÜ
ELİNKÖRÜ, ÖLÜNKÖRÜ, ÜLÜNKÖRÜ
AKÖRÜ
KÖRÜ
KÖRÜ
Çalım, caka.
DONUZKÖRÜ
Köy odalarında üzerine kütük dayamak için ocağın arka tarafına konulan, üç ayaklı, deve boyunlu, demir sacayak.
ÖLÜNKÖRÜ
Ocaklarda, yakılan odunları dayamaya yarayan üç ayaklı büyük, demir sacayak. Küçük lamba, idare lambası. Kötü, yaramaz: Bu kimse çok ölünkörü.
AKÖRÜ
Antalya kenti, Kaş ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ÜSTÜNKÖRÜ
İnceliklerine inmeden, özen göstermeden, gelişigüzel, baştan savma yapılan. (üstü'nkörü) İnceliklerine inmeden, özen göstermeden, gelişigüzel, şöyle bir, baştan savma, eğreti, üstten.
ÖLLÜYÜNKÖRÜ
Ocaklarda, yakılan odunları dayamaya yarayan üç ayaklı büyük, demir sacayak.
DONUZOĞLUKÖRÜ
Köy odalarında üzerine kütük dayamak için ocağın arka tarafına konulan, üç ayaklı, deve boyunlu, demir sacayak.
ÜLÜNKÖRÜ
Eskiden ocaklara konulan demir ızgara, sacayak.
ELİNKÖRÜ
Büyük ocaklarda kullanılan bir çeşit sacayağı.
DOMUZELİNİNKÖRÜ
Köy odalarında üzerine kütük dayamak için ocağın arka tarafına konulan, üç ayaklı, deve boyunlu, demir sacayak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÖRÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
HARMONYUM
Dış görünüşü piyanoya benzeyen, körüğü ayakla işletilen küçük org, armonyum.
ÇIRPIŞTIRMA
Çırpıştırmak işi. Çarçabuk, özensiz ve üstünkörü yapılmış olan (iş).
KARIŞTIRMAK
Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Üstünkörü okumak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Kurcalamak, oynamak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.
GELİŞİGÜZEL
Herhangi bir, baştan savma, rastgele, lalettayin. Üstünkörü.
DİKTA
Hiçbir şart olmaksızın körü körüne uyulması gereken buyruk.
KÖRÜKÇÜ
Körük yapan veya satan kimse. Körükleyici. Körük kullanan kimse.
ESİR
Tutsak. Atomlar arasındaki boşluğu ve bütün evreni doldurduğu varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz. Bir düşünceye veya bir kimseye körü körüne bağlı olan kimse. Hava. Köle.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
KALAYCI
Kap kalaylayan kimse. Üstünkörü iş yapan, sahtekâr.
KAPKAÇÇI
Kapıp kaçmak yoluyla hırsızlık yapan kimse. Üstünkörü, gereken önem verilmeyen, baştan savma, alelade.
ÇIRPIŞTIRMAK
Emek harcamadan özensiz ve üstünkörü yapmak.
KÖRÜKÇÜLÜK
Körükçünün yaptığı iş.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
FAYTON
Tek körüklü, dört tekerlekli, genellikle çift atlı binek arabası, payton. Perde ayaklılardan, sıcak deniz kıyılarında yaşayan, uzun kuyruklu bir kuş (Phaeton).
KAFATASÇILIK
İnsanları kafataslarının biçimine göre değerlendiren görüş. Bir düşünce, inanç vb.ne körü körüne bağlılık.
BESLEME
Beslemek işi. Herhangi bir kuruluşu, onun maddi yardımları dolayısıyla körü körüne destekleyen. Evlatlık olarak alınarak ev işlerinde çalıştırılan kız, besleme kız, beslemelik, beslek. Akım voltajı.
EĞRETİ
Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde. Belli belirsiz. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan. Uyumsuz, yakışmamış. Üstünkörü, ciddiye almadan. Takma.
AJİTATÖR
Körükleyici.