Kelimeler arşivi içinde; başında "köprü" olan, toplam 31 adet kelime bulunmaktadır. köprü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu köprü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde köprü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KÖPRÜMAHMUZU
KÖPRÜLENMEK, KÖPRÜKBACAK
KÖPRÜCÜLER, KÖPRÜCÜLÜK, KÖPRÜLENME, KÖPRÜLENİŞ, KÖPRÜGÖREN, KÖPRÜHİSAR
KÖPRÜYOLU, KÖPRÜYANI, KÖPRÜYAKA, KÖPRÜÜSTÜ, KÖPRÜÖREN, KÖPRÜLEME, KÖPRÜGÖZÜ, KÖPRÜDERE, KÖPRÜBAŞI, KÖPRÜALAN, KÖPRÜAĞZI
KÖPRÜKÖY, KÖPRÜÇAY, KÖPRÜCÜK, KÖPRÜLER, KÖPRÜLÜK, KÖPRÜOVA, KÖPRÜCEK
KÖPRÜLÜ, KÖPRÜCÜ
KÖPRÜ
Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı. İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey. Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılmış olan diş protezi. Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü. Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu. Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri.
KÖPRÜLENME
Köprülenmek işi.
KÖPRÜGÖREN
Artvin ilinde, Kılıçkaya bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KÖPRÜÖREN
Kütahya şehrinde, Köprüören Bucağı.
KÖPRÜKBACAK
Bir çeşit at.
KÖPRÜCÜLÜK
Köprücünün yaptığı iş.
KÖPRÜLENİŞ
Köprülenme işi.
KÖPRÜLEME
Vücudun bir yerinden alınan damarı tıkanmış damarın yerine koymak suretiyle yapılan tedavi, damar aktarma, baypas. Bir elektriksel aygıtı başka biri ile ya da bir direncin yanı sıra koşut olarak bağlama.
KÖPRÜÜSTÜ
Trabzon şehrinde, Dağbaşı bucağına bağlı bir yer.
KÖPRÜYANI
Trabzon kenti, Maçka ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KÖPRÜMAHMUZU
(Mimarlık) Köprü ayaklarında akıntıya karşı direnci arttırmak için yapılan, taşlarla beslenmiş ve gemi burnu biçimi verilmiş bölüm.
KÖPRÜCÜLER
Bolu kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KÖPRÜYAKA
Artvin şehri, Şavşat belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KÖPRÜLENMEK
Köprülü duruma gelmek, köprüsü olmak.
KÖPRÜHİSAR
Bursa şehrinde, Yenişehir belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KÖPRÜYOLU
Muş şehrinde, Karaağıl bucağına bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÖPRÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MAKAS
Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan araç, sındı. Birbirine komşu iki demir yolu hattını hemen bunların uzantısındaki üçüncü hatta bağlamaya yarayan alet. Mobilyalarda yukarıdan aşağıya doğru açılan kapakları yatay konumda tutmak amacıyla yapılmış mafsallı, kollu kapak aracı. Su topunda iki ayağın teker teker yarım daire biçiminde çevrilmesiyle yapılmış olan bir hareket. Çatı ve köprülerde genellikle ağaç veya çelikten yapılan, ağırlığı karşılıklı iki ayağa veya duvara aktaran çatılmış kiriş sistemi. Üst uçları birbirine bağlı, alt uçları açık olan iki direkten kurulmuş, ağırlık kaldırma düzeni. Dirsek. Çalma, kırpma. Bazı araçlarda üst üste konulmuş birkaç yassı çelikten yay. Bazı eklem bacaklı hayvanların ön ayaklarında bulunan, savunma ve saldırmada kullanılan kıskaç. Birbirini kesen demir yolu kavşağı.
VİYADÜK
Köprü yol.
GEÇEK
Çok geçilen yer, işlek yol. Küçük tahta köprü.
ÜSTYAPI
Altyapı üzerine kurulan, oturmaya veya üretime yarayan yapıların tümü. Altyapı üzerinde oluşan kültür, din, sanat, felsefe, bilim, ülkü, siyasal kurumlar gibi toplumsal değerleri içeren genel kavram, altyapı karşıtı. Demir yolculukta toprak düzleme hattının ve köprü, kemer vb. sanat eserlerinin üstünde yapılmış olan ve demir yolu hattının döşenmesini amaçlayan etkinliklerin tümü. Bir alaşımın mikroskop kullanmadan çıplak gözle incelenen yüzeysel tabakalarından anlaşılabilen genel yapısı.
DUBA
Yük taşımak veya köprü kurmak için kullanılan altı düz bir tür deniz aracı. İçi boş, her yanı kapalı, suyun üstünde yüzen bir tür büyük şamandıra.
TABLİYE
Köprü yapımında ilk olarak yerleştirilen ve köprüyü oluşturan bölüm.
KÖPRÜCÜ
Köprü yapan kimse. Tombazlarla köprü kuran istihkâm kıtası. Osmanlı ülkelerinde, özellikle ordunun geçeceği yollar üzerindeki köprüleri onarmak ve korumakla görevli takım.
MAHMUZ
Çizmenin, potinin arkasına takılan ve binek hayvanlarını dürtüp hızlandırmaya yarayan demir veya çelik parça. Tavukgillerin ve bazı kuşların ayakları ardında bulunan, boynuz yapısındaki sivri uzantı. Köprü ayaklarında, basıncı azaltmak için suyun geldiği ve gittiği yanlardaki çıkıntı. Eski tür savaş gemilerinde su kesimi altında, ileriye doğru uzanan, karşısındaki gemiyi batırabilen uzantı.
TUZLUK
İçine tuz konulan kap. Otlayan hayvanların tuz gereksinimini karşılamak üzere, öğütülmüş kaya tuzlarının, yağmurdan korunmasını ve hayvanların rahatça yararlanmasını sağlayan üstü kapalı yer. Atlarda gözün üstündeki, insanlarda köprücük kemiğinin ardındaki çukur yer.
ABAY
Şaşma ve korku ünlemi. Beceri. Seziş, anlayış. Büyük erkek kardeş. Kastamonu kenti, Taşköprü ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
BAYPAS
Köprüleme. Devre dışı.
GABARİ
Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları, yan görüşü çizmeye, hazırlamaya veya denetlemeye yarayan örnek. Motorlu veya motorsuz taşıtların köprü vb. altından rahatça geçebilmeleri için en yüksek boyutları belirten ölçüler. Bir binanın, yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği.
MÜHENDİS
İnsanların her türlü ihtiyacını karşılamaya dayalı yol, köprü, bina gibi bayındırlık; tarım, beslenme gibi gıda; fizik, kimya, biyoloji, elektrik, elektronik gibi fen; uçak, otomobil, motor, iş makineleri gibi teknik ve sosyal alanlarda uzmanlaşmış, belli bir eğitim görmüş kimse.
KÖPRÜCÜK
Küçük köprü.
İSKELE
Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.
SIRAT
Sırat köprüsü. Yol.
YAPI
Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni.
ABDALHASAN
Kastamonu şehri, Taşköprü ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
KÖPRÜLÜ
Köprüsü olan. İki bölümü bir köprü ile birbirine bağlanmış (yapı).
TOMBAZ
Irmaklarda işleyen, altı düz kayık. Üzerinde köprü kurulan, altı düz kayık biçiminde duba, ponton.