Kelimeler arşivi içinde; başında "kuv" olan, toplam 60 adet kelime bulunmaktadır. kuv ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kuv ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kuv olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KUVVETLENEBİLMEK
KUVVETLENDİRİCİ, KUVVETLENDİRMEK, KUVVETLENEBİLME
KUVVETLENDİRİŞ, KUVVETLENDİRME
KUVAYIMİLLİYE
KUVVETSİZLİK, KUVVETLENMEK
KUVVETLENME, KUVVETLENİŞ, KUVVETÖLÇER, KUVVETSİZCE
KUVVETLİCE, KUVAÇLAMAK, KUVAŞLAMAK
KUVALAMAK, KUVAKDERE, KUVVETSİZ, KUVŞANMAK, KUVARSSIZ
KUVVETLİ, KUVVETLE, KUVERTÜR, KUVEYTLİ, KUVARSİT, KUVANMAK, KUVALTAK, KUVARSLI, KUVALMAK, KUVALDAK, KUVALDAM
KUVAÇKA, KUVALTI, KUVURMA, KUVALAK, KUVETLİ
KUVMAK, KUVİÇA, KUVIÇA, KUVANK, KUVVET, KUVARS, KUVARİ, KUVARI
KUVAK, KUVAĞ, KUVVE, KUVAR, KUVEL, KUVUZ, KUVUT, KUVUŞ, KUVRA, KUVÖZ, KUVLE, KUVET, KUVAT, KUVER
KUV
KUV
Ağaç mantarı.
KUVAYIMİLLİYE
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Yunanların İzmir'i işgal etmeleri ve Anadolu'da ilerlemeleri üzerine kurulan ve onlara karşı savaşan milli teşkilat.
KUVVETLİCE
Oldukça güçlü, kuvvetli. (kuvvetli'ce) Güçlü bir biçimde.
KUVVETLENEBİLME
Kuvvetlenebilmek işi.
KUVAÇLAMAK
Kovalamak.
KUVVETLENEBİLMEK
Kuvvetlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KUVVETSİZLİK
Kuvvetsiz olma durumu, güçsüzlük.
KUVVETLENME
Kuvvetlenmek işi.
KUVVETLENDİRİCİ
Gücü artıran, güçlendirici şey. Fotoğrafçılıkta negatiflerin güçlendirilmesini sağlayan banyo.
KUVVETLENDİRME
Kuvvetlendirmek işi.
KUVVETLENDİRİŞ
Kuvvetlendirme işi.
KUVVETLENİŞ
Kuvvetlenme işi.
KUVVETSİZCE
Kuvvetsiz bir biçimde.
KUVVETLENMEK
Güç kazanmak, direnci veya gücü artmak.
KUVVETÖLÇER
Kuvvetleri ölçmeye yarayan cihaz, dinamometre.
KUVVETLENDİRMEK
Güçlenmesini sağlamak, gücünü artırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KUV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİLEŞEN
Bir bileşke oluşturan kuvvetlerin her biri.
BAŞKOMUTAN
Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan, başkumandan, serdar.
ÇELİM
Güç, kuvvet.
AKİK
Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.
ALMAÇ
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör.
BİLEK
Elle kolun, ayakla bacağın birleştiği bölüm. Güç, kuvvet.
BİLEŞKE
Bir araya gelme, toplaşma, birleşme. Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eşit olan tek kuvvet, muhassala.
ATEŞKES
Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.
CEBELİ
Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker. Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
AMETİST
Süs taşı olarak kullanılan, mor renkte bir kuvars türü.
AKI
Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.
BABAYİĞİT
Yürekli kimse. Güçlü kuvvetli (kimse). Bir girişimde kendine güvenebilecek durumda olan kimse.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
ARMATÜR
Bir aletin ana bölümünü oluşturan kısım. Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. Bir mıknatısın iki kutbu arasında kuvvet akımını toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası.
BAHRİYELİ
Deniz Kuvvetlerine bağlı asker. Deniz Harp Okulu öğrencisi.
AKTÜALİZM
Edimselcilik. Kuvveden fiile geçmiş olan hâl.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
ASTSUBAY
Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay meslek yüksekokullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker, gedikli.
BASAMAK
Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Derece, aşama, kerte, evre. Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.