Kelimeler arşivinde; içinde "kuv" olan, toplam 76 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kuv bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kuv ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kuv olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KUVVETLENEBİLMEK
KUVVETLENEBİLME, KUVVETLENDİRİCİ, KUVVETLENDİRMEK
KİLOGRAMKUVVET, KUVVETLENDİRİŞ, KUVVETLENDİRME, PASKUVARİYELLO
KUVAYIMİLLİYE
TURKUVAZIMSI, KUVVETSİZLİK, KUVVETLENMEK, SIRKUVLANMAK
BURKUVERMEK, KUVVETÖLÇER, KUVVETSİZCE, KUVVETLENME, KUVVETLENİŞ
KUVAÇLAMAK, SOKUVERMEK, KUVVETLİCE, ÇOKUVERMEK, BURKUVERME, GRAMKUVVET, KUVAŞLAMAK
KUVARSSIZ, KUVŞANMAK, KUVALAMAK, KUVAKDERE, SIRKUVLUK, KUVVETSİZ, SOKUVERME
KUVERTÜR, KUVEYTLİ, YELKUVAN, TURKUVAZ, KUVVETLİ, KUVARSLI, OKUVOMAK, KUVARSİT, KUVVETLE, KUVANMAK, KUVALTAK, KUVALMAK, KUVALDAM, KUVALDAK
KUVETLİ, KUVURMA, KUVALAK, KUKUVAK, KUVAÇKA, KUVALTI
SIRKUV, KUVARS, KUVMAK, KUVVET, KUVİÇA, KUVIÇA, KUVANK, KUVARI, KUVARİ
KUVÖZ, KUVRA, KUVVE, KUVAĞ, KUVAK, KUVAR, KUVAT, KUVEL, KUVER, KUVET, KUVUZ, KUVUT, KUVUŞ, KUVLE
KUV
KUV
Ağaç mantarı.
SIRKUVLANMAK
Sırnaşmak, arsızlanmak.
KUVAYIMİLLİYE
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Yunanların İzmir'i işgal etmeleri ve Anadolu'da ilerlemeleri üzerine kurulan ve onlara karşı savaşan milli teşkilat.
KUVVETLENDİRME
Kuvvetlendirmek işi.
KUVVETLENDİRİCİ
Gücü artıran, güçlendirici şey. Fotoğrafçılıkta negatiflerin güçlendirilmesini sağlayan banyo.
PASKUVARİYELLO
İtalya halk doğaçlama tiyatrosunda yaşlı bir âşık tipi. Genellikle uşaktır.
KUVVETLENDİRMEK
Güçlenmesini sağlamak, gücünü artırmak.
KUVVETLENEBİLMEK
Kuvvetlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KUVVETÖLÇER
Kuvvetleri ölçmeye yarayan cihaz, dinamometre.
KİLOGRAMKUVVET
Kilogramağırlık.
TURKUVAZIMSI
Rengi turkuvazı andıran.
BURKUVERMEK
Çabucak veya ansızın burkmak.
KUVVETSİZLİK
Kuvvetsiz olma durumu, güçsüzlük.
KUVVETLENDİRİŞ
Kuvvetlendirme işi.
KUVVETLENMEK
Güç kazanmak, direnci veya gücü artmak.
KUVVETLENEBİLME
Kuvvetlenebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KUV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMETİST
Süs taşı olarak kullanılan, mor renkte bir kuvars türü.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
ATEŞKES
Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması, bırakışma, mütareke.
CEBELİ
Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker. Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti.
BABAYİĞİT
Yürekli kimse. Güçlü kuvvetli (kimse). Bir girişimde kendine güvenebilecek durumda olan kimse.
BAŞKOMUTAN
Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan, başkumandan, serdar.
AKI
Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.
ÇELİM
Güç, kuvvet.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
BAHRİYELİ
Deniz Kuvvetlerine bağlı asker. Deniz Harp Okulu öğrencisi.
BİLEK
Elle kolun, ayakla bacağın birleştiği bölüm. Güç, kuvvet.
BASAMAK
Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Derece, aşama, kerte, evre. Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.
ALMAÇ
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör.
BİLEŞEN
Bir bileşke oluşturan kuvvetlerin her biri.
ARMATÜR
Bir aletin ana bölümünü oluşturan kısım. Bir kondansatördeki iki iletken yüzeyden her biri. Bir mıknatısın iki kutbu arasında kuvvet akımını toplu bir duruma getirmek için bu kutuplar arasına yerleştirilen demir parçası.
AKTÜALİZM
Edimselcilik. Kuvveden fiile geçmiş olan hâl.
AKİK
Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.
ASTSUBAY
Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay meslek yüksekokullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker, gedikli.
BİLEŞKE
Bir araya gelme, toplaşma, birleşme. Bir cisme uygulanan birkaç kuvvetin toplam etkisine eşit olan tek kuvvet, muhassala.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.